Zevkli.ORG  


Geri Dön   Zevkli.ORG > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Edebiyat


Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 01-14-2010, 01:13 PM   #1
•« HaZỉи SέVdaM »•
***нırçıɴ ve αɢreѕιғ***
 
•« HaZỉи SέVdaM »• - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Bulunduğu Yer: Uçurumun ucundayım gel atlayalım sanane yahu evime mi gelecen :D
Mesajlar: 16.647
Tecrübe Puanı: 8980462
Rep Puanı : 1796035440
Karizma Derecesi : •« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute•« HaZỉи SέVdaM »• has a reputation beyond repute
Tanımlı Arsızdır, zamanı ve mekânı yeniden yaratan cümleler…



Sessizlik öfkelendiğinde, anlamın üzerine çöken sözde yeni arayış örnekleri, kelimeleri epeyce örselemişti. Yeni biçimiyle kelimeler, gizemli yaratıkları andırıyordu. En önemlisi yan anlamlar kaybolmuştu.

Bu boşlukta, sınırlı bir alan içerisinde yaşayan, öngörüsü sınırlı kelebekler tarafından değişime uğratılmış biçimlerden farklı yaklaşımlar doğamayacağını söyledi.

Anladığım kadarıyla, düş bahçesi böylesine varlığın uzağındayken, yan anlamların anlama yamanarak bir bütün oluşturduğu gerçeği böylesine gün ışığındayken, içeriğe biçim üzerinden yapılan saldırının, ilgiyi, içinden çıkılmaz garipsenen durumların içine hapsetmesine daha fazla dayanamadı.

Biraz da kızgın bir tavırla: ”O büyülü inceliği görmek istiyorum.” Dediğinde, sesi titriyordu.

İnceden bir yağmura koşan ruhu görmek isteyen tutkuya bağlı birikimin bu kışkırtıcı yüzü beni heyecanlandırdı. Dayanamadım. Kolayca elde etmenin karşısında duran, sözü, denetim altına alınmış aklın ötesinde arayan koruyucuyu alkışladım.

Alkış sesi, ışıklı çemberin içindeki acısına kafes ören Ay Kuşu’nun büyük ilgisinin kapısını vurunca, her zaman olduğu gibi kör makine çalışmaya başladı.

Önce, gerçeğine sıkı sıkıya sarılmış halinin ışığını yaktı. Sonra, yargılarının kendine sağladığı güven ortamının sıcaklığından bahsetmeye başladı.

Kendi gözünün gerçeği ona mutluluk veriyor olmalıydı ki alışkanlıklarım benim yaşam biçimimdir, diye belirleyici son cümleyi bir değerlendirme olarak duvara yazdı.

O an garip bir şey oldu: Korkusuyla göz göze geldim. İç dünyasının kurumuş bahçesine gizlenen o korkusuyla. O, soyuttan somuta pervasızca inen çirkin korkuyla… Somuta indirilen derin darbeyle…

Düşündüm… -Bazen biliriz görmeden…-

Bir durumdan sonra susanlar ne düşünür acaba? Anlam ve içerik düzlemindeki bu kasırga, bu otofajik durum ve sessizlik ve körlük, ağacı yeşertir mi?

Hazırlanan yaşam biçimleri, nadide iletişimi! o sıradanlığın içine sokmaya çalışan zamanın garip yüzünün değerleri eritmesi eylemi, kavramların içini boşaltan anlaşmalı ilişkiler, gelişmenin temelindeki eleştiriyi destekler mi?

Aman Tanrım!

Islık çalıyor düşzaman
Çırılçıplak su yaprakları
Gecenin duyarlı rengine…

-Arsızdır, zamanı ve mekânı yeniden yaratan cümleler…-

Acaba, ‘Sorular’ yaşamının bir parçası olsaydı, işin içinden çıkabilir miydi?

Basit bir soruyla, “Kendim için neyi, nasıl yorumluyorum?” Sorusuyla. Küçük odanın küçük penceresini gün ışığına açsaydı.

Bilemiyorum, başlangıçta neyin ne kadar farkındaydı? Kestirmem çok güçtü. Ama emin olduğu bir şey vardı: Ne zaman tespit ettiği olumsuzlukları, salt birkaç nedene bağlayıp, yaratılanı, olguları, dar değerlendirme kalıpları içine sıkıştırarak, yaşamı tarif etmeye çalışsa, işler çok karışıyordu.

Ancak bir rüzgârla evlenen yeryüzünü okşayabilir!

Neden anlamlı bir hayatın içerisine giremiyorum? Sorusuyla birkaç kapının zilini çaldığını, ancak bir sonuç elde edemediğini çaresiz biri gibi söylediğinde, gerekli kelimeleri bulamamıştım. Yolda karşılaşmıştık.

Üstelik yağmur yağıyordu ve o şemsiyesinin altındaki korkaklığa sığınmıştı. Küçük bir çocuk bile yağmurla sevişmesini bilir.

İçine asılan boşlukta, susma, benzeşme ve kabullenme çarkının dişlileri arasında yok olmaya mahkum bir yalnızlığın, etine batan kara dikenden kurtulmasının çarelerini bulmaya çalışmak, ayaküstü konuşulacak konu değildi.

Nitelik, kimliği ve kültürü ile ortaya çıkıyordu…

Kendisine durumu bir mektupla bildireceğimi söyledim. Ertesi akşam heybemde sakladığım iyi ve güzel bir niyeti düşünceme iliştirerek, çatı bir hedef yazabilmek için gözümün ucunda durması gereken gerekçeleri sıralamaya başladım.

İnanca dayalı politikaların alternatif bilgi üretmediği zavallı bir kentte, binlerce kez kopyalanmış bir eylemin, gerçeğin üzerine çöreklenen o ağır baskıya karşı geliştirilen bir savunma mekanizması olduğuna karar verdim.

Büyük bir olasılıkla bakmayı bilmiyordu. Basit ve çok iyi bilinen bir gerçeği gözden kaçırıyordu. Görünenin iç yüzünü görmeye çalışmak… Gerçeğin büyük bir kısmı o görünmeyen yüzde değil miydi?

Ancak bilgileriyle bütüne sahip olduğunu sanması durumunda doğru ve nesnel gerçekleri gözden kaçırabileceğini hiç akıl edememiş olması da ilginçti.

-Kör dürtülerinin esiri olmuş, kalıplaşmış tutumların kucağında yaşama sönük göndermeler yapan bir fotoğraf ile karşı karşıya kalmanın hiçliği çınlıyor…-

Bu gözün ırağına kaçan durum, şimdi onu, kendisiyle yüzleştiği, dolambaçları olan bir bahçenin içine atmıştı.
Biliyorum: Korkularının açılımının ardında, içine girdiği ortamda üstlendiği pasif tanıklık rolünün yansımaları yatıyordu. Ancak, korkuları yenmenin başka yolları olmalıydı. Üstelik kişiselleştirilmiş küçük tavırları, menfaatlerinin meşalesi olduğunda kalem eline küsmeye başlıyordu. Yavaş yavaş soluklaşıyordu mürekkep…

Çok daha ilginç olan ise o eşi benzeri olmayan varlıktan eksilenin yalnızlığına yamanmasıydı ve o bu durumu, büyümenin kadere yamanan kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyordu.

-Düşüyorsun bir taş gibi uysal ve ağırbaşlı. Soluklaşmış tarih ve mekân kapanıyor üstüne…-

Kim, dili suskun, ağır ağır ürkü soluyan bir zamanın hiçliğinde yaşamak ister ki? Öncelikle görüneni temel alarak anlam yüklemek kolaycılığından bir an önce uzaklaşmalıydı.

Hayatın her geçen gün öğrenilmiş çaresizliği yüzüne üfleyip durmasından sonu inzivaya çekilmeye götürecek şekilde çıkmaza girdiği gün gibi ortadaydı.

Bir insanın ruhu, her gün biraz daha teninden soyunuyorsa ve sonra “…çıplaklık sürgün vermiş kaçış yok/ soluk bir hüznün düğünüdür zaman…” gibi bir iki dizenin içine saklanıyorsa, duygusal çağrışımlar ve geleceğin parlak işaretleri, sislerin arasında kalıyordu.

Bu düşüncelerimi mektubun içine serpiştirdim. Umarım, yansımaların getirip önüne koyduğu özgünlüğün ateşi ruhunu sarar.

Daha kaç zaman kokar ki bu dere ve isimlerin gölgesinde anlatılabilir yaşam? Güdülenmiş bireyler, bir yaratı sürecinin yalnızca piyonu olabilirler…

Elbette söylenmiş, söylenen ve söylenecek olan her söz, ayrıcalık istemiştir, istemektedir. Ancak bu ayrıcalığı elde etmek için yol uzun ve zaman her şey için sınırlı. Her gün yeni baştan oynanan bir oyunun parçası değiliz ki!

Minik bir anı bile yaşamın içinde, olgulardan, ışığı yakacak sonuçlar çıkarmak için görüneni, düşünsel analizin eleğinden geçirip, kendi boşluğunda birbiriyle kuvvetli bir bağ oluşturmuş kelimeleri barındıran yazı haline dönüşebilir.

Her şey yaşamla bütünleşebilir. İyi örülmüş sonuçlar, yaşantılar arasında kuvvetli bir anlam alışverişini doğurabilir… Farklı bileşenlerin toplamından doğan niteliğin ruhunda mavi bir dalganın el izleri vardır.

Masadan kalktım. Mektubu zarfının içine sakladım. Üzerine “…duyusal tasarımlarımız, yalnızca bizi yansıtır ve zaman ve mekânda ruh kazanır…” diye yazdım.

Gönderilmemiş bir mektup gibi çıplak acının kalabalık kentinde küçük odalarca aynada hüzün…


yaşam fotoğraflarından
__________________
●●●Hakkımda Dedikodu Yapıp ßoş KonuşanLar Devam Edin RekLamın İyisi Kötüsü OLmaz!!●●●[

вєη Saηa Saγqı qöSтєяiγσяSaм Sєηdє вaηa qöSтєяćєкSiη, γa adaм qiвi SєωєćєкSiη γada Sıятıηı döηüp qidєćєкSiη.!


Hayatımdan Gidenler... Bir Daha Geri Gelmeyi Hayal Bile Etmeyin... Hayatıma Yeni Girenler Gitmeyi Düşünürseniz Hiç Beklemeyin...
Kalıp Tanımaksa Amacınız Durun İzleyin.. Başkalarından Değil, Beni Benden Öğrenin....
•« HaZỉи SέVdaM »• isimli üye çevrimiçidir (Online)   Alıntı ile Cevapla
Eski 01-25-2010, 04:27 PM   #2
Paul_Sahilleri
Tüm İsimsiz Kahramanlara
 
Üyelik Tarihi: Oct 2006
Bulunduğu Yer: Uzayda Bir Nokta...
Mesajlar: 6.334
Tecrübe Puanı: 4380946
Rep Puanı : 876151488
Karizma Derecesi : Paul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond reputePaul_Sahilleri has a reputation beyond repute
Paul_Sahilleri - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı

TeŞeKKüRLeR...
__________________

Yapabilenler Yapar, Yapamayanlar İse Nasıl Yapılacağını Anlatır...

Paul_Sahilleri isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:01 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.0 Beta 3 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM
Forum SEO by Zoints
Zevkli.ORG
dizi izle film indir

ÜYELER İÇİN YASAL UYARI


Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, hukukiletisim@gmail.com  mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.