![]() |
|
|
#1 |
|
Onursal Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Jul 2006
Bulunduğu Yer: KADER ÇIKMAZI
Mesajlar: 2.907
Tecrübe Puanı: 902816
Rep Puanı : 180527615
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÇAY KÜLTÜRÜ
İlk çay biraz keyif, biraz da tıbbi nedenlerle içilmiş,çay içerek zihni uyanık tutmak, binbir derde deva özelliklerinden yararlanmak hep söz konusu edile gelmiş. İşin güzel ve şaşırtıcı yanı ise, çayın sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmesiyle başlıyor. Önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerken bunu sıradan bir iş gibi yaparken, Japonlar ve Çinliler, buna derin bir anlam yüklüyor. Avrupa'da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay, 19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında, bir halk içeceği haline gelmiştir. Tüm dünyada, toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan çayı, hintliler süt ve şekerle, Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze nane ile lezzetlendirirler. Çay kültürü her ülkede farklı yorumlanmaktadır. Çin Çay, içecek sayılmadan önce uzun zaman ilaç olarak kullanıldı. Çin'de ilaç dışında içecek olarak kullanılmaya başlandığı ilk dönemler 4. ve 5. yüzyıl olmuştur. O zamanki çay çayın hazırlanmasına baktığımızda büyük farklılıklar olduğunu görmekteyiz: Yapraklar buhardan geçirilip, havanda ezildikten sonra bir kapta toplanır. İçine pirinç, zencefil, tuz, portakal kabuğu, baharat, süt ve isteğe göre soğan katılıp kaynatılır.' Günümüzde bu adet Tibetliler ve bazı Moğol kabilelerinde devam etmektedir. 8. yüzyıl kaynaklarında Çinlilerin iyi bir çay yaprağını şöyle tanımladıklarını görmekteyiz: 'Tatar atlılarının çizmeleri gibi kara, güçlü bir öküzün boynuzları gibi kıvrımlı, tatlı bir meltemin dokunduğu göl kadar parlak' Çinlilere göre çay, küçük fincanda soğumadan içilmeli ve hemen yenilenmelidir. Hem rahatça içebilmek, hem de içerken içtiği çayı görerek manevi bir haza kavuşmak için fincanların geniş ağızlı olanları tercih edilir. Aynı yaprağı defalarca demleme olayı Çin'de yaygın olup, bunu bir sanata dönüştürmüşlerdir. Japonya Çay, birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş, törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel yemek kültürlerine uygun olarak kendilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir. Taoculuk, Budizm ve Zen'in felsefi, dini dünya anlayışıyla sıkı bir ilişki içinde olan Japon çay töresinin başka bir eşi yoktur. Haz almaya değil, iç dünyaya ilişkin bir ritüel olan Japon çay töresinde, Katolik ayinlerinde İsa'nın kanını simgeleyen şaraptan daha önemli bir yeri vardır. Özel çay evlerinde gerçekleştirilen bu törenin öncelikli görevi, konukları en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır. Mükemmel bir çay hazırlamak için tek bir yol yoktur. Bir sanat eseri olarak çay, en ince niteliklerini ustasının elinde gösterir. İyi ya da kötü resim olduğu gibi iyi ya da kötü çay da vardır. Dünya da en kötü üç şeyden biri kötü hazırlanarak mahvolan mükemmel bir çaydır. Japonlar çaya bir sanat olarak bakarlar. Diğer sanatlarda olduğu gibi çay sanatının da dönemleri ve ekolleri olmuştur. Kaynatma, Çırpma ve Demleme olmak üzere başlıca üç dönemden söz edilebilir. Günümüzde son ekolün ağırlığı hissedilmektedir. Günlük kullanımda demli çay kullanılmakla beraber, çırpma metodu ile hazırlanan toz çay her zaman çayların efendisi olarak kabul edilir. İngiltere Çayla 17.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler. Çayın ilk başlarda pahalı olması, yaygın bir içecek olmasını engelledi. Bu da çayı üst düzey toplantılara özgü bir şölen, prenslere ve asillere ayrılmış bir hediye haline getirdi. İngilizler, Eraly Grey çayını tecih ederler. Bu yoğun kokulu çay, bergamut esansı ile harmanlanarak hazırlanmaktadır. Bugün İngiltere de çat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi vakti olan 'Beş Çayı' olarak adlandırılıp, Dünya'ya da armağan edilen küçük çay daveti, dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup, Kral Edward döneminden beri devam etmektedir. Bu arada İngiltere Kraliçesi'nin çayının suyunu bütün gezilerinde yanında taşıdığını biliyormuydunuz? Rusya Rusya'da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerler, beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer. Eski kültürü yaşatanlar arasında, çaya şeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanısıra, Anadolu'nun kimi yörelerinde olduğu gibi ve çayı bazen bardak altlığına dökerek içenlerde bulunmaktadır. Çay, konuklara yanında marmelat ile sunulur. Konuk, daha fazla çay gelmesini önlemek için bardağın altlığı bardağın üstüne konulur. Fransa Fransız entelektüellerinin özel bir çay sevgisi vardır. Yaygın çay salonlarının yanısıra, romantik isimlerin takıldıkları çeşitli çayların satıldığı küçük çay dükkanı zincirleri vardır. Fransız kültüründe çay, uzun süre demlenmeden, ince porselen bir fincanda ikram edilir. Hafif içimli bir çayın yanında küçük bir çikolata, krokan veya pralin ikram edilir. Moğolistan Moğolların çay içme biçimleri ise inanılır gibi değil. Çaya biraz yağ, bir tutam tuz, biraz un ya da darı ekliyorlar. Hadi bu neyse, ama ya kuzu etli çaya ne dersiniz? Dilim dilim edilip bir hafta açık havada kurutulmuş kuzu etini çayın içine atıp içerek, soğuk iklim koşullarına ve göçebe hayata karşı güç ve enerji kazanıyorlar. Türkiye 5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz gözardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir. Buna karşın; çayın acıyıp tadının bozulmasını önlemek için; demledikten sonra, çayı süzdürüp başka bir demliğe boşaltmıyoruz o da işin ayrı bir yanı. Peki Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları, fazla aromalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak, çayı metal demlikte demlemek yani çaya karşı özensiz davranmak. Türkler, Anadolu'ya gelmeden öncede çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye'ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmaktadır. Çay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur. Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır: Hoca Ahmet Yesevi bir gün Hıtay sınırında Türkistan karyelerinden birine misafir olur. O gün hava çok sıcak olduğu için çok yorulmuştur. Evine misafir olduğu Türkmenin komşusunun zevcesi doğum yapmak üzeredir. Türkmen, Hoca Ahmet Yesevi'den dua ister, Ahmet Yesevi de dua eder. Allah'ın izniyle Türkmenin isteği hemen olur. Türkmen bu duruma çok memnun olur. O yörenin önemli bir ikramı olan çay kaynatıp getirir. Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak sıcak içince terler ve yorgunluğu gider. Sonra, "Bu şifalı bir şey imiş, hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar. Allah kıyamete kadar buna revaç versin" diye dua etmiştir. İşte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek olmuştur. Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış, onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamaktadır. Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde bulunan çay, değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Çayla ilgili; tekerlemeler, bilmeceler, mani ve türküler, ilahiler, efsaneler, fıkralar, gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. Hatta, çay kelimesi Çince olduğu halde, sözlüklerde ve deyimlerde yerini bulmuş geniş bir kelime ve deyim sayısına ulaşmıştır. Çay, Çay Bahçesi, Çay Bardağı, Çay Demlemek, Çay Fincanı, Çay Fidanı, Çay Fidesi, Çay Kaşığı, Çay Takımı, Çay Vermek, Çay Molası, Çaycı, Çaycılık, Çaydanlık, Çay Parası, Çayevi, Çaygiller, Çayhane, Çay Kazanı gibi kelimelerin yanında; Tavşan Kanı Çay, Çay İçmek, Kıtlama Çay, Çayı Höpürdetmek, Çay İkram Etmek, Paşa Çayı gibi deyimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yetiştirilmesinden, hazırlanıp tüketilmesine varana kadar olan çay kültürü, bir çay etnografyasını da ortaya çıkarmıştır. Çay kesilmesine yarayan makaslar, sepetler, kutular, demlikler, semaverler, çay kazanları, bardaklar, fincanlar, kaşıklar, tepsiler vb. hepsi çay kültürünün etrafında oluşan etnografik maddelerdir. Bunlardan en önemlisi, çayın kendisinden ayırd edemeyeceğimiz semaver kültürüdür. Semaver 19. yüzyıldan itibaren Ortaasya'da yaygın olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Ahmet Yesevi'den gelen mirasla çayın şifalı olduğuna inanıldığı gibi, semaverin de şifa dağıtıcısı olduğuna inanılır hale gelmiştir. İnsanlara bir hayat, muhabbet verici, dertlere deva olarak görülür. Semaverin şifa dağıttığına o kadar inanılırdı ki hamam çıkışında ve mevlitlerde insanları rahatlatmak için semaver kaynatılır ve çay içilirdi. Semaver edebiyatımızda da başlı başına bir yer tutmaktadır. Semaver şifahaneye benzetilmiştir. Daha düne kadar yurdumun kahve ve çay bahçeleri "cafe"lere özenerek cam bardağı ortadan kaldırmış, porselen ya da cam fincanlarda servis yapmaya başlamıştı. Bir de tabii poşet çay girdi ki yaşamımıza, "cafe"lerin dışında kimi evlerde de yüz yıllık çay demleme usullerimiz hemen rafa kaldırıp demlik poşeti çaylar fincanda sunulmaya başlandı. Allah'tan şimdilerde, turistlere porselen/seramik fincanda poşet çay sunmanın pek de zekice bir şey olmadığı kavranmaya başlandı. Bunda "Yunanlılar ince belli cam bardakta çay veriyormuş" haberinin etkisi oldu mu bilmiyorum ama son zamanlarda, "cafe"lerden başlayarak, çay bahçelerinde de çay severlerin ısrarı üzerine ideal boyutta olmasa da cam bardaklar kullanılmaya başlandı. Hani şu nedense "Ajda Pekkan bardağı" denen iri bardaklar. Ama gerçek çay severlerin gönlünde yatan küçük, ince belli bardaklar tabii ki. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz yadsınamaz, hele türkülerimize, ilahilerimize, manilerimize de girdiği hatırlanırsa... İlahiler ------------------------------------------------------------ Gül bülbülü çok sever Daima Hakk'ı över Çayı koyu demleyin Şeyhim çayı çok sever Gül bülbülsüz açılmaz Çay lüzumsuz içilmez Nakşiler, Kadiriler Sohbetinden geçilmez Çayın rengi güldendir Doldurması sizdendir İçin aşıklar için Çay sahibi bizdendir Saadet Hocazade Semaveri yakınız Hemen kalbe bakınız Kalbe kandil takınız Bu sohbetin içinde Verin çayı içelim Bu alemden göçelim Hak batılı seçelim Bu sohbetin içinde Bunda çayı içtiler Bu cihandan geçtiler Kanatlanıp uçtular Bu sohbetin içinde Osmnacıklı Aşık Ali Kimselerin aklı ermez Çay sohbeti hikmetine Çünkü ezelden uğramış Mürşidinin ülfetine Lezzeti cennet şarabı Şad eder içen harabı Gönülde hikmet kitabı Dolar bu çay sohbetine Lezzetini içen bilir Dü cihandan geçen bilir Türlü mercan saçan bilir Gelin bu çay sohbetine Çoban Semaveri alıştırın Maşa ile karıştırın Aşıkları kavuşturun Yan semaver dön semaver Daim Allah der semaver Semaveri koydum taşa Taş yarıldı baştan başa Yaşa şeyhim sen çok yaşa Yan semaver dön semaver Sende bir hal semaver Semaverin musluğu var Çoban gibi ıslığı var Şeyhim ile dostluğu var Hüner sende can semaver Sende bir hal var semaver Çayın dirhemi bin altın Ben şeyhimden aldım satın İçtim çayı oldum meftun Yan semaver dön semaver Kayna yan da çoş semaver Semaverin kulpu aldan Getir sağdan götür soldan İhvan çıkmaz doğru yoldan Yan semaver dön semaver Sende bir hal var semaver Semaverin altı çiçek Getirin çayları içek Çaysız meclislerden geçek Yan semaver dön semaver Daim Allah der semaver Maniler (7) ------------------------------------------------------------ Yağmur yağar islanir Çay fidaninin dibi Anan seni sevmeyi Benim sevdiğim gibi Çayin yapraği yeşil Döşür Fadime döşür Bu akşam geleceğim Şekerli kahve pişir Giderdi Şam'a şarka İrize'nin ketani Şimdi cana can katar Çayinin bir fincani Rize bağluklarinda Pembe güller açayi Gel gidelim Rize'ye İçelim Rize çayi Kiz idin oldun kadin Hiç eksilmedi tadin Çay filizi kirmaya Olayim mi irgadin Rize cüzel memleket Çay kokayi gül gibi Rize'ye doymak olmaz Parlayi yulduz gibi Çayimin bak demine Bem gelemem yemine Köyümün güzel kizi Bir anilir Emine Şekere olmaz bahane Safalar bahş eder4 cana Çay şerbeti de naziktir Şifalar hasta insana Samavarı kaynatan Üstte çaynık oynatan Eyil öpem yüzünden Kaş alttan göz oynatan * Şiir - OĞUL - Posoflu Aşik Zülali Şekerim kalmadi kahvem tükendi Bilmem gidem hangi attara oğul Takatim kesildi gönlüm bulandi Cebimde de yoktur on para oğul Bir gün çay içmezsem tutar isitma Hem de bana dersin doktora gitme Takdirin bu diye iftira etme Tedbirime ara bir çare oğul Fakirler bağinda baykuşlar öter Bu nasil zamandir gün günden beter Billurlar fincanlar yüzüstü yatar Çay takimi oldu kapkara oğul Der Zülâlî tiryakilik bilindi Gözlerimin işiklari silindi Bu sebepten semaverim delindi Kaynadi döndü pinara oğul Tekerlemeler ------------------------------------------------------------ Çay çikti kirka İçeriz korka korka çay çikti yüce dağ başina Demliği getir karşima Üç gündür içmemişem Doldur bir tane Aklim gelsin başima (8) ------------------------------------------------------------ Çokti mi beşe Sür on beşe Olsun yirmi Versin neşe Kirmam seni Doldur neyse (9) Es-sohbet-ü bilâ çay Kes semai bilâ ay (Çaysiz bir sohbet Aysiz bir gökyüzü gibidir) (8) ------------------------------------------------------------ Çay kadehte dide efruz olmali Lebriz-i lebreng ü lebsuz olmali (Çay dudak renginde, dudak sicakliğinda ve dudak tadinda olmali) (8) ------------------------------------------------------------ Ehl-i keyif olana Üçtür çada kaide derde derman sorana Dördü beşi faide (10) Gönül ne çay ister ne çayhane Gönül sohbet ister çay da bahane (12) Çayi icat etti bir pir Sabaha iki akşama bir (8) Çayin üçü adettir Dördü sihhattir Çikti beşe, vur onbeşe Çikti yüze düştü düze Çay nedir, say nedir Dök uşağum bir daha (11) ------------------------------------------------------------ -Ofli çay içersun? -Pek severum oni -Ama on paradir -Ya yitir oni Türküler ------------------------------------------------------------ Rize cüzel memleket Çay kokayi gül gibi Rize'ye doymak olmaz Parlayi yulduz gibi Yekün Rize dağlari Verilmiş çay güline Çay fidanlari benzer Esmer güzellerine Trabzon fundukluklar Pazar'da elmaluklar Gelin gibi Rize'yi Süsler portakalluklar Yapilacak dediler Rize çay fabrikasi Rize'ye layik olur Bu işun yapilmasi Yeşil Rize'nun yüzi Bakar Karadeniz'e Ne eksak biçemezuk Güzel Türkiye'muze Hey gidi güzel Rize Parlayisun gün gece Yeşillukler altinda Hasan çalar kemençe (14) Kimin ağriyir cani çay Okşayipti mercani çay Min bir derdin dermani Çay, çay, çay Tüm dertlerin dermani Çay, çay, çay Armudi istikanda çay Üreğimiz yananda çay Yaranlisan dağlisan Çay, çay, çay Etirlisen bağlisan Çay, çay, çay Her kime gelse konak çay Lazim değil soruşmak çay Geler yemekten kabak Çay, çay, çay Versin yemeşten kabak Çay, çay, çay Kişin karli çağinda çay Yayda gün kabağinda çay Gelsinler sorağinda Çay, çay, çay Gezir her dudağinda Çay, çay, çay A gülim heyyyy! Adin gezir elleri çay Kimin yoksa heberi çay Okşayipti mehmeli Çay, çay, çay Bolca isin demleri Çay, çay, çay Üreğim çay, çay, çay Etirim çay, çay, çay Mehmedim çay, çay, çay Gözelim çay, çay, çay Çay Destanı ------------------------------------------------------------ Biraz da anlatayım Başıma gelenleri Bu yaz çay güldürecek Bizim Rizelileri Gelirimiz bu çaydı Zata evvelden beri Arka isti yatayi Fabrika işçileri Çay kesmek bir iş değil Muhim olan satması Nerden çıktı ortaya Bu kontanjan davası Kimun aklina geldi Bu Allah'ın belasi Hiç hoşuma gitmeyi Ekisperin havasi Ekisper bakti çaya Ben de yaktim sigara dedi çayin bozuktur Bunu bi temiz ara Her sene iyi idi Şu Rize'nin havasi Bu yaz güneş görmedi Soğuk geçti burasi Yağmur çamur çalişir Zengini fukarasi Cebumuze girmedi Mübarek çay parasi Aradim iki saat Gine temiz olmadi Dedim ulan yazici Sana akil kalmadi Benim darlandiğimi Ekisper da anladi Çayi koydu kantara Baktilar bir deftere Dediler bir kilo fazla Al koy oni bir yere Zaten kafam dumanli Döktüm oni dereye Kemenceci Hasan Yazıcı ------------------------------------------------------------ Ya Erzurumlu'ya ne demeli Çay'dan bahsedilirde Erzurumlu'dan bahsedilmez mi? Çayi Rizeliler yetiştirir. Ama çayi da Erzurumlular içer. Erzurum'da çay bir başka içilir. Herkes çay içer ama Erzurumlu bir başka çay içer. İçer içer de... neler der neler... Şair, İhsan Coşkun Atilcan'i dinliyoruz. 13) Çayname 1 Akar gider Akpinar’in sulari, Yazicisi daha birçok pinari, Tabakhane, cennet çeşme sulari, İçmezler de ‘İlle olsun taze çay’ 2 Dilde destan kişlari ve Barlari Yaylasinda kisraklari, taylari Sularinda nefis olur çaylari Dadaşlarin tutkusudur burda çay 3 Erzurum’un mutfaklari düzenli, Biçim biçim semaverle bezeli, Eksik olmaz sofrasinda ezeli, Lavaş ekmek, civil peynir, demli çay 4 Ufak ufak kirilmakta şekerler Dil üstünde kitlamasin içerler Limon, çayin namusunu lekeler Bakiresi bir bardakta sade çay 5 Bir tarafta tarla çayir biçilir Bir tarafta buğday saman seçilir Şeker yoksa zarari yok içilir Kişmiş ile, temas ile orda çay 5 Manti ile turşu yedim yanmişam Otuz içtim, şimdi ancak kanmişam Semaverler sira sira dizili Demlikler nakiş nakiş yazili. Erzurumlu ve Çay 6) Yaptiğimiz yöreyle ilgili toplamalarda, 1895 yilindaki kolera salgininda bölgenin vali paşasinin insanlara, şehrin kavşak noktalarina koydurduğu dev kazanlarda kaynattiği dev kazanlarda demlettiği çayi içirdiğini kaydetmişiz. Kolera savaşinda, hele ilaçlarin olmadiği devirlerde tek çare mikroplari öldürerek insanlarin hastalanmalarini önleyebilmekteydi. Böylece hastalikla başa çikabilmişler. Sonra çay içme bir alişkanlik olmuş bu şehirde. Sebze meyve de olmadiğindan vücudun su ihtiyaci çayla karşilanmiş. Demiryolu gelip, üretim merkezleri yakinlaşinca çayin önemi azalmiş ister istemez. Çayin kültür tarihini yazanlar ne yazik ki Erzurum'daki çay adetlerinden bahsetmiyorlar. Erzurum'da yaşayan insanlar yaziyor mu ki bu konulari? Eski devirlerde bir kantariye mağazasinda şunlar bulunurdu: şeker, çay, kahve, sigara, kibrit, sabun, tarçin, havlucan, kara ve kirmizi biber, baharat, kova ve inşaat malzemesi. O zamanlarda Erzurum'da kantariye üzerine iş yapan kuvvetli müesseseler mevcuttu. Nemlizadeler, Rum Kabayanidi gibi koskaca birer hani işgal ederek kantariye ticareti yapan büyük tüccarlar dahi bulunmakta idi. Erzurum'un ithal ettiği şeker; büyük miktarlara baliğ olur, şekr nakliyati deve, at, mekkareleri, çift atli, dört atli arabalarla yapilirdi. Van, hakkari, Bitlis, Muş gibi vilayetlerin şeker ihtiyaci, Erzurum'dan gönderilen ikiyüz, üçyüz çuvallik partilerle temin olunurdu. Şeker ithalati hassaten Fransa'dan ve bir miktar da Rusya'dan yapilirdi. Rusya'dan gelen mallar arasinda semaver de sayilmaktadir. 1914 senesinden evvelki ithalat: Trabzon iskelesine transit çikartilan ithal mallari: Şeker, çay... İstanbul'dan mübayaa edilen ... şeker, çay, kahve... Rusya'dan Kötek kapisi tarikiyle ithal olunan ... semaver...... bir kisim sahil halki da at ve katirlari vasitasiyla Erzurum'un tütün, şeker, çay... gibi mübrem ihtiyaçlarini karşilamişlardir. Ruslar ile yapilan ticari anlaşmada Erzurum tüccarlari Ruslarin Erzurum'daki mümessiliolan Zorkorstorg şirketiyle anlaşmalar yapmişlardir. Ruslara canli hayvan ve hayvan mahsülleri satarak onlardan şeker, tuhafiye ve manifatura almişlardir. Komşu vilayetlerin ticaret adamlari ... kantariye... ihtiyaçlarini Erzurum'dan karşilarlardi. Kantariyecilerin büyük çoğunluğu Kongre Caddesi ve Hacilar Hani civarinda yerleşmişlerdi. Nasil bağlayalim bunu? Rize'de üretilen, siyah Doğu Karadeniz çayindan bahsediyoruz. Yaylalardan, kartal yuvasi benzeri yerlerden aşaği bakarsin, islanmakta olan çay bahçelerini görürsün. Hani oralar yurdumuzun yağmur turizmi bölgeleridir. "... bu havali ahalisi çay istimaline be-gayet mümhemikdirler. Zengin fukara her kim olursa olsun umumiyet üzre sabahları hanelerinde çay istimal ettikleri gibi; kıraathanelerde kahveden fazla çay sarfiyatı vuku buluyor. Arabacılar, kiracılar yollarda konak mahallerde rençberler dahi hanelerinden ma'ada tarlalarda, harmanlarda tedarik ettikleri teneke semaverler ile çay kullanırlar. Bu havalide çay otuz 30) seneden beri taammün etmiştir. Bir iki seneden beri darçın menku'u çay makamında istimale başlamış ise de adem-i taammümü hakkında verilen müzekkere-i acizanem üzerine bir dereceye kadar önü alınmaktadır. Dr.Şerif Soylu: Erzurum Sıhhi Cografya Kitabı, 1913," |
|
|
|
|
#2 |
|
UNFORGIVEN
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Jan 2006
Bulunduğu Yer: UNKNOWN
Mesajlar: 39.210
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 2142127690
Karizma Derecesi :
![]() |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
|
Reklam Vermek için networkreklam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact networkreklam@gmail.com |
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.