![]() |
|
|
#11 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FISILTI
Adam fısıldadı, " Tanrım konuş benimle" ve bir kus cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı " Tanrım konuş benimle!" Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı, ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve " Tanrım seni görmeme izin ver" dedi. Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. Ve adam bağırdı, " Tanrım bana bir mucize göster! " Ve bir bebek doğdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi. Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı, " Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla! " Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü ve adama dokundu. Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı ve yürüyüp gitti. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
BİR CİNAYET DAVASI
Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören davalı avukatının aklına bir aklına bir şeytanlık geldi. “Bayanlar baylar. Hepinize bir sürprizim var” diyerek saatine baktı. “tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek.” Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü. 1 dakika geçti ve hiçbir şey olmadı. Bunun ardından avukat: “Bakın “ dedi. “Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil olduğuna sizler tamamiyle inanmış değilsiniz” Ve bu sözün ardından hakim kararını açıkladı ve adamı suçlu buldu. Avukat şok içinde: “Ama nasıl olur??? Az önceki gösteriden hepiniz etkilendiniz hepinizin kapıya baktığını gördüm!!!” Hakim: “Evet doğru hepimiz baktık.”dedi. “ama müvekkiliniz bakmadı.” |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Savaşın en kanlı günlerinden biri...
Asker,en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üstünde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve: -Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? -Delirdin mi? der gibi baktı teğmen... Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük olasılıkla Ölmüştür bile... Kendi hayatını tehlikeye atmaya değmez... Asker ısrara etti ve teğmen ona "peki" dedi..."Git o zaman" İnanılması güç bir mucize... Asker o ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü... Birlikte siperin içine yuvarlandılar... Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti... Ve arkadaşına döndü: -Sana hayatını tehlikeye atmana değmez demiştim, arkadaşın çoktan ölmüş... -Değdi teğmenim... dedi asker -Nasıl değdi?... dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun? -Gene de değdi komutanım... Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağ idi... Onun son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için... VE ARKADAŞININ SON SÖZLERİNİ HIÇKIRARAK TEKRARLADI...: -MEHMET!... GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!... demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum... |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SEVGİNİN SADECE SÖZÜNÜ EDENLERLE, ONU YAŞAYANLAR ARASINDA NE FARK VARDIR
Sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar icinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine "şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıltılı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kasıklarını çorbaya daldırıp, sonra karsısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerlerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymamış düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz bunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman..." |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SEVGİLİ
Delikanlı,katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti.Ancak kız,korkunç bir şart ileri sürerek: -Senin sevgini ölçmek istiyorum,dedi.Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana eski sevgilinin kalbini getireceksin. Delikanlı,tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup eski sevgilisini öldürmeye karar vermişti. Eski sevgilisini, belki de durumu fark ettiği için bayıltıp fazla direnemeden oldurur. Ve kalbini bir mendile koyar .Delikanlı,kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken,ayağı bir taşa takıldı.Kendisi bir tarafa,mendil içindeki kalp bir tarafa fırladı.Canının acısından,ağzından ister istemez"Ahhh!"sözleri döküldüğünde onu deliler gibi seven eski sevgilisinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi: -Canım sevgilim, bir yerin acıdı mı? |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
BEŞ MAYMUN
Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Su kapatılıp, maymunlardan biri dışarı alınıp ve yerine yeni bir maymun konulur, ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır. Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir...' |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ŞAMAR OĞLANI
Şamar Oğlanının İngilizcesi "Whipping boy" dur. Avrupa’da devrin âdetlerine göre her prens, her saray mensubu, her zâdegan çocuğu, mektebe bir yaşıtı ile gidiyordu. Bu yaşıt öğrenci halktandı. "Asîl" çocuk bir hata işlediği zaman, sopayı veya şamarı onun nâmına, halk çocuğu yiyordu. İşte şamar oğlanı kavramı bu adetten ortaya çıkmıştır. |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
AŞK BİTİNCE
Fırat’ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı her gece Fırat’ın sularında yüzerek karşı yakaya geçer sevgilisine ulaşırmış. Şafak sökmesine yakın delikanlı sevgilisine öpücük kondurup Fırat’ın azgın sularına girip öbür yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş. Yine bir gece delikanlı Fırat’ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Şafak sökerken delikanlı veda öpücüğünü vermek üzere kadının yanına sokulmuş, kadına dikkatle bakarak; - senin bir gözün kör müydü! demiş. Kadın o zaman delikanlıya bakarak; - sen sen ol, sakın ola bugün Fırat’a girme demiş. Delikanlı kadından ayrılmış, Fırat’a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğularak ölmüş. Bizim delikanlı gerçekte yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşk yüzünden, onun gücü sayesinde Fırat’ı geçermiş. O aşk bitince de... |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Düşlerimizin gerisindeki kırıntılar
Hayatımıza usulca giren ve daha sonra yüreğimizde derin izler bırakıp, adı konulmamış hüzünler yaşatarak çıkan insanlar aslında bize kavuşmanın tadını duyumsatırlar. Acıyı, kederi, inceden içimize akan hasreti tanımadan mutluluğun resmini çizebilirmiyiz. Ayrılık acısı yaşamadan, baharın gelişini, taze çimen kokusunu genzimizde algılayabilirmiyiz. Umutlarımızın bittiği yerde bize yeni umutlar yaşatan o insanlar, hayatımızdan çıkarken bıraktıkları acı tatlı hatıralarla, çocuksu korkuları üzerimizden atmamıza, mutluluk düşleri kurmamıza yardımcı olurlar. O düşlerle uyuyup uyanmamızı sağlayarak, sevinçle hüznü bir arada yaşadığımız dünyamıza coşku vererek, yalnızlıkla izole edilmiş hayatımıza ortak sesler katarlar. Bugün bize ; “ Daha sılanın ne yana düştüğünü bilmeden sıla türküleri dinleyerek sıla hasreti çektiğimiz, Uyaklı şiirlerle desteklediğimiz aşk mektuplarımız, Sevgilimizle el ele yürürken adımlarımızda tutuk heyecanların yaşandığı yollarımız, Hatıra defterlerine, ayrılığı tatmadan ayrılık hakkındaki ezbere yazılarımız, Ve geride bir siluet olarak, yarım kalan sevdalarımız “ değil mi, kekremsi hüzünler ve çoşkular yaşatan. Ve tüm bu yaşanılanlar bugün yaşamaya çalıştığımız hayatımızın bir izdüşümü değil mi. Kentlerin, yüzlerin, okul yollarına dizilmiş günlerimizin birer anı olması, yılların yolların bizi eksilterek yarılanması, yüreğimizin artık asla eskisi gibi atmayacak olması, bizi yaralasa da, beklenen birilerimizin hiçbir zaman gelmeyeceğini öğrendiğimizde, beynimizden sol yanımıza akan sızı, bizi boğulurcasına kederlere, ağlatırcasına özlemlere savursa da; Dilimizde neşeli çocuk şarkıları, bilincimizde al yanaklı bir sabah, kıyılarına sarı papatyaların üşüştüğü, ayakları perdeli küçücük sapsarı ördek yavrularının yüzdüğü nazlı bir dere, ve gitme sekte görme sekte o köy bizim köyümüzdür diye sahiplendiğimiz, Kırmızı çatılı beyaz badanalı evleriyle, çeşmesiyle, camisiyle, pürüzsüz gökyüzünde mutluluğa takla atan beyaz güvercinleriyle, karlı dağlarının eteklerinde koyun kuzu sürülerinin otlandığı, tarlası sarı, dalı yeşil olan, şirin mi şirin bir köy olsun. Gökten üç elmanın düşmesi yalnız masallarda, yüreğimizde besleyip büyüttüğümüz hayallerimiz, yitip giden anılarımız da ne yazık ki sadece düşlerimizde kalıyor. Ama şehrazatın bin bir gece masallarını aratmayacak sevgilere yelken açmak elimizde. Uzaklardan beklenmedik bir konuk gibi, dostlarımızın kapılarını çalmakta… |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Çokta Tınn
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gök aynı gök
Gök aynı gök, Dağlar aynı dağlar, Yürek aynı yürek, Ama bu kez farklı çarpıyor. Yüreğimde çarpanın adı bu kez sevgi, aşk, özlem, hasret, mutluluğun gözbebeklere inmesi, oradan dışa yansıması, herkese, her şeye olumlu bakması. Yüreğin farklı atması; Hülyalı bir boşlukta yalın ayak gezinmeye, sığ gölgeli ağaçlar arasında kurulan hamakta yavaş, yavaş salınmaya benzer. Yüzlerce sarı, beyaz benekli sığırcık kuşlarının ötüşleri eşliğinde, gözleri hafif kısarak sevgilinin hayaliyle baş başa kalmanın verdiği hazla, ruhun dağların arasından sarı başaklı buğday tarlalarına, oradan denize kavuşmasına benzer. Yüreğin farklı atması günlerce yağan kardan sonra pürüssüz gökyüzünde doğan güneşin gözlerimizi kamaştırmasına benzer. Bugün; “Gülbe şeker şimdi oturumu açtı” iletisini görünce, uzun zaman haber alınamayan asker oğlundan hayırlı haber alan annenin, yıllarca evinden ayrı kalan babanın kapıdan belirmesinin, sevincini yaşadım. Sevgili Emel; Bugün seninle; Güneşin ışıklarını yayarak gezindiği, yazın hala derebeyliğini sürdürdüğü, kıraç dağların gölgelenen yüzünde, kavalına abanarak, yüreğindekileri kavalına üfleyen çobanın, ve çobanı kederiyle yalnız bırakmayarak peşi sıra giden koyun kuzu sürülerinin otlandığı, bütün haritalardan habersiz bu coğrafyada, güneşin daha özgür doğduğu, yeşilin, mavinin, yaşama sevincini besleyip, umutları çoğalttığı Akdenizin lacivert gecelerini yaşadım. İşyerimden evime doğru yürürken, mutluluk her yerimi sarmıştı. Yüreğimde al yanaklı bir şafak belirmiş, ayaklarım yerden kesilmiş, sevincim kanatlanmıştı. Her gördüğümü öpmek; Biliyormusun bugün ne oldu diyerek söze başlamak, sevincimi herkesle paylaşmak, bütün dostlarıma, arkadaşlarıma sevgi mesajları atmak, istiyordum. İçim içime sığmaz olmuştu, yolda çocuklarla şakalaşmış, bütün dilencilere sadaka vermiş, merdiven basamaklarını üçer beşer koşarak tırmanmıştım. Evde müziğin sesini biraz daha yükseltmiş, kuvette yıkanırken eşlik bile etmiştim. Daha sonra Beşiktaş maçını izlemiş ve senin Beşiktaş taraftarı olduğunu düşünerek tüm yüreğimle Beşiktaş ın kazanmasını dilemiştim. Sevgili çeşm-i siyahım; Dağlar, ovalar, kıvrıla kıvrıla uzayıp giden yollar aynıydı, ama onları algılayan gözler farklıydı bugün. Bu akşam üstü gökyüzü öylesine açık mavi, öylesine güzeldi ki, anlamını yitiren her şey yeniden anlam kazanmıştı. Uyku göz kapaklarımı kapattıktan sonra da, çiçeklerden bir çelenk örüp başına takmış, yanaklarını avuçlayarak gözlerini, alnını, burnunu, saçlarını öperek, masalsı düşlere dair ne varsa, bulanık bilinçaltımda yaşamaya devam etmiştim… |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır”
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.