Zevkli.ORG  


Geri Dön   Zevkli.ORG > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Dini Konular > Ramazan Özel


Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-11-2007, 05:05 PM   #1
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı hoş geldin ya ŞEHR-İ RAMAZAN.

RAMAZAN AYI

Ramazan Ayinin Özellikleri
Ibadetler belirli vakitlerde yapilir .Farz olan orucun vakti Ramazan ayidir. Ramazan ayinin dinimizde büyük bir önemi ve diger aylar arasinda seçkin bir yeri vardir . Bu sebeple oruç konusuna geçmeden önce Ramazan ayinin tasidigi özellikler hakkinda bilgi vermek yararli olacaktir .
Bu özellikler kisaca sunlardir:
1. Insanligi karanliklardan çikarip aydinliga kavusturan, Rabbimizin son mesaji Yüce kitabimiz Kur'an-i Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye baslamis ve böylece insanlik için yepyeni ve mutlu bir dönem baslamistir.
Bu gerçek. Kur'an-i Kerim'de söyle bildirilmistir:
"Ramazan ayi ki onda Kur'an, insanlara yol gösterici ve dogruyu yanlistan ayirici belgeler olarak indirildi. " (7)
Kur'an-i Kerim Ramazan ayinda inmeye basladigi için bu ay. bir anlamda Kur'an ayidir. Kur'an-i Kerimi Peygamberimize getiren büyük melek Cebrail, her yil Ramazan ayinda Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur'an ayetlerini karsilikli olarak birbirlerine okurlardi. Peygamberimizin bu dünyadan göçtügü yilin Ramazaninda bu durum. son olarak ve iki defa gerçeklesmistir.
Ramazan ayinda camilerimizde ve evlerde okunan ve cemaatin büyük bir manevizevk ve husû içinde dinledigi mukabele ve Kur'an hatimler; Cebrail ile Peygamberimiz arasinda yapilan mukabelenin devam ettirilmesidir .
Bu vesile ile Kur'an okumanin fazileti ve manasini anlamaya çalismanin önemini belirtmekte fayda vardir. Kur'an okuimak ve okunan Kur'an'i dinlemek sevabi çok olan bir ibadettir .
Peygamber Efendimiz:
"Kim Allah'in kitabi Kur'an'dan bir harf okursa onun için bir sevap vardir. Her sevabin karsiligi da on kat verilecektir" (8)
buyurarak Kur'an okuyanlara verilecek sevabin miktarini belirtmis, ayrica Kur'an-i Kerim'in okuyucularina sefaat edecegi Peygamberimiz tarafindan bildirilmistir.
Söyle buyuruyor:
"Kiyamet günü oruç ve Kur'an kul'a sefaatçi olurlar.
Oruç: - Ya Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alikoydum, simdi beni ona sefaatçi kil, der .
Kur'an:
- Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan alikoydum, simdi beni ona sefaatçi kil, der.
Her ikisi de sefaat ederler. ,. (9)
Kur'an-i Kerim, insanligin kurtulusu için gönderilen son ilâhî mesajdir. Onu okumak ibadettir. Ancak sadece okumak yeterli degildir. Müslümanin asil görevi, Kur'an'i okuyup manasini anlamaya çalismak ve onun gösterdigi nurlu yoldan yürümektir.
Kur'an-i Kerim'in gönderilisindeki sebeb ve hikmeti, yine Kur'an'dan ögreniyoruz.
Yüce Allah söyle buyuruyor:
"Ey Muhammed! Sana bu mübârekkitabi (Kur'an'i) ayetlerini düsünsünler ve akli olanlar ögüt alsinlar diye indirdik." (10)
2. Alemlere rahmet olarak gönderilen, yaratilmislarin en faziletlisi, Allahin en sevgili kulu, son peygamber, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a peygamberlik görevi bu ayda verilmistir. Mekke yakinlarindaki Hira magarasinda "oku" emri ile baslayan ilk Kur'an ayetlerini Hz. Muhammed'e teblig eden büyük melek Cebrail (a.s.) daha sonra ona "Sen Allah'in Rasûlüsün (Peygamberisin) ben de Cebrailim" diye hitap ederek onun insanligin kurtulusu için peygamber olarak görevlendirildigini bildirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bu kutsal göreve baslamasi ile karanliklar içinde bocalayan insanlik için nurlu bir ufuk açildi. Onun kalplere yerlestirdigi iman isigi sayesinde cehaletin yerini ilim, zulmün yerini hak ve adalet, kin ve düsmanligin yerini insan sevgisi aldi ve gerçek anlamda huzur ve kardesligin temelleri atildi.
3. Bin aydan daha hayirli oldugu Kur'an-i Kerim'de bildirilen ve mü'minlere Allah'in en büyük lütuf ve ikramlarindan biri olan "Kadir Gecesi" de bu ayin içindedir. Bu gece, müslümanlarin iyi degerlendirmesi gereken büyük bir firsattir. (11)
4. islâm'in bes sartindan biri olan, insani nefsinin asiri arzularindan ve maddî ihtiraslardan kurtarip yücelten ve âdeta meleklestiren oruç ibadeti. bu aya tahsis edilmistir.
Ramazan gecelerinde cemaatin büyük bir cosku ile kildigi teravih namazi da bu aya mahsus bir ibadettir. Oruçlunun derin bir huzur ve manevî zevk duydugu sahur ve iftar sofralari da bu aya ayri bir anlam kazandiran özelliklerdir. Iste böyle özellikler ve manevî güzelliklerle dolu mübârek Ramazan ayi, mü 'minler için manevî degeri çok büyük bir rahmet mevsimidir. Bu ayi, Yüce Rabbimize ibadet ederek ve insanlara iyilik yaparak degerlendirdigimiz takdirde kazancimiz büyük olacak ve ebedî saadetin kapilari bize açilacaktir. Bu ayi. "Evveli rahmet, ortasi magfiret, (günahlarin bagislanmasi) sonu da cehennemden kurtulus" (12) olarak nitelendiren Peygamberimiz. ayrica mü'minlere su müjdeyi veriyor:
"Ramazan ayi gelince; cennet kapilari açilir, cehennem kapilari kapanir ve seytanlar kösteklenir." (13)
Bu hadis-i serifin ifade ettigi bir mânâ da sudur:
Ramazanda kendisini cennete götürecek iyi isler yapan mü'mine cennetin kapilari açilmis, cehenneme götürecek kötülüklerden sakindigi için de cehennem kapilari ona kapanmis demektir. Oruç sayesinde nefsine hakim olup seytana uymadigi için de seytani etkisiz hale getirmis olur. (14)
Esasen Ramazan kelimesinin sözlük anlami da, oruçlunun günahlardan arinacagini ifade etmektedir.
söyle ki:
Ramazan; yaz aylarinin sonunda ve güz mevsiminin basinda yagan ve yerdeki tozlari temizliyen yagmur anlamindadir. Bu yagmur, nasil yeryüzünü yikayip tozlardan temizliyorsa, Ramazan ayi da mü'minleri günahlardan öylece temizler.
Diger bir anlami da yanmaktir .Buna göre Ramazan ayi oruçlunun günahlarini yakarak yok eder demektir.
Her iki mânânin birlestigi nokta; oruçlunun bu ayda günâhlardan arinacak olmasidir.


Müjde mü'minler size ihsân-i rahmandir gelen sânina ta'zim için bu mâh-i gufrandir gelen
Ondadir feyz-i hidâyet ondadir afv ü kerem Kadrini bil mevsim-i inzâl-i Kur'an'dir gelen
iyd-i ekber her günü kadr-i mübârek her gece Ehl-i imâna ne mutlu lutf-i sübhandir gelen
Zulmet ü kasvetten âzâd etmeye sâimleri Nûr-i islâm nûr-i imân nûr-i irfandir gelen
Hâne-i kalbi temizle hosça istikbâl için Ni'meti mebzûl bir mihmân-i zi-sandir gelen
El-hazer senden sikâyet etmesin yarin aman Rûz-i mahser sâfi-i ashâb-i isyandir gelen
Rahmet ü gufran hedâyâsiyla cennet bahseder Derde derman vasl-i cânan itk-i nirândir gelen
Mâsivâdan sâim ol Remzi dilersen vasl-i Hak Râh-i aski kullara ta'lim-i Yezdan'dir gelen
Ramazan Müjdesi
Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı...
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.

Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.

Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)

Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur."

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)
Kaynaklar:
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g.e, 2:94.
Ramazan Ayı


Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.

Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
Oruç hakkında soru cevaplar


Soru : Günaha şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda şeytanlar nasıl günah işletiyor?

Cevap : Günah işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten, nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için, vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde meydana gelir.

Soru : Bazı imsakiyeler, Türkiye gazetesi takviminden farklıdır. Hangisine uymak ihtiyatlı olur?

Cevap : İhtiyata riayet etmek tedbirli ve temkinli hareket etmek elbette iyi olur. Türkiye gazetesi takvimine göre hareket edilmelidir. Yoksa oruçlar tehlikeye girer. Türkiye gazetesinin hesapları yüz yıldır uygulanan hesaplardır. [Takvimlerde Farklılık kısmında geniş bilgi var.]

Soru : Bazıları diyor ki, Ramazanda orucun ilk gününü tutmazsak diğerlerini de tuttuğumuz zaman gerektiği zaman bozabilirmişiz. Böyle bir şey var mı?

Cevap : Öyle bir şey yok. Ramazanda her gün oruç tutmak farzdır. Böyle hurafelere inanmamak lazım. İnsan sağlık durumuna göre, ilk günler tutamaz da sonraki günler tutabilir veya ilk günler tutar da hastalanınca diğer günler tutamaz. Bu hallerde ne yapılacağı, nasıl yapılacağı ilmihal kitaplarında vardır.

[Böyle hurafelere inanmamak için dinimizi öğrenmemiz lazım. Dinimizi doğru öğrenmek için de, ehli sünnet alimlerinin kıymetli eserlerinden tercüme edilerek hazırlanan, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okumak gerekir.]

Soru : Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç orucu bozar mı?

Cevap : Orucu bozmaz. Çünkü, sağlam deriye sürülen ilaç, deriden içeriye girse de orucu bozmaz.

Soru : İstemeyerek ağız dolusu kusmak orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz. İsteyerek, zorlayarak az bir kusma da orucu bozmaz ise de, ağız dolusu kusmak bozar. Hadis-i şerifte (Kendiliğinden ağız dolusu kusanın orucu bozulmaz. İsteyerek ağız dolusu kusanın orucu bozulur, kazası gerekir) buyuruldu. (Nesai)

Soru : Tıraş olurken kanayan yere, kanın durması için kantaşı sürmek orucu bozar mı?

Cevap : Hayır, bozmaz.

Soru : Bir hastalık sebebiyle de iğne [enjeksiyon] yapılınca oruç bozulur mu?

Cevap : Evet bozulur, kaza gerekir. Oruç bu şekilde bozulduktan sonra yiyip içmek, kefareti gerektirmez.

Soru : Gündüz uyurken ihtilam olunca oruç bozulur mu?

Cevap : Hayır, bozulmaz. Uyanınca ilk fırsatta gusledilir. Hadis-i şerifte, (İhtilam olmak orucu bozmaz) buyuruldu. (Beyheki)

Gusletmekle de oruç bozulmaz. Guslederken vücudun içine su girmemesine dikkat etmelidir! İçeri su girerse oruç bozulur.

Soru : Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?

Cevap : Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir şey için oruç bozulursa kefaret de gerekir.

Soru : Ağızdaki yara için oruçlu iken ilaçla gargara uygun mu?

Cevap : Ağızdaki yara, namazda okumaya mani değilse, ilaçla gargara mekruh olur. Okumaya mani olursa, ilaçla gargara etmek mekruh olmaz. Çünkü özür vardır.

Soru : İşyerinde iş gereği toz oluyor, ayrıca sigara içen de oluyor. Bunlar orucuma zarar verir mi?

Cevap : Tozlu, dumanlı şey koklamak, başkasının içtiği sigara dumanı yahut tütsülerin dumanını çekmek orucu bozar. Fakat ağzından veya burnundan boğazına toz, duman kaçsa, oksijen gazı tüpü ile suni hava verilse, başkalarının içtiği sigaranın dumanı ağzına, burnuna girmesinden sakınmak mümkün olmasa, oruç bozulmuş olmaz. Unlu işlerde çalışanın sakındığı halde, ağzına burnuna giren un tozları orucu bozmaz. Kömür işinde çalışan kimsenin ağzına, burnuna kömür tozu girse, orucu bozulmuş olmaz. Çünkü bundan sakınma imkanı yoktur.

Soru : Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?

Cevap : Caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Oruçlu iken vefat edene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]

Ramazan-ı şerif haricinde ölüm halindeki oruçlu hastalara, su vermek müstehaptır.

Soru : Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?

Cevap : İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon halinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.

Soru : Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene kefaret mi gerekir?

Cevap : Kefaret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca oruç bozulur ve kaza lazım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefaret gerektirmez.

Soru : Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan, orucu bozulduğu için yiyip içse, kefaret mi gerekir?

Cevap : Orucu kasten bozmadığı için, yalnız kaza gerekir.

Soru : Nisaiyeci bir kadın doktora muayene olanın, orucu bozulur mu? Bozulursa, kefaret mi gerekir?

Cevap : Doktor, eldivene herhangi bir ilaç, yağ sürerse, oruç bozulur, sadece kaza gerekir.


Soru : Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam ederse, kefaret gerekir mi?
Cevap : Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içmeye devam ederse kaza lazım olur, kefaret lazım olmaz. Eğer unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığını bildiği halde, kasten yiyip içmeye devam ederse, hem kaza, hem de kefaret lazım olur.

Soru : Ramazanda birkaç gün oruç tutmadım. Kefaret gerekir mi?

Cevap : Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak büyük günahtır. Önce tutulmayan oruçlar için tevbe edilir. Sonra gününe gün yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün kadar kaza gerekir, kefaret gerekmez. Kefaret, oruç tutmamanın değil, niyetli iken Ramazan orucunu mazeretsiz bozmanın cezasıdır.

Soru : Omuzlarımda ağrılar için doktor iğne yapılması gerektiğini söyledi. Yapılacak iğne ve sürülecek krem orucu bozar mı?

Cevap : İğne olmak (enjeksiyon) orucu bozar, kaza gerekir. Krem sürmek orucu bozmaz.

Soru : Abdest alırken diş etlerinden kan gelirse abdest bozulur, oruç bozulur mu?

Cevap : Kan ağızdan dışarı çıkarsa abdest bozulur. Yutulursa abdest bozulmaz, fakat bu sefer de oruç bozulur. Tükürükten az ise, oruç da abdest de bozulmaz.

Soru : Porno film seyrederken, sadece bakarken cünüp oldum, orucum bozuldu mu?

Cevap : Sadece bakarak cünüp olunca oruç bozulmaz. El ile veya başka bir şeyle cünüp olmaya yardım edilmişse, o zaman kaza gerekir. Porno film seyretmek haramdır. Haram işleyenin ibadetleri sahih olur, farz borcundan kurtulur ise de, kazandığı günahlardan dolayı kavuşacağı büyük sevaplardan mahrum kalır. Her haram böyledir. Özellikle oruçlunun böyle günah işlemesi çok çirkindir.

Soru : Bel gevşekliği sebebiyle meni gelse, oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.


Soru : Nezle olduğum için burnumun içine gelen akıntıyı geri çekip yuttum, orucum bozuldu mu?
Cevap : Bozulmadı.

Soru : Ağzıma balgam geliyor, yutuyorum, oruç bozuluyor mu?

Cevap : Balgamı yutmakla oruç bozulmaz

Soru : İmsak vakti çok yemek yiyorum. İmsak çıktıktan sonra yemek kaynarken ağzıma geliyor, yutuyorum. Orucum bozuluyor mu?

Cevap : Bozulmaz. Hatta ağzınıza gelen kusmuğun geri gitmesi de orucu bozmaz.

Soru : Oruçlu iken burna çekilen su ağzımızdan çıksa oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulur. Buruna ilaç çekmek gibi su da çekip genze ulaşırsa oruç bozulur, kaza gerekir.

Soru : Tükürüğümüz, dudağımızdan aşağı doğru sarksa, onu yalayıp yutsak oruç bozulur mu?

Cevap : Tükürüp tükürüğümüzü yalarsak oruç bozulur, kaza gerekir. Bahsettiğiniz şekilde olursa oruç bozulmamış olur. Sanki bir kısmı daha ağzımızda oluyor.

Soru : Erkeklerin idrar damlası gelmesin diye idrar yoluna koydukları pamuk orucu bozar mı?

Cevap : Orucu bozmaz. Maliki’de de pamuk koymak bozmaz. Şafii’de pamuk koymak orucu bozar ama, Şafii’yi namazda taklit eden Hanefi’nin orucu yine bozulmuş olmaz.

Soru : Banyo yapınca, banyoda oluşan buharı teneffüs etmek oruca zarar verir mi?

Cevap : Normal su buharı zarar vermez.

Soru : Ramazanda bir insan yatsıdan sonra hanımıyla beraber olsa daha sonra geç vakitte uyuyup biraz sonra guslederiz deseler uyandıklarında da güneş doğmuş olsa kefaret mi gerekir?

Cevap : Kaza da gerekmez. Yani oruçları bozulmuş olmaz. İhtilam olanın da orucu bozulmuş olmaz. Fakat namaz kılmak için ilk fırsatta yıkanmak gerekir. [Daha önceden tedbir alıp cünüp olarak sabahlamamalı.]

Soru : Göz damlası orucu bozar mı? Lens ıslakken göze takılırsa oruç bozulur mu?

Cevap : İkisi de bozmaz.

Soru : Ramazanda sahurda yatmadan önce dişlerimizi fırçalıyoruz. Ağzımızı yıkamamıza rağmen tadı ağzımızda hissediliyor, bu durum orucu bozar mı?

Cevap : Hayır bozmaz.

Soru : Hanefi mezhebine göre "tükürdüğümüz zaman tükürükte tükürükten az miktarda kan olursa" abdest bozulur mu, yutunca oruç bozulur mu?

Cevap : Kan tükürükten az ise dışarı çıkmakla abdest bozulmaz, yutulunca da oruç bozulmaz.

Soru : Sigara tiryakisiyim, sigara içmezsem oruç tutmam çok zor. Sigara yakıları var. Bunları koluma koysam, deri nikotini emiyormuş. Orucum bozulur mu?

Cevap : Sağlam deriye konan hiç bir yakı, ilaç, krem orucu bozmaz. Emilmesinin önemi yok.

Soru : Oruçluyken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz.

Soru : Kan aldırınca oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.


Soru : Oruçlu iken kulağa pamuklu çubuk sokmakta mahzur var mı?
Cevap : Şafii’de bozar, Hanefi’de bozmaz.

Soru : Buruna ilaç sürmek orucu bozar mı?

Cevap : Katı ilaç bozmaz, sıvı ilaç bozar.

Soru : Jöle, krem, deodorant orucu bozar mı?

Cevap : Hiç birisi bozmaz.

Soru : Oksijen gazı tüpü ile suni hava verilince oruç bozulur mu?

Cevap : Teneffüs ettiğimiz hava orucu bozmaz. Tüple verilen oksijen de temiz hava demektir, oksijeni bol hava demektir. İçinde ilaç olsa bozar.

Soru : Hanımını öpenin orucu bozulur mu?

Cevap : Öpmekle orucu bozulmaz. Öperken cünüp olursa bozulur. Cünüp olma ihtimali varsa, hanımını öpmesi mekruh olur. Orucu bozacak derece çok öperse haram işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır.

Soru : Yıkanırken kulağa sabunlu su kaçsa, oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.


Soru : Denize girmek orucu bozar mı?
Cevap : Denize girdiği için değil, su girecek deliklerden içine su kaçtığı için oruç bozulur. Eğer su girmezse oruç bozulmaz.

Soru : Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın Ramazan ayı içerisinde göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç tutmasına engel teşkil eder mi?

Cevap : Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.

Soru : Sabah yatarken susadığımı hissettim ve saatime baktım saati 05.10 geçiyor olarak gördüm. Dikkatli olarak baktığıma eminim. Suyumu içtim ve gayri ihtiyari saate bir baktım ki saat 06.10 çok üzüldüm. İmsak 5,30’du. Orucum bozuldu mu?

Cevap : Evet bozuldu. Sizin kastınız olmadığı için sadece kaza gerekir.


Soru : Astım hastası, mecburiyet halinde ilaç kullanınca oruç bozulur mu?

Cevap : Evet bozulur. Sadece kaza gerekir.

Soru : Ventolin, Salbutol gibi ağıza püskürtülen astım ilaçları orucu bozar mı?

Cevap : Bahsettiğiniz ilaçları kullanınca oruç bozulur. Çünkü içinde ilaç vardır. Ama oksijen gazı bozmaz.

Soru : Astım tabletinin gazını teneffüs etmek orucu bozar mı?

Cevap : Sigara dumanı gibi orucu bozar.

Soru : Evi haşere için ilaçladım. Bu ilacı teneffüs orucu bozar mı?

Cevap : Az olursa bozmaz.

Soru : Kadın hastalıklarında bir çubukla hap ve fitil veriliyor. Guslü gerektirir mi, orucu bozar mı?

Cevap : Genelde zevk alınmadığı için guslü gerektirmez. Gündüz kullanılırsa oruç bozulur, kaza gerekir. Pamuk bile konsa, pamuk tamamen içeri girerse oruç bozulur. Yaş parmak girse de oruç bozulur.


Soru : Gündüz taharette basuru yıkayıp içeri sokuyorum. Orucum bozuluyor mu?
Cevap : Dışarıdan içeri su veya herhangi bir şey girerse oruç bozulur. Eğer taharetlendikten sonra, bir havlu ile kurulanırsa basurun içeri girmesi orucu bozmaz.

Soru : Karşı tarafın ağız salgısını yutmak orucu bozuyor mu?

Cevap : Karşı tarafın tükürüğünü, salgısını yutunca oruç bozulur. Eğer bu sevdiğimiz bir kimse ise sadece kaza değil, kefaret de gerekir.

Soru : Oruçlu iken alışkanlıktan dolayı rujumu yalıyorum, oruç bozuluyor mu?

Cevap : Rujun oruca zararı olmaz. Fakat yenirse oruç bozulur. Kaza gerekir.

Soru : Oruçlu olduğunu unutup taharette mübalağa ederek içeriye su kaçsa oruca zarar verir mi?

Cevap : Unutulunca mahzuru olmaz. Unutarak yiyip içmek de orucu bozmaz. Oruçlu olduğunu bilerek taharette mübalağa eder ve içeri su kaçarsa oruç bozulur ve kaza gerekir.

Soru : Balıkların suyunu temizlerken boğazıma ister istemez su kaçtı orucum bozuldu mu?

Cevap : Ağza kaçtı ise bozulmaz, boğazdan içeri girmişse oruç bozulur, kaza gerekir


Soru : Oruçluyken misvak kullanmak mekruh mudur?
Cevap : Mekruh değildir. Şafii’de öğleden sonra kullanmamak iyi olur, çünkü ağızdaki kokuyu giderdiği için, öğleden sonra misvaklanmayı mekruh sayarlar. (Oruçlunun ağız kokusu Allah için sevimlidir. Öyle ise Allah’a sevimli gelen bir şeyi biz niye yok edelim) derler.

Soru : Ayak tırnağımda yara var ve bu yaradan gün içerisinde sarı su, irin ve bazen de kan geliyor ve tırnak arasında birikiyor, bunlar tekrar içeri girip orucu bozar mı?

Cevap : Orucu bozmaz.

Soru : İstemeyerek yağmur suyu ağzımıza kaçsa orucu bozar mı?

Cevap : Bozar.

Soru : Ben diabet hastasıyım. Kan alıp ölçü aletine koyup şekerimi ölçmem orucu bozar mı?

Cevap : Kan aldırmak orucu bozmaz.

Soru : Arı soksa oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.

Soru : Bir arkadaşın migren ağrısı olduğu için ramazan orucunu tutmuyor. Ne yapması lazım?

Cevap : Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli yiyip içmelidir! Hadis-i şerifte (Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir) buyuruluyor. Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın içinde verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hale gelen kimse, tutamadığı oruçlarını kaza eder

Soru : Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?

Cevap : Her zaman verebilir. Ramazanın içinde verilebilir.

Soru : Ramazanda şeytani rüya görülür mü?

Cevap : Görülmez. Nefsani rüya görülür

Soru : Ramazanda şeytanların azgınları mı bağlanır?

Cevap : Hayır hepsi bağlanır.

Soru : Şeker bayramı demek caiz mi?

Cevap : Bayramdan önce hurma, şeker gibi herhangi bir tatlı yemek müstehap olduğu için caizdir.

Soru : Ele iğne batıp kırığı içinde kalsa orucu bozar mı?

Cevap : Hazım cihazına girmeyince bozmaz.

Soru : Oruçlu iken kalbim ağrıyınca trinitrin alsam kaza mı gerekir?

Cevap : Evet.

Soru : Burna tuzlu su çekmek, ilaç gibi orucu bozar mı?

Cevap : Evet. Beyne veya boğaza kaçarsa bozar.

Soru : Mastürbasyon kaza gerektirir deniyor. Bana göre kasten orucu bozuyor, ben kefaret gerekir diyorum. Hangi kitapta kaza gerektiği yazılıdır?

Cevap : Mastürbasyon için yalnız kaza lazım olduğu, Fetava-i Hindiyye, Bahrürraik ve Dürr-ül-muhtar kitaplarında yazılıdır. Kefaret gerektirmez. Akıl ile din olmaz. Dinde nakil şarttır.

Soru : Dayanamayıp orucunu bozana kaza mı gerekir?

Cevap : Gerçekten dayanamamışsa, kaza gerekir.

Soru : Kalb için, dil altına konup, emilen hap, orucu bozar mı?

Cevap : Evet. Deri altına iğne ile ilaç zerki gibidir.

Soru : Hasta, ağzına sık sık su alsa orucu bozulur mu?

Cevap : Yutulmadıkça bozulmaz. Ama böyle yapmak uygun değildir.

Soru : Hasta, su buharını teneffüs etse orucu bozulur mu?

Cevap : Ciğerlere giderse bozar.

Soru : Burun kanı, genizden mideye giderse, oruç bozulur mu?

Cevap : Evet.

Soru : Suya dalıp kulağa su kaçınca oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.

Soru : Abdest alınca veya ağzımızı yıkayınca kalan yaşlığı yutmak orucu bozar mı?

Cevap : Ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz.

Soru : Abdestte su kaçınca yiyip içse kefaret mi gerekir?

Cevap : Kaza lazımdır.

Soru : Kadın ve erkeğin ilaç olarak kullandıkları fitil, orucu bozar mı ve guslü gerektirir mi?
Cevap : Gündüz kullanırsa oruç bozulur. Fakat guslü gerektirmez.

Soru : Burnum kanadı. Bu arada genzime giden kanı yuttum. Orucum bozuldu mu?

Cevap : Burundan genze giden kanı veya dişi kanayan ağzındaki kanı yutunca, yani kan mideye gidince oruç bozulur. Sadece kaza gerekir.

Soru : Buruna sıvı ilaç veya tuzlu su çekmek orucu bozar mı?

Cevap : Beyne veya boğaza giderse bozar.

Soru : Kulağı antiseptikli su ile yıkatmak orucu bozar mı?

Cevap : Bozar. İlaçsız su ile yıkamak bozmaz.


Soru : Hasta, su buharını teneffüs etse orucu bozulur mu?
Cevap : Ciğerlere giderse bozar.

Soru : Ağrıyan dişe, göze ve kulağa ilaç konsa oruç bozulur mu?

Cevap : Kulağa damlatılan ilaç orucu bozar. Göze damlatılan ilaç bozmaz. Dişe konulan ilaç, yutulmazsa orucu bozmaz. Hatta ilacın tadı boğazda hissedilse de bozmaz.


Soru : Yaraya konan ilaç orucu bozar mı?
Cevap : Yaraya sürülen merhemin, sindirim yoluna gittiği bilinmezse oruç bozulmaz.

Soru : Epilasyon orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz.

Soru : Oruçlu iken esans koklamak orucu bozar mı?

Cevap : Çiçek, esans koklamakla oruç bozulmaz, mekruh da değildir.

Soru : Ağızdaki az bir kanı yutanın namazı ve orucu bozulur mu?

Cevap : Az olduğu için bozulmaz.

Soru : Oruçlu iken gusletmek orucu bozar mı?

Cevap : Gusletmekle oruç bozulmaz. Ancak ağızdan, burundan içeri su kaçarsa veya su içine oturulunca veya taharetlenirken içeri su kaçarsa oruç bozulur.

Soru : Dudaktaki yaşlığı yutmak orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz.

Soru : Makata konan pamuğun bir kısmı dışarıda kalsa orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz, hepsi içeri girerse bozar.

Soru : İmsak vakti sona ererken yaraya konan sıvı ilaç, gündüz emilmeye başlasa oruç bozulur mu?

Cevap : İmsaktan önce konulduğu için bozulmaz.

Soru : Kalb hastasıyım. Bazen çok ağrıyınca hap alıyorum. Ramazanda oruçlu iken ağrı tuttuğunda ilaç alırsam, kefaret gerekir mi? Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç, orucu bozar mı?

Cevap : Zaruret olduğu için yalnız kaza gerekir. Sağlam deriye sürülen ilaç, içeriye gitse de orucu bozmaz. Dil altına konulup emilen bozar.

Soru : Diş çektirmek orucu bozar mı?

Cevap : Diş çektirmek orucu bozmaz. Eğer diş çektirilirken iğne vurulursa, oruç bozulur. Dişten çıkan kanı yutmakla da oruç bozulur. Ramazan orucunu tutarken iğne vurduranın veya dişinden çıkan kanı yutanın orucu bozulur, gününe gün kaza gerekir, kefaret gerekmez.

Soru : Ramazan ayı, niçin bazen 29, bazen 30 gün oluyor?

Cevap : Ramazan-ı şerif kameri aylardandır. Kameri aylar 29 veya 30 gün olur. Kur’an-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu bildirilmektedir. (Bekara 183-185) Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmidokuz çekerse 29 gün oruç tutmak farzdır. Bütün farz ibadetler Allah’ın emridir.

Soru : Şabanın son günü, Ramazan ise farz olur, değilse nafile olur diyerek oruç tutmak uygun mu?

Cevap : Bu niyetle tutmak mekruh olur. Böyle niyet etmeden, Şabanın son günü nafile oruç tutmak mekruh olmaz. Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Ramazanı bir-iki gün önce oruç tutmakla karşılamayınız! Devamlı oruç tutan, bu orucu tutabilir.) [Müslim]
Ramazan orucunu karşılamak gerektiğini sanıp veya Ramazan diye Şabanın son günü oruç tutmak mekruhtur. Hıristiyanlara benzememek için, Şabanın son günü oruç tutmanın mekruh olduğunu bildiren âlimler de vardır.

Soru : Oruç tutmayan işçiye, Ramazanda yemek verilir mi?

Cevap : Yemek verilmez, yemek parası verilebilir.

Soru : Yazın kazaya kalmış oruçları, kışın kaza etmek caiz mi?

Cevap : Caizdir.

Soru : Hacda şükür kurbanı yerine ceza olarak oruç tutmak caiz mi?

Cevap : Caiz olmaz. Ancak israfı önlemek için caizdir.

Soru : İmsaktan sonra kazaya niyet edenin orucu nafile mi olur?

Cevap : Evet.

Soru : Seferdeki kimseye, evine gelince tutmadığı oruçları kaza etmek farz mı?

Cevap : Evet.

Soru : Ramazanın son günü, bugün bayram diyenlere aldanıp, orucunu bozana, kaza mı lazım olur?

Cevap : Kaza lazım olur.

Soru : Kaza ve kefaret orucunun yılını bilmeyen ne yapar?

Cevap : Evvel kazaya kalmış olan diye niyet eder.

Soru : Ölüm hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?

Cevap : Oruçlu ölmesi evladır.

Soru : Erzurumlu, yazın orucu, Adana’da tutsa, daha sevap mı?

Cevap : Hayır. Sıkıntı kendiliğinden gelirse sevap olur.

Soru : (Başkası yerine oruç tutulmaz) hadisi hangi kitapta var?

Cevap : Tahtavi haşiyesinin 238. sayfasında var.

Soru : Kaza orucunu davette bozmak caiz mi?

Cevap : Hayır.

Soru : Söylentilere inanıp, Ramazan diye, Şabanın 29unda oruca niyet ettim. Doğrusunu öğrenince bozdum. Kaza gerekir mi?

Cevap : Gerekmez.

Soru : Diş dolgusu sebebiyle gusülsüz oruç tuttum. (Oruç tuttuğum yıllardaki gusülleri Şafii’ye veya Maliki’ye göre aldım) demek gerekir mi?

Cevap : Evet, hem tevbe gerekir, hem de böyle niyet etmeli!

Soru : Teyzemin böbreğinde taş olduğu için doktor devamlı su içmesi gerektiğini söylemiş. Eğer fidye vermesi gerekiyorsa ne kadar ve ne vermeli? Bu fidyeyi bana vermesi uygun olur mu?

Cevap : Oruç tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük ramazan için 53 kg un verir. Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de verebilir.

Soru : Bir kimse akşam namazından önce uyusa veya bayılsa öbür gün öğleyin uyansa hemen oruca niyet edebilir mi?

Cevap : Niyet edemez. Öğleden bir saat önce uyansa idi edebilirdi.

Soru : Kalb rahatsızlığım var. Normalde oruç tutabiliyorum. Kalb krizinden endişe ediyorum. Fidye verip, oruç tutmasam olur mu?

Cevap : Oruç tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Kriz gelirse ağızdan alınan ilaçlar alınarak oruç bozulur. Yani tutabildiğiniz kadar oruç tutmalısınız.

Soru : Ramazanda rahatsızlık sebebiyle tutamadığım 10 günlük orucu kaza ederken, peşpeşe mi tutmam gerekir?

Cevap : Peşpeşe tutmanız gerekmez, fırsat buldukça tutarsınız.

Soru : Hamile ya da çocuk emziren bir kadın oruç tutabilir mi? Tutmadığı günler kazaya mı kalır yoksa her gün için fidye vermek mi gerekir?

Cevap : Hamile iken de çocuk emzirirken de oruç tutabilir, eğer tutarsa sağlığına zarar verecekse, çocuğa zarar olacaksa o zaman tutmaz, sonra kaza eder. Fidye vermekle kurtulamaz.

Soru : Düzenli olarak iğne kullanması gereken hasta, tutamadığı bu Ramazan oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?

CEVAP
Bir aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Hasta zengin değilse bunu da vermez, dua eder.

Soru : Ailemden uzakta başka şehirde talebeyim. Annem telefonda, sahura kalkabiliyor musun dedi, evet kalkıyorum dedim halbuki kalkamadığım çok oldu. Aç olarak oruç tuttuğumu bilip üzülmesin diye böyle söyledim bu yalan caiz olur mu?

Cevap : Burada yalan caizdir.

Soru : 3 senelik oruç borcum var. Bunu 30’ar gün olarak peşpeşe mi tutmam lazım?

Cevap : Fırsat buldukça birer ikişer veya üçer beşer tutarsınız, yani 30 gün birden tutmak gerekmez. 90 gün oluncaya kadar böyle devam edersiniz.

Soru : Babam rahatsızlığı sebebiyle son iki yıla ait Ramazan-ı şerif orucunu tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan tekrar sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen zengindir. Ne yapması gerekir?

Cevap : Oruç fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir. Bir aylık oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.

Soru : Kaza orucum yoktur. Fakat bazı oruçlarım bozulmuş, kabul olmamış diye, oruç tutarken kazaya niyet edilse, mahzuru olur mu? Kaza orucum yoksa, bunlar nafile olur mu?
Cevap : Kazası olmayanın da kaza namazı kılmasında, kaza orucu tutmasında mahzur yoktur. Kazası yoksa nafile olur.

Soru : Oruca hesapla başlanılan yerlerde, yanlışlık olma ihtimali olacağı için, bayramdan sonra kaza orucu tutmak gerekir mi?
Cevap : İki gün kaza orucu tutmak gerekir. Çünkü büyük İslam âlimi seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Böyle yerlerde bulunan müslümanların bayramdan sonra, dilediği zaman, kaza niyeti ile, iki gün daha oruç tutmaları lazımdır) buyurdu.

Soru : Bu sene yılbaşı Ramazana geldi. Bu ayda kumar oynamak, içki içmek daha kötü değil midir?

Cevap : Kumar oynamak, içki içmek her zaman haramdır. Fakat mübarek yerlerde ve mübarek günlerde bu haramları işlemek elbette daha büyük günah olur.

Yılbaşı ile Noel birbirinden farklı ise de, 21 veya 25 Aralıktaki Noel kutlamalarının devamı sayılabileceğinden, yılbaşı gecesi Hıristiyanlar gibi eğlenmek caiz olmaz.

Yalnız Hıristiyanların değil, Yahudilerin ve bütün bâtıl dinlerin ibadetlerini yapmak, onlara benzemek olur.

Kâfirlerin yaptıkları ibadetler ve çirkin işleri hariç, mubah olan âdetlerini yapmakta mahzur yoktur. Yani onlara benzemiş olunmaz. (Redd-ül Muhtar)

Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!

Soru : Bayramın ikinci günü oruç tutmak caiz mi?

CEVAP
Ramazan bayramının ikinci günü oruç tutmak caizdir.

Soru : Kaza orucuna niyet eden bir kimse, cünüp iken, imsak vaktinden sonra kalkıp banyo yapsa orucu yine de tutabilir mi?

Cevap : Tutabilir. Hatta namaz kılmayan kimse akşama kadar da cünüp dursa orucu yine sahih olur. Fakat namaz kılmadığı için ve cünüp durduğu için büyük günah olur. Yani cünüp oruç tutmakla oruç bozulmuş olmaz.

Soru : Fecirle imsak vakti aynı şey mi?

Cevap : Fecir, sabah namazı vaktidir. İmsak, oruçken yiyip içmeyi kesme zamanıdır.

Soru : Kazaya kalmış Ramazan orucunu bilerek bozan bir kimse kaç gün oruç tutması lazım?

CEVAP
Kaza orucunu bozunca bir gün tutar.

Soru : Ölü veya diri için namaz kılmak, oruç tutmak ve ona bu sevabı yollamak olur mu?

Cevap : Namazın orucun sevabı ona gönderilir. Bizzat onun için namaz kılınamaz, oruç tutulamaz. Gönderilen sevap ta, onun kılmadığı namaz, tutmadığı oruç yerine geçmez.

Soru : Orucun sahih olması için, sahura kalkma mecburiyeti var mı?

CEVAP
Hangi oruç olursa olsun sahura kalkma mecburiyeti yoktur. Kalkmak sünnettir. Kalkılırsa sevap olur.

Soru : Yeni namaza başladım. Oruç da tam olarak bu Ramazan tutacağım. Ancak namaz ve oruç kazalarımı nasıl hesaplayacağım, tam bilmiyorum.

CEVAP
Zannı galibe göre hesaplarsınız.

Soru : El, yüz vücut losyon veya kremlerinde alkol olduğu ve namaz kıldığımız için bu kremleri kullanmamamız gerektiği, oruçluyken de necis olduğu doğru mu?

Cevap : Hayır o karışım alkoller affedilmiştir.

Soru : Orucun haram olduğu aylar ve günleri yazar mısınız?

Cevap : Oruç tutmak sadece bayram günleri haramdır. Senede beş gün. Yani dört gün kurban bayramı, bir gün de ramazan bayramı. Diğer günler oruç tutulabilir.

Soru : Yemekhanede birkaç kişiyi yerken görüp, biz de dalgınlıkla vakte dikkat etmeden vakit girdi sanıp 16:40 da iftarı açtık. Sonra takvime baktık ki akşam 16:44 deymiş. Kasıtlı bozmadığımız için kaza gerekir değil mi?

Cevap : Evet kaza gerekir.

Soru : Kaza orucuna yalnız olarak nasıl niyet etmeli ve hangi zamanlar arasında niyet etmeli?

Cevap : İlk kazaya kalan Ramazan orucuna demeli. Akşamdan imsak vaktine kadar niyet etmeli.

Soru : Oruçlu olunca abdestte ağza burna fazla su çekilmese olur mu?

Cevap : Evet olur.

Soru : Nezri muayyen, nezri mutlak oruçlar nedir?

Cevap : Vacip oruçlar, muayyen olur. Belli gün oruç adamak böyledir. Mesela pazartesi günü oruç tutmayı adamak, nezri muayyen oruç olur.

Gayr-i muayyen oruçlar: Herhangi bir gün oruç adamak. Mesela (Allah rızası için üç gün oruç tutacağım) demek böyledir.

Soru : İki sene adak orucu yerine yemin kefareti vermek caiz mi?

Cevap : Hayır.

Soru : Bir ay oruç tutmayı adayan, 30 gün peşpeşe mi tutar?

Cevap : Hayır.

Soru : Ebem, bir yıl oruç tutacağım diye adakta bulundu. Tutmadan öldü. Ne lazım?

Cevap : Bu adak için bir senelik oruç kefareti yapılır.

Soru : 3 gün üst üste oruç tutmayı adamıştım, fakat üçüncü gün -orucu bozan fakat kefaret gerektirmeyen bir durum neticesinde- orucum bozuldu. Nasıl hareket etmem lazım?

Cevap : Adak orucunu kasten bozsanız kefaret gerekmez. Yeniden üç gün oruç tutarsınız.

Soru : Sabah namazına kalkamayanın her defa için bir gün oruç tutmayı adaması caiz mi?

Cevap : Hayır caiz değildir.

Soru : (İşim olursa iki sene oruç tutacağım) dedim. Fakat Allah rızası için demediğim için oruç tutmam lazım mı?

Cevap : Evet. Çünkü oruç zaten Allah rızası için tutulur.

Soru : (Şu işi yaparsam bir gün oruç tutacağım) diye söylendiğinde, bu şeyi her yaptığımız sefer için bir gün oruç mu tutmalıyız, yoksa birkaç sefer sözümüzden çıktığımızda da 1 gün oruç tutmak yeterli mi?

Cevap : Bir gün oruç tutmanız yeter.

Soru : Damardan serum verilmesi, sadece imam-ı a’zama göre orucu bozduğu söyleniyor. Diğer mezheplere göre bozmuyor mu? Serumla gıda ve deva verilebiliyor. İhtiyacı olan suyu, gıdayı ve ilacı serumla alan kimsenin orucu bozulmaz mı? Oruçta gaye, yiyip içmeyi terk etmek olduğuna göre, ağız yolu ile değil de, damar yolu ile yiyip içenin orucu niçin bozulmaz?
Cevap : Dört mezhepte de, sağlam deriye konan ilaç, gıda ve deva, emilip içeriye nüfuz etse de oruç bozulmuş olmaz. Mesela kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için dört mezhepte de orucu bozmaz. Bunun gibi, sağlam deriye konan nikotin yakısı da, vücut tarafından emildiği halde, dört mezhepte de orucu bozmaz.
Tabii menfezlerden [deliklerden] giren şeyler orucu bozar.

Şafii’de, kulak tabii menfezdir. Kulağa konan sıvı-katı her şey, mideye girmiş gibi orucu bozar. Şafii’de idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya ilaç, hatta pamuk konsa bile orucu bozar.

Dört mezhepte de ve bütün imamlara göre, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye] giderse oruç bozulur. Şafii mezhebinde, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç, cevfe, yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur.

Şafii’de karna bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç bozulur. Sağlam deriden bıçak cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğne ile adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca oruç bozulmuş olur. Hanefi’de ise, bıçak tamamen midenin içine girerse oruç bozulur.

Bugün tıpta, serumun mesaneye, dimağa ve vücudun her yerine gittiği kesin olarak bilinmektedir. O halde serum, dört mezhepte de orucu bozar. Sadece kaza gerekir. (Serum veya enjeksiyonla verilen ilaç, cevfe, [yani dimağ ve mesane gibi yerlere] gitmez) demek, çok yanlış olur, ilme ters olur.

Bütün doktorlar, damardan veya adaleden verilen ilacın, dimağ ve mesaneye gittiğini bildiriyorlar. O halde, işin aslını bilmeyenlere kanıp da, enjeksiyonla orucu telef etmeyelim.

[Buradaki Hanefi mezhebi ile ilgili bilgiler, Tahtâvi, Mebsut, Bedayi ve benzeri kitaplardan, Şafiilerle ilgili bilgiler ise, Mecmû, Muğnil muhtaç, Tuhfe, Envâr, Kummesrâ, Bâcuri, Şerh-i İbni Bâcuri gibi muteber eserlerden alınmıştır.]

Soru : Amerika’dan yola çıkıyorum. Gece yolculuğu yapacağım. Sahur vaktinde uçakta olacağım, hangi ülkeye göre imsak vaktini esas alacağım. Evim Hollanda’da. Eve dönünce Hollanda'nın iftar vaktini mi esas alacağım?

Cevap : Çıktığınız ülkenin yani Amerika’nın imsak vakti esas alınır. Gittiğiniz yerin de iftar vakti esas alınır. Yani Hollanda’nın. Güneş batmadan iftar edilmez.

Soru : Sinüzitten muzdarip bir hasta oruçlu iken burnuna sıvı ilaç koyabilir mi?

Cevap : Oruç bozulur.

Soru : Oruçlu iken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz. Oruçta genelde çıkan şeyler orucu bozmaz, mesela kan aldırmak orucu bozmaz. Ama isteyerek ağız dolusu kusulursa orucu bozulur.

Oruçta genelde içeri giren şeyler bozar. Mesela enjeksiyonla kan verilenlerin orucu bozulur.

Soru : Oruçlu iken dişleri macunlu macunsuz fırçalamak orucu bozar mı?

Cevap : Macunsuz fırçalamakta mahzur yoktur. Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir.

Soru : Buruna ilaç sürmek orucu bozar mı?

CEVAP
Katı ilaç bozmaz, sıvı ilaç bozar.

Soru : Dudağımda uçuk vardı ve ben de patlamasın diye krem sürmüştüm. Maalesef akşama doğru uçuk patladı. Orucum bozuldu mu?

Cevap : Bozulmadı

Soru : İftar için yiyecek bir şeyler hazırlarken parmağımı kestim. Birkaç damla aktı. Orucum bozuldu mu?

Cevap : Hayır kan çıkmakla, kan aldırmakla oruç bozulmuş olmaz.

Soru : Dirseğimde çıkan iltihaplanmadan dolayı dirseğimin üstünden ve altından birer cm uzunluğunda kestiler ve iltihabın akması için bir hortum sokup uçlarını dışarı çıkardılar. Dün yapılan muayenede bir merhemi üsten sıkıp alt uçtan dışarı akıttılar. Niyetli olduğumdan dolayı şüpheye düştüm acaba orucum bozuldu mu?

Cevap : Orucunuz bozulmadı.

Soru : Yanlış dolgudan dolayı diş etim hep kanıyor. Sahurdan sonra yatıyorum, sabah tekrar kalktığımda ağzımın içi kan dolu oluyor. Kanın birçoğu boğazımdan geçmiş oluyor. Bazen uyku halinde değilken de fark ediyorum kan geldiğini... Tükürürsem abdest bozulacak. Tükürmesem yani yutsam oruç bozulacak? Haliyle illa ki yutmuşumdur kan. Benim oruçlar bozulmuş mu?

Cevap : Kan yutmak orucu bozar. Oruçların Hanefi’ye göre bozuluyor. Onun için Hanbeli mezhebini taklit etmelisiniz. Orucu bozan şeyler, insanın elinde olmazsa, Hanbeli’de orucu bozmuyor.

Soru : Ayak tırnağımda yara var ve bu yaradan gün içerisinde sarı su cerahat ve bazen de kan geliyor ve tırnak arasında birikiyor, bunlar tekrar içeri girer mi yani bu durum orucu bozar mı?

Cevap : Orucu bozmaz.

Soru : Biz iki kardeşiz, annem bize hamileyken oruçlarını tutamamış. O zamanki Ramazan imsakiyelerini saklayıp daha sonra (yıllar sonra) o imsakiyelere bakarak sırayla tutmuş. Niyet ederken bunlara göre niyet etmiş. Bunları tekrar tutması gerekiyor mu?

Cevap : Çok iyi olmuş. Tekrar tutması gerekmez. Fakat imsakiye saklamasa da ilk kazaya kalan diyerek de tutabilirdi. Namazları da öyle kaza etmek gerekir. İlk kılınan kılınınca ondan sonraki ilk olur.

Soru : Hastanede test için kan verirken enjektörü sokmadan önce deriye alkol sürüyorlar ve çıkarttıktan sonra iğne deliğinin üzerine alkollü pamuk koyuyorlar. Bunun oruca bir zararı var mıdır?

Cevap : Hayır oruca zararı olmaz


Soru : Deriyi çizerek yapılan çiçek aşısı orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz. Tentürdiyot gibidir.

Soru : Burna katı merhem sürmek orucu bozar mı?

Cevap : Bozmaz.

Soru : Namazda Şafii’yi taklitte, pamuk fitil orucu bozar mı?

Cevap : Oruçta taklit etmediği için bozmaz.

Soru : Şekersiz çiklet çiğnemek orucu bozar mı?

Cevap : Mekruhtur. Çiğnememelidir.

Soru : Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

CEVAP
Çiğnenmiş sakızı çiğnemek orucu bozmaz. Lastik çiğnemek gibidir ağza bir şey gitmiyor.

Soru : Dişler arasındaki yemek kırıntısını yutmak orucu bozar mı?

CEVAP
Hayır, bozmaz.

Soru : Lavman yaptırmak orucu bozar mı?

CEVAP
Evet, bozar.

Soru : Hanımı öpünce mezi gelirse oruç bozulur mu?

CEVAP
Bozulmaz.

Soru : Tıraş kesiğine oruçlu olduğunu unutarak kolonya sürmek orucu bozar mı?

CEVAP
Unutulmasa da bozmaz. Unutunca yiyip içilse de bozmaz.

Soru : Sigara içilen odaya girip, uzun müddet çıkmasak oruç bozulur mu?

Cevap : Lüzumsuz kalıyorsak bozulur, vazifemiz varsa bozulmaz.

Soru : Şevval orucunu tutuyorum. Bugün abdest alırken (burnuma su çekerken) unutarak ve istemeyerek genzime veya boğazıma sanırım su kaçırdım. Orucum bozuldu mu?

CEVAP
Unutarak yiyip içince veya bozulup bozulmadığını kesin bilmedikçe oruç bozulmuş olmaz.

Soru : Ağız dolusu hastalık sebebiyle kusanın orucu bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.

Soru : Hac için hastaneden kan aldılar fakat kan şırıngaya geldi dışarı çıkmadı, sonra tekrar içeri koydular. Abdestim bozuldu mu, orucuma bir zarar geldi mi?

CEVAP
Hem abdestiniz hem de orucunuz bozuldu. Kan çıkmakla abdestiniz, kan içeri girmekle orucunuz bozuldu. Şırıngaya çıkmakla dışarı çıkmış oldu. Kendi kanınız da olsa vücudunuza kan verildi.

Soru : Soğuktan dudak çatladığı için dudak kremi sürmenin abdeste ve oruca bir zararı var mı?

CEVAP
Abdeste de oruca da zararı olmaz.

Soru : Mideye ucu dışarıda kalan alet sokulursa, oruç bozulur mu?

Cevap : Bozulmaz.

Soru : Türkiye Takvimine göre, sahuru yanlışlıkla 10 dakika geciktirdim. Orucum sahih oldu mu?

Cevap : Kaza gerekir.

Soru : Deri altına tüberküloz testi yapılıyor. Orucu bozar mı?

Cevap : Evet.

Soru : Kulağı pamukla veya su ile temizlemek, orucu bozar mı?

Cevap : Hanefi’de bozmaz.

Soru : Kulaktaki pamuk, delik zardan içeri girse, orucu bozar mı?

Cevap : Hayır.

Soru : Gırtlağa çıkan tükürüğü kusarak çıkarmak, orucu bozar mı?

Cevap : Hayır.

Soru : Mahalli bir yazar diyor ki:

( Her yıl aynı yazılar yazılıyor ve fitil ve benzeri şeylerin orucu bozup bozmayacağı hususunun oruçla ne ilgisi var, İslamiyet bu mu?)

CEVAP
Yazar, İslamiyet’i bilmediği gibi, nelerin orucu bozacağını da bilmiyor. İslamiyet her yıl değişmez. Bu sene İslam’ın şartı beş denmişse, gelecek sene bu altı olmaz. Azalmaz da, çoğalmaz da. Bu sene, (hastaya serum vermek orucu bozar) denmişse, gelecek sene (bozmaz) denilemez. Aslında değişik yazan varsa, o tenkit edilmelidir! Hep aynı şeyi yazan tenkit edilir mi? Şimdi mahalli yazara soruyoruz,

İslamiyet bu değilse nedir? Her yıl değişmesi mi gerekir?

Yazar, orucun ne olduğunu, orucu nelerin bozduğunu bilmiyor ki, (vücuda giren şeylerin orucu bozup bozmayacağından bahsedilmez) diyebiliyor. Önce oruç nedir ve neler orucu bozar, kısaca bir tarifini yapalım:

Oruç, fecrin ağarmasından, güneş batıncaya kadar, yiyip içmeyi ve orucu bozan diğer şeyleri terk etmektir. Diğer bozan şeyler nelerdir? Yaradılışta bulunan deliklerden içeri giren şeyler orucu bozduğu gibi, vücuttaki yaraya konulan ilaç, sindirim yollarına sızarsa, yine oruç bozulur. İğne [enjeksiyon], serum orucu bozar. Çünkü bunlar sindirim yoluna gider. (Tahtavi)

Hastalık için kullanılan fitiller, tabii deliklerden verilir. Ağrı kesici, ateş düşürücü fitiller olduğu gibi, romatizma, mantar, bulantı, hemoroid ve kabızlık önleyici fitiller de vardır. Serum yolu ile de ilaç ve gıda verilebilir. Tabii deliklerden ilaç olmayan maddeler de girerse yine oruç bozulur. Bunları sormak ve bunlara cevap vermekten tabii ne olabilir?

Soru : KBB mütehassısı bir doktor diyor ki:

Dinde reformcu bir grup, yeni bir kitap yazıp, âlimlerden farklı, yeni ictihadlar yapacaklarmış. Kulağa damlatılan ilacın orucu bozmayacağı yönünde bizden bilgi istiyorlar. Hanefi ve Şafii’ye göre, göze, kulağa ve burna damlatılan ilaç, orucu bozar mı, bozmaz mı?

CEVAP
Fıkıh kitaplarındaki hüküm şöyle:

Hanefi’de göze damlatılan veya diş çukuruna konan ilacın tadı boğazda hissedilse bile orucu bozmaz. Kulağa damlatılan ilaç, burna konan sıvı ilaç orucu bozar.

Şafii’de ise, göze damlatılan ilacın tadı boğazda hissedilse bile bozmaz. Fakat kulağa konan her şey orucu bozar. Burna konan sıvı ilaç da bozar.

Hanefi’de ve Şafii’de, sağlam deriye sürülen ilaç, emilip içeriye nüfuz etse de oruç bozulmuş olmaz. Mesela kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için Hanefi’de de, Şafii’de de orucu bozmaz.

Hadis-i şerifte (İçeri giren şeyler orucu bozar) buyuruluyor. Şafii’de, kulak tabii menfezdir. Kulağa konan sıvı-katı her şey, mideye girmiş gibi orucu bozar. Hanefi’de, kulağa giren katı şey ve su orucu bozmaz. Fakat yağ ve ilaç bozar. Yağ ve ilaç emilse de, emilmese de, sindirim yoluna gitse de, gitmese de bozar.

Göz, menfez kabul edilmediği, aynen sağlam deri hükmünde olduğu için, göze konan ilaç, sağlam deriye sürülen ilaç gibi çeşitli kanallarla sindirim yoluna gitse de hiçbir mezhepte orucu bozmaz. Fakat boğaza, beyne ve mesaneye açılan yara yolu ile ilaç verilirse, Hanefi’de de, Şafii’de de oruç bozulur.

Reformcu grup ne yapmak istiyor? Kendileri müctehid olsalar bile, ictihadla ictihadın nakzedilemeyeceğini bilmeleri gerekir. Reformcuların, (Burada Hanefilerin kavli doğrudur. Kulağa kum koymak orucu bozmaz. Şafii’nin ictihadı yanlıştır) demeye hakları olmaz.

Soru : İftar açarken ezan okunması şart mı?

Cevap : Hayır değildir. Vaktin girmesi şarttır. Vakit girince, ezan okunmasa da iftar edilir.

Soru : Bazı kimseler, her çeşit gıdayı yiyorlar, fakat et, süt gibi hayvani gıdalar yemeyip kırk gün perhiz yapıyorlar. Buna da oruç diyorlar. Müslümanlıkta böyle bir oruç var mıdır?

Cevap : Müslümanlıkta böyle bir oruç yoktur. Hıristiyanlıkta böyle perhizler vardır. Demek ki onlar, Hıristiyanların ibadetlerini yapıyorlar. Gayrı müslimlerin ibadetlerini yapanlar veya yapmadığı halde beğenenler kâfir olur. (Berika)

Soru : Üç ayları tutuyorum. Arkadaşlardan bilmeden davet edenler oluyor. Orucu bozmam caiz midir?

Cevap : Üç aylardan Receb ve Şabanda tutulan oruçlar nafiledir. Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince orucu bozmak caizdir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek, onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz buyurdu ki:

(Arkadaşın senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ "oruçluyum" diye ısrar ediyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın.) [Dare Kutni]

Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçları bozulmaz. Sadece nafile oruçlar bozulabilir. (Mevkufat)

Soru : Kaza borcum var. Üç aylarda tutabilir miyim?

Cevap : Kaza ve nafile oruçları Receb ve Şaban ve diğer aylarda tutmakta mahzur yoktur. Fakat kaza oruçlarını, mazeretsiz geciktirmemek iyi olur! Bu aylarda kaza orucu tutan, bu aylarda nafileye verilecek sevaplara da kavuşur. (Nevadir-i fıkhiyye)

Receb ve Şaban aylarında kaza orucu veya nafile oruç, her gün veya aralıklı olarak da tutulur. Tek başına Cuma veya Cumartesi günü oruç tutmamalıdır! Perşembe ile Cuma veya Cuma ile Cumartesi birlikte tutulursa mahzuru olmaz.

Receb veya Şabanda oruç tutarken, kazanız varsa, (İlk kazaya kalan Ramazan orucumu tutmaya) diye niyet edersiniz. Kazanız yoksa, kaza orucu tutmak yine caizdir.

Soru : 12-14 yaşlarında çocuklarım var. Namaz kılıp oruç tutmaları farz mıdır?

Cevap : Büluğa erince kız ve erkek çocuğa, namaz, oruç farz olur. Ay hâlinde tutamadığı oruçları, bayramdan sonra kaza eder. Ay hâli sebebiyle kılamadığı namazları kaza etmez. Hz. Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)

Hz. Havva validemiz, Ramazan ayında hayz olunca, Allahü teâlâ, namaz kılmamasını ve oruç tutmamasını, hayzlı iken kılamadığı namazları kaza etmemesini, fakat orucu kaza etmesini emretmiştir. (Mevkufat)

Soru : Oruç hakkında mezheplerimizdeki hükümler hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap : Ramazan orucuna niyetin son vakti, Hanefi’de öğleye bir saat kalıncaya kadar, diğer üç mezhepte imsak vaktine kadardır. Üç mezhepte, Ramazan orucu için her gece niyet gerekir, Maliki’de ramazanın ilk gecesi bir ay oruca niyet sahihtir.

Şafii’de, kulak tabii menfez [delik] dir. Kulağa konan sıvı katı her şey, mideye girmiş gibi orucu bozar. Diğer üç mezhepte sadece ilaç konursa bozar. Şafii’de idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya pamuk konsa bile orucu bozar. Diğer mezheplerde bozmaz.

İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu bozar.

Dişler arasındaki yemek kırıntısını yutmak Hanefi’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar.

Lavman Maliki’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar.

Unutarak yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki’de bozar.

Ramazanda oruçlu iken yiyip içene Hanefi ve Maliki’de kefaret gerekir, Şafii ve Hanbeli’de sadece kaza gerekir. Hanımı ile beraber olana dört mezhepte de kefaret gerekir.

Kan aldırmak Hanbeli’de orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest alırken, mübalağa etmeden boğaza su kaçarsa, Şafii ve Hanbeli’de oruç bozulmaz. Hanefi ve Maliki’de bozulur.

Ramazanda karı koca beraber olursa, Şafii ve Hanbeli’de kefaret kocanın üzerine olur, Hanefi ve Maliki’de ikisine de kefaret gerekir.

Maliki’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç mezhepte haram değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek mekruhtur. Hanımın öpünce mezi gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, Hanbeli’de bozar.

Şafii ve Hanbeli’de, nafile oruç veya nafile namaza başlayan, tamamlamadan bozarsa, kazası vacip değil, Hanefi ve Maliki’de vaciptir.

Yalnız Cuma günü oruç tutmak Hanefi ve Maliki’de caiz, Şafii ve Hanbeli’de mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan Hanefiler yalnız başına Cuma günü oruç tutmamalıdır.

Kadir gecesi üç mezhepte ramazan ayı içinde, Hanefi’de ise bütün sene içindedir.

Sadaka-i fıtır, Hanefi’de Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. Şafii’de Ramazandan önce, Maliki’de ve Hanbeli’de ise bayramdan önce verilemez. Hanefi’de nisaba ulaşanın fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hanefi’de hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte vermesi lazımdır.

Soru : Kış günleri kısa olduğu için nafile veya kaza orucu tutmam uygun olur mu?

Cevap : Evet. Kolaylıklardan istifade etmek iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kışın oruç tutmak, meşakkatsiz elde edilen bir ganimettir.) [Tirmizi]

(Kış mevsimi, müminin baharıdır. Gündüzleri kısadır, oruç tutar, geceleri uzundur, o vakitleri ibadet eder.) [Gunye]

Soru : Erkek veya bayan kadın doktoru veya ebe, Ramazanda, abdestli iken bir kadına doğum yaptırsa, orucu, guslü veya abdesti bozulur mu?

Cevap : Hanefi mezhebindeki kadın doktorunun veya ebenin, Ramazan-ı şerifte doğum yaptırmakla orucu, abdesti ve guslü bozulmuş olmaz.

Zaruretsiz erkek doktora doğum yaptırmak caiz olmaz.

Soru : Oruçlu iken rahimden ültrasonla muayene olmak orucu bozar mı?

Cevap : Alete jel gibi bir şey sürüyorlar, rahme yağ veya jel gibi bir şey girince oruç bozulmuş olur. Eldivenle muayene etse de, eldivene bir şey sürülmüş ise yine oruç bozulur. İçeriye az da olsa bulaşacak bir şey girerse oruç bozulur.

İkinci bir husus da kadın, muayene esnasında zevk alırsa cünüp olur ve oruç bozulur. Zevk almazsa bozulmuş olmaz.
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:15 PM   #2
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı

MÜBAREK RAMAZAN AYI

İftar Duası

"Allahumme leke sumtu ve alâ rizgike eftartu ve aleyke tevekkeltu."
Anlamı: Allah'ım! Senin için oruç tuttum ve senin rızkınla iftar edip, sana tevekkül ettim.
Ramazan Ayında Resulullah'ın (s.a.a) Duası

Merhum Kefhemi "Misbah" kitabında Resul-ü Ekrem'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim Ramazan ayında her farizadan sonra şu duayı okursa Allah onun günahlarını bağışlar."
"Allahumme edhil alâ ehl'il-gubûr'is-surûr. Allahumme eğni kulle fegîr. Allahumme eşbi' kulle cai'. Allahummeksu kulle uryan. Allahummegzi deyne kulli medîn. Allahumme ferric an kulli mekrûb. Allahumme rudde kulle ğarîb. Allahumme fukke kulle esîr. Allahumme aslih kulle fasidin min umûr'il-muslimîn. Allahummeşfi kulle merîz. Allahumme sudde fegrena bi-ğinak. Allahumme ğayyir sûe halina bi-husni hâlik. Allahummegzi anna'd-deyne ve ağnina min'el-fagr. İnneke alâ kulli şey'in gadîr."
Anlamı: Allah'ım! kabir ehlini sevindir. Allah'ım, bütün fakirleri zenginleştir. Allah'ım, bütün açları doyur, Allah'ım bütün çıplakları giyindir. Allah'ım, sıkıntısı olanların sıkıntısını gider. Allah'ım, bütün garipleri -vatanlarına- geri döndür. Allah'ım, bütün esirleri -esirlikten- kurtar. Allah'ım, Müslümanların bozulan durumlarını, fasit olan işlerini ıslah eyle. Allah'ım, bütün hastalara şifa ver. Allah'ım, bizim fakirliğimizi kendi zenginliğinle engelle. Allah'ım, bizim kötü halimizi kendi iyi haline dönüştür. Allah'ım, borcumuzu eda et, fakirlik ve ihtiyacımızı gider; muhakkak senin her şeye gücün yeter.
Ramazan Ayında Her Gecenin Özel Namazı

Merhum Meclisi bu namazları ve bundan sonra zikredeceğimiz her günün kısa özel duasını "Zad'ul-Mead" kitabında şöyle rivayet etmiştir:
1. Gecenin Namazı: Dört rekâttır. Her rekâtta bir Fatiha, on beş defa İhlâs Suresi okunur.
2. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta bir Fatiha, yirmi defa Kadir Suresi okunur.
3. Gecenin Namazı: On rekâttır; her rekâtta bir Fatiha, elli defa İhlas Suresi okunur.
4. Gecenin Namazı: Sekiz rekâttır; her rekâtta bir Fatiha, yirmi defa Kadir Suresi okunur.
5. Gecenin Namazı: İki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha, elli defa İhlas Suresi okunur. Namazın selâmından sonra da yüz defa "Allahumme salli alâ Muhammedin ve Âl-i Muhammed" diyerek selavat getirilir.
6. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve bir defa da Mülk (Tebareke) suresi okunur.
7. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve on üç defa Kadir Suresi okunur.
8. Gecenin Namazı: İki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve on defa İhlas Suresi okunur. Namazın selamından sonra da bin defa "Subhanellah" zikri söylenir.
9. Gecenin Namazı: Altı rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve altı defa Ayet'el-Kürsi okunur. Namazı bitirdikten sonra elli defa selavat getirilir. Bu namazlar akşam namazı ile yatsı namazı arasında kılınır.
10. Gecenin Namazı: Yirmi rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve otuz defa İhlas Suresi okunur.
11. Gecenin Namazı: İki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve yirmi defa Kevser Suresi okunur.
12. Gecenin Namazı: Sekiz rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve otuz defa Kadir Suresi okunur.
13. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve yirmi defa İhlas Suresi okunur.
14. Gecenin Namazı: Altı rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve otuz defa Zilzal suresi okunur.
15- Gecenin Namazı: Dört rekâttır; ilk iki rekâtın her rekâtında bir Fatiha ve yüz defa İhlas; diğer iki rekâtta ise her rekâtta bir Fatiha ve elli defa İhlas Suresi okunur.
16. Gecenin Namazı: On iki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve on iki defa Tekasür Suresi okunur.
17. Gecenin Namazı: İki rekâttır; birinci rekâtta bir Fatiha ve bir defa da istediği her hangi bir sureyi, ikinci rekâtta ise bir Fatiha ve yüz defa İhlas Suresi okunur ve namazın selamından sonra yüz defa "La ilahe illallah" zikri söylenir.
18. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta Fatiha ve yirmi beş defa Kevser Suresi okunur.
19. Gecenin Namazı: Elli rekâttır; her rekâtta Fatiha ve elli defa Zilzal Suresi okunma suretiyle kılınır.
Burada maksat her halde her rekâtte bir defa Zilzal Suresinin okunmasıdır. Zira her rekâtta elli defa okunması kastedilirse, o zaman 2500 defa okunması gerekir, bu da oldukça zor, belki de imkansız bir şeydir.
20. 21. 22. 23. 24. Gecelerin Namazı: Bu gecelerin her birinde sekiz rekât; her rekâtta bir Fatiha ve istediği her hangi bir sureyi okuyabilir.
25. Gecenin Namazı: Sekiz rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve on defa İhlas Suresi okunur.
26. Gecenin Namazı: Sekiz rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve yüz defa İhlas Suresi okunur.
27. Gecenin Namazı: Dört rekâttır; her rekâtta imkanı olduğu takdirde bir Fatiha ve bir Mülk (Tebareke) suresi, mümkün olmadığı takdirde ise, Mülk suresinin yerine yirmi beş defa İhlas Suresini okuyabilir.
28. Gecenin Namazı: Altı rekâttır; her rekâtta bir Fatiha, yüz defa Ayet'el-Kürsi, yüz defa İhlas ve yüz defa Kevser sureleri okunur. Namazdan sonra da yüz defa salavat getirilir.
Bu gecenin namazını bu şekliyle Merhum Meclisi nakletmiştir. Fakat Merhum Şeyh Abbas Kummi'nin tahkikine göre bu gecenin namazı şöyledir:
Altı rekât, her rekatta bir Fatiha ve on defa Ayet'el-Kürsi, on defa Kevser ve on defa da İhlas okunur. Namazdan sonra da yüz defa Resulullah'a salavat getirilir.
29. Gecenin Namazı: İki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve yirmi defa İhlâs okunur.
30. Gecenin Namazı: On iki rekâttır; her rekâtta bir Fatiha ve yirmi defa İhlâs Suresi okunur. Namazdan sonra ise yüz defa Resulullah'a (s.a.a) salâvat getirilir.
Bilindiği gibi bütün namazlar ikişer, ikişer rekâtlar şeklinde (sabah namazı gibi) kılınır.
Ramazan Ayında Her Güne Ait Kısa ve Özel Dualar

Aşağıdaki dualar büyük fazilet ve sevaplarla İbn-i Abbas kanalıyla Resulullah'tan (s.a.a) nakledilmiştir.
1. Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi siyam'es-saimîn ve giyamî fîhi giyam'el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet'il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh'el-âlemin ve'fu annî ya âfiyen an'il-mucrimîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey alemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!
2. Günün Duası: "Allahumme garribnî fîhi ilâ merzâtike ve cennibnî fîhi min sehatike ve negimatike ve veffignî fîhi li-girâeti âyâtike bi-rahmetike ya erhem'er-râhimîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde beni kendi hoşnutluğuna yakınlaştırıp, gazap ve azabından uzaklaştır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.
3. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîh'iz-zihne ve't-tenbîh ve bâidnî fîhi min'es-sefâheti ve't-temvîh vec'al lî nesîben min kulli hayrin tunzilu fîh, bi-cûdike ya ecved'el ecvedîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana zeka ve uyanıklık (ibadet ve itaatten gafil olmama) hali ver; beni cahillik ve batıl işlerden uzaklaştır. Bu günde indirdiğin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!
4. Günün Duası: "Allahumme gavvinî fîhi alâ igameti emrik ve ezignî fîhi halâvete zikrik ve evzi'nî fîhi li-edâi şukrik bi-keramik vehfeznî fîhi bi-hifzike ve sitrik, ya ebsar'an-nâzirîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!
5. Günün Duası: "Allahummecalnî fîhi min'el-musteğfirîn, vec'alnî fîhi min ibâdik'es-sâlihîn'el-gânitîn, vec'alnî fîhi min evliyâik'el-mugarrabîn, bira'fetike ya erham'er-râhimîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!
6. Günün Duası: "Allahumme la tehzulnî fîhi li-tearruzi ma'siyetik, velâ tazribnî bi-siyâti negimetik, ve zehzihnî fîhi min mûcibâti sehatike, bi-mennike ve eyâdîke, ya muntehâ rağbet'ir-râğibîn."
Anlamı: Allah'ım! Sana karşı işlediğim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbaçınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak şeylerden beni uzaklaştır; -sonsuz- lütfun ve nimetlerin hakkına, ey şevkli insanların en büyük arzusu!
7. Günün Duası: "Allahumme einnî fîhi alâ siyamihi ve giyamih, ve cennibnî fîhi min hefevatihi ve asamih, verzugnî fîhi zikreke bi-devamihi, bi-tevfigike ya hadiy'el-muzillîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeği bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!
8. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi rahmet'el-eytami ve it'am'et-taam ve ifşa'es-selâm ve suhbet'el-kiram, bi-tavlike ya melce'el-amilîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, -fakirlerin- karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı
9. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi nasiben min rahmetik'el-vasia, vehdinî fîhi li-berahinik'es-satia, ve huz bi-nasiyetî ila merzatik'el-camia, bi-mehabbetike ya emel'el-muştagîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsi bırakma; açık delil ve bürhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!
10. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi min'el-mutevekkilîne aleyke, vec'alni fîhi min'el-faizîne ledeyke, vec'alnî fîhi min'el-mugarrabîne ileyke, bi-ihsanike ya ğayet'et-talibîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!
11. Günün Duası: "Allahumme habbib ileyye fîh'il-ihsan, ve kerrih ileyye fîh'il-fusûge ve'l-isyan, ve harrim aleyye fîh'is-sehate ve'n-nîran, bi-avnike ya ğiyas'el-musteğisîn."
Anlamı: Allahım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve –cehennem- ateşini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı!
12. Günün Duası: "Allahumme zeyyinnî fîhi bi's-sitri ve'l-ifaf, vesturnî fîhi bi-libas'il-gunûi ve'l-kifaf, vehmilnî fîhi ala'l-adli ve'l-insaf, ve aminnî fîhi min kulli ma ehafu bi-ismetike ya ismet'el-haifin."
Anlamı: Allahım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuğum herşeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan -Rabbim-
13. Günün Duası: "Allahumme tahhirnî fîhi min'ed-denesi ve'l-egdar, ve sabbirni fîhi alâ kainat'il-egdar, ve veffignî fîhi li't-tuga ve suhbet'el-ebrar, bi-avnike ya gurrete ayn'il-mesakîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması taktir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!
14. Günün Duası: "Allahumme la tuahiznî fîhi bi'l-aserat, ve egilnî fîhi min'el-hataya ve'l-hefevat, vela tec'alnî fîhi ğarazan li'l-belaya vel-afat, bi-izzetike ya izz'el-muslimîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey müslümanların izzeti!
15. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi taat'el-haşiîn, veşreh fîhi sadrî bi-inabet'il-muhbitîn, bi-emanike ya eman'el-haifîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazi insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!
16. Günün Duası: "Allahumme veffignî fîhi li-muvafeget'il-ebrar ve cennibnî fîhi murafagat'el-eşrar, ve avinî fîhi bi-rahmetike ila dar'il-garari bi-ilahiyyetike ya ilah'el-alemîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaş olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaşlığından beni uzaklaştır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükunet yurdu olan -cennette- yer ver; ilahlığın hakkına, ey alemlerin ilahı!
17. Günün Duası: "Allahummehdinî fîhi li-salih'il-e'mali, vegzi lî fîh'il-havaice ve'l-amal. Ya men la yehtacu ile't-tefsiri ve's-sual. Ya alimen bima fî sudur'il-âlemin, salli alâ Muhammedin ve Âlih'it-tahirin."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni salih amellere hidayet et; bu günde beni hacet ve arzularıma kavuştur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey alemdekilerin göğsünde bulunanları (içinde geçenleri) bilen –Rabbim-! Muhammed'e ve onun tertemiz Ehlibeyti'ne rahmet et.
18. Günün Duası: "Allahumme nebbihnî fîhi li-berakati esharih, ve nevvir fîhi galbî bi-ziyai envarih, ve huz bi-kulli â'zâî ile't-tibai asarih, bi-nûrike ya munevvira gulûb'il-arifîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!
19. Günün Duası: "Allahumme veffir fîhi hazzî min berakatih, ve sehhil sebîlî ila hayratih, vela tehrimnî gabûle hasenatih, ya hadiyen ile'l-hagg'il-mubîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşma yolumu kolaylaştır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden -Rabbim-!
20. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvab'el-cinan, ve eğlig annî fîhi ebvab'en-nîran, ve veffignî fîhi li-tilavet'il-gur'an, ya munzil'es-sekîneti fî gulûb'il-mu'minîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde cennet kapılarını (yüzüme) aç; cehennem kapılarını -yüzüme- kapat; bu günde Kur'ân okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren -Yüce Allah-!
21. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi ila merzatike delîla, vela tec'al li'ş-şeytani fîhi aleyye sebîla, vec'al'il-cennete lî menzilen ve megîla, ya gaziye havaic'it-talibîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni hoşnutluğuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Şeytan'ı bana ulaştıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren -Rabbim-!
22. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvabe fazlik, ve enzil aleyye fîhi berakatik, ve veffignî fîhi li-mucibati merzatik, ve eskinnî fîhi buhbûhati cennatik, ya mucîbe davet'il-muztarrîn."
Anlamı: Allah'ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoşnutluğuna vesile olacak şeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden -Allah-!
23. Günün Duası: "Allahummeğsilnî fîhi min'ez-zunûb, ve tahhirnî fîhi min'el-uyûb, vemtehin galbî fîhi bi-tegv'el-gulûb, ya mugîle eserat'il-muznibîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkarların sürçmelerini bağışlayan –Rabbim-!
24. Günün Duası: "Allahumme innî es'eluke fîhi ma yurzîk, ve eûzu bike mimma yu'zîk, ve es'eluk'et-tevfîge fîhi lien utîake vela a'siyek, ya cevad'es-sailîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde seni razı edecek şeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. -Allah'ım!- Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan –Rabbim-!
25. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi muhibben li-evliyaik, ve muadiyen li-e'daik, mustennen bi-sunneti hatemi enbiyaik, ya asime gulûb'in-nebiyyîn."
Anlamı: Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa'nın (s.a.a)- sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygammerlerin kalplerini koruyan -Yüce Allah-!
26. Günün Duası: "Allahummec'al sa'yî fîhi meşkûran ve zenbî fîhi mağfûran ve amelî fîhi magbûlen ve aybî fîhi mestûra, ya esme'as-samiîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde çabamı mükafatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü –günahlara- kapa; ey duyanların en iyi duyanı!
27. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi fazle leylet'il-gadri ve sayyir umûrî fîhi min'el-usri ile'l-yusr, vegbel meazîrî ve hutta anni'z-zenbe ve'l-vizr, ya raûfen bi-ibadih'is-salihîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!
28. Günün Duası: "Allahumme veffir hazzî fîhi min'en-nevafil, ve ekrimnî fîhi bi-ihzar'il-mesail, ve garrib fîhi vesîletî ileyke min beyn'il-vesail, ya men la yeşğaluhu ilhah'ul-mulihhîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde müstehap (sünnet) amellerden nasibimi çoğalt; -dünya ve ahirette- sorumlu olduğum şeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla –yalvaranların- ısrarı kendisini –başkalarıyla ilgilenmekten- alıkoymayan –Rabbim-!
29. Günün Duası: "Allahumme ğaşşinî fîhi bi'r-rahmet, verzugnî fih'it-tevfîga vel-isme, ve tahhir galbî min ğayahib'it-tuhmet, ya rahimen bi-ibadih'il-mu'minîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana -iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim!-
30. Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi bi'ş-şukri ve'l-gabûli alâ ma terzahu ve yerzah'ur-resûl, muhkemeten furûuhu bi'l-usûl, bi-haggi seyyidina Muhammedin ve Âlih'it-tahirîn, ve'l-hamdulillahi rabb'il-alemîn."
Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükafatlandırıp kabul buyur ve onun furuunu -iman ve ihlas olan- usuluyla pekiştir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında -Ey Rabbim!- Ve bütün övgüler alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.
Kadir Gecelerinin Amelleri

1- Gusül yapmak. Merhum Alleme Meclisi bu gusülün güneş batacağı sırada yapılıp onunla akşam namazının kılınmasının daha efdal olduğunu yazmıştır.
2- İki rekât namazı her rekâtta Hamd'dan sonra yedi defa İhlas suresini okuyarak kılmak. Namazın ardından da yetmiş defa: "Esteğfirullahe ve Etûbu İleyh" söyleyerek Allah'tan mağfiret dilemek ve tevbe etmek. Resul-i Ekrem'den (s.a.a) nakledilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır. "Kim bu ameli yaparsa yerinden kalkmadan Allah onu ve anne-babasını bağışlar."
3- Bir amel de şudur: Kur'ân-ı Kerim'i açıp yüzüne tutarak şu duayı okursun:
"Alllahumme innî es'eluke bi-kitabik'el-munzel, vema fih, ve fîh'ismuk'el-ekber, ve esmauk'el-husna, vema yuhafu ve yurca, en tec'alenî min utegâike min'en-nar."
"Ey Allah! İndirdiğin kitabın ve onda bulunan büyük ismin ve güzel isimlerin hürmetine ve kitabındaki korkutan veya ümit veren (ayetlerin) hürmetine, beni cehennem ateşinden azat ettiğin kimselerden kılmanı dilerim Senden."
Ve bu duanın ardından da hacet ve dileklerinizi Hak Teala'dan istersiniz.
4- Bu gecelerde yapılan bir amel de şöyledir: Kur'ânı alıp başınıza kor ve şöyle dua edersiniz:
"Allahumme bi-haggi haza'l-gur'ân ve bi-haggi men erseltehu bih, ve bi-haggi kulli mu'minin medehtehu fih, ve bi-haggike aleyhim, fela ehede e'rafu bi-haggike mink."
"Allah'ım! Bu Kur'ân'ın ve onu gönderdiğin kimsenin ve onda medhettiğin bütün müminlerin hakkına ve senden başka hiç kimsenin tanıyamayacağı onlar üzerindeki hakkına -senden istiyorum.-
Sonra da:
On defa "Bike ya Allah".
On defa "Bi-Muhammedin".
On defa "Bi-Aliyyin."
On defa "Bi-Fatimete".
On defa "Bil-Haseni".
On defa "Bil-Hüseyni".
On defa "Bi-Aliyyibni'l-Huseyn".
On defa "Bi-Muhammed ibn-i Eliyyin".
On defa "Bi-Ca'fer ibn-i Muhammed".
On defa "Bi-Musa ibn-i Ca'fer".
On defa "Bi-Aliyy ibn-i Musa".
On defa "Bi-Muhammed ibn-i Aliyyin".
On defa "Bi-Aliyyibn-i Muhammed".
On defa "Bil-Hasen ibn-i Aliyyin".
On defa "Bil-Hucceti". söyleyip hacetlerinizi istersiniz. Bu duada önce Allah'u Tealayı, Kur'ân-ı Kerim'e ve O'nun gönderdiği peygamberine (s.a.a) ve Kur'ân'ın medhettiği müminlere sonra da Allah'u Tealayı kendi Mukaddes Zatına ve Ehl-i Beyt'ten olan ondört masum'un her birinin hürmetine ant vererek hacet ve dileklerinizi Hak Teala'dan diliyorsunuz.
5- Bu gecenin bir ameli de imkanı olanlar için İmam Hüseyin'in (a.s) mukaddes türbesini ziyaret etmektir. Uzakta olanlar da uzaktan o hazreti selamlayarak ziyaret edebilirler.
6- Bu üç gecede ihya tutmak (bu geceleri yatmadan sabahlamak) da müstehaptır. Bir hadis-i şerifte şöyle geçer: "Kadir Gecesini ihya tutan kimsenin günahlarını, Allah bağışlar."
7- Her üç gecede de yüz rekât namaz kılmanın çok fazileti vardır. Bu namazlarda her rekâtta Hamd'dan sonra on defa İhlas suresi okunursa daha faziletli olur.
Kadir Gecesinin Fazileti

Merhum Meclisi bu gecelerin en değerli ve faziletli amellerini şöyle sıralamıştır:
İstiğfar etmek, zikir, kendimizin, anne-babamızın akraba ve mümin kardeşlerimizin dünya ve ahiretleri ile ilgili hacetleri istemek, Hz. Muhammed'e (s.a.a) ve Ehl-i Beytine mümkün olduğu kadar selat-u Selâm etmek ve bazı rivayetlere göre Cevşen-i Kebir duasının da bu üç gecede okunması müstehaptır. Bir rivayette ise şöyle geçer: Resulullah'a (s.a.a) Kadir gecesine girdiğimizde (o gecede ) ne isteyelim Hak Teala'dan" diye sorulduğunda, Resulü Ekrem (s.a.a) "afiyet dileyin" buyurdu.
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:25 PM   #3
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı Türkiye'de Ramazan Yaşantısı

Türkiye'de Ramazan Yaşantısı
Onbir ayın sultanı olarak nitelenen mübarek Ramazan ayı yurdumuzda büyük bir coşku ve manevi heyecan içinde çok şerefli bir misafir gibi karşılanır. Sahur ve iftar için farklı ve özel yemekler hazırlanır.
Pek çok şehirde iftar vakti, top sesleri ile duyurulur. Bu, Ramazan ayına milletçe verilen önemin bir göstergesidir. İftar vakti cadde ve sokaklar boşalır. Çünkü o saatte hemen herkes iftar sofrasındadır.
Zengin yemek çeşitleri ile donatılan iftar sofralarına zaman zaman dost ve akrabalar dâvet edilerek yemekler toplu olarak yenir. İftar sofralarında ibadet görevini yapmış olmanın sevinci yaşanır.
Bazı kişi ve kuruluşlarca daha büyük kalabalıklara verilen iftar yemekleri dostluk ve kardeşlik duygularını güçlendirir. Teravih namazlarında câmiler dolup taşar, anne ve babaları ile birlikte câmiye giden çocuklar bir çiçek gibi câmileri süsler, Pırıl pırıl gençler Ramazan ayına ayrı bir güzellik katar, büyüklerin geleceğe olan ümidini artırır.
Bu ayda câmilerde güzel sesli hafızlar tarafından okunan Kur'an-ı Kerim cemaat tarafından huşu içinde dinlenir. Kur'an-ı Kerim, sadece camilerde değil evlerde de okunur.
Radyo ve Televizyonlarda iftar ve sahur vakitlerinde yayınlanan özel proğramlar ilgi ile izlenir.
Minarelerin şerefelerindeki kandiller, Ramazan geceleri devamlı olarak yanar. Bunlar sadece çevrelerini aydınlatmakla kalmaz, kalpleri de huzurla doldurur. Birden fazla minaresi bulunan câmilerde minareler arasına ışıklı yazıların yer aldığı "mahya"lar asılır. Bu yazıları çok uzaklardan bile okumak mümkündür. Minarelerdeki kandiller ve mahyalarla süslenen câmiler, ülkenin görüntüsüne başka bir güzellik verir.
Ramazan gecelerindeki coşku Kadir Gecesinde zirveye ulaşır. Câmilerin içi ve dışı cemaatle dolar. Bu mübarek gecenin bereketinden yararlanmak için müminler bu geceyi ibadet ve dualarla geçirir. Ruhlar iyice arınır, gönüller huzurla dolar Kadir Gecesinde.
Ramazan ayının özelliklerinden biri de zengin müslümanların zekat ve fitrelerini bu ayda vermesidir. Verilen zekat ve fitrelerle fakir ve kimsesizlerin ihtiyaçları karşılanır. Yoksulların sevindirilmesi bu aya başka bir anlam kazandırır. Zengin fakir kaynaşmasına vesile olur.
Ramazan coşkusu bayrama kadar devam eder. Bayram yaklaşınca çarşı ve pazarlar, bayram hediyelikleri için yapılan alışverişlerle iyice hareketlenir.
Kalabalık cemaatlerle kılınan bayram namazının ardından müslümanlar birbirleri ile bayramlaşır.Bu bayramlaşma dost, hısım ve akrabaların evlerde birbirlerini ziyareti ile devam eder, bu ziyaretlerde misafirlere genellikle, şeker, çikolata ve tatlı ikram edilir. Bayramda çocuklar hediyelerle sevindirilir. Yoksullara yardım edilerek gönülleri hoş edilir. Dargınlar barıştırılır. Ölülerin kabirleri ziyaret edilerek ruhları için Kur'an okunur ve dua edilir.
Müslüman bir ülke olan Türkiyede bu manevi havayı camilerden sokak ve caddelere kadar her yerde hissedersiniz.
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:26 PM   #4
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı Selamete AÇilan BÜyÜk Kapi: Ramazan Ve OruÇ

SELAMETE AÇILAN BÜYÜK KAPI: RAMAZAN VE ORUÇ


Bu ayın 15'inde dünyanın her köşesindeki milyonlarca müslüman, sırf Cenab-ı Mevlâ emrettiği için, 1424. kez Ramazan orucuna başlayacak. O'nun rızasına ermek için nefslerine hakim olacak, onu tutacak, kontrol edecekler. Ve bir kez daha dünyanın, nefsin ve şeytanların zulmüyle yorulmuş kalpler kendine gelme, güç bulma fırsatı yakalayacak. Biz müslümanız ve müslüman olarak O'na döneceğiz diyecekler.

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

(Farz kılınan bu oruç) sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde tutamadığı günler sayısınca tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de, bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'an o ayda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.

Şayet kullarım sana benden sorarlarsa, gerçekten ben çok yakınım. Bana dua edilince, dua edenin davetine icabet ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola ulaşabilsinler.

Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı. Onlar sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecr vakti beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da geceye kadar orucu tam tutun. Mescitlerde itikaf halinde iken kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara böyle açıklıyor ki, sakınıp korunsunlar.” (Bakara, 183-187)

Hicret'ten bir buçuk yıl sonra (miladi 624) Şaban ayının 10. gününde Allahu Tealâ, önceki peygamberlere ve ümmetlerine emrettiği gibi, son peygamber Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz'e ve O'nun ümmetine de oruç tutmayı emretti. Gerçi Rasulullah s.a.v. Efendimiz, Medine'ye hicretinden sonra ashabına her ay üç gün ve aşure gününde oruç tutmayı emretmişti. Bu ilk oruçtu. Fakat bu oruç Ramazan orucu gibi farz değildi. Nihayet Hicret'in 2. yılında, Allahu Tealâ'nın yukarıda geçen ayetlerdeki emri üzerine, Ramazan ayında oruç tutmak mazereti olanlar dışında herkese farz oldu.

Nefsi Allah'a adamak

Ramazan ayındaki bu farz, dilimizde oruç kelimesiyle ifade ediliyor. Arapça aslı ise “sıyam, savm” kelimeleridir. Bakara Suresi 183. ayette “...sıyam, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki korunabilesiniz.” buyuruluyor. Tefsir kitaplarımızda açıklandığı üzere, sıyam kelimesinin manası, nefsi meylettiği şeylerden, bu bir söz dahi olsa, alıkoymak, yani kendini tutmak, kontrol etmektir.

Ramazan ayı boyunca oruçla, gündüzleri yemeden içmeden ve eşiyle birliktelikten mahrum olmaya zorlanan nefsler daha kontrol edilebilir bir hale gelecek ve müslümanlar, elde edecekleri nefsi kontrol alışkanlığıyla, Ramazan ayı dışında da ahiretlerini tehlikeye sokacak söz ve davranışlardan korunabileceklerdir.

“Oruç şehveti kırar, nefsin heveslerini mağlup eder. Azgınlıktan, kötülükten men eder. Dünyanın adi lezzetlerini, makam ve yükselme davalarını küçük gösterir; kalbin Allah'a bağlılığını artırır, ona meleklik zevki ve saflığı bağışlar.”

“Oruç tutmayan, sabretmesini bilmez, nefsini normal şekilde kullanma yollarını gözetmez. Hele refah içinde yaşayanlar hiç oruç tutmazlarsa, bütün hürriyetlerini şehevi arzularına kaptırırlar...” (Elmalı tefsiri)

Rahmet, mağfiret ayı

Ramazan ayı, Kur'an'ın vahyedilip son ümmete tebliğin başladığı aydır. Bakara Suresi'nde “O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırıp, açık delillerle hidayet rehberi olan Kur'an onda indirildi.” buyurulur. Kadir Suresi'nde de, “Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.” ilâhi beyanı mevcuttur.

Alemlere rahmet olan, Allah'ın en sevgili, katında en itibarlı kulunun vahy ile müşerref olduğu Kadir gecesi bu ayda yaşanmıştır. Tefsir alimlerimize göre Kur'an-ı Kerim Kadir gecesinde dünya semasına indirilmiş, daha sonra da 23 yılda parça parça yeryüzüne indirilerek insanlara tebliğ edilmiştir.

Ramazan ayı, 12 hicri ayın dokuzuncusu ve üçayların sonuncusudur. Ramazan kelimesi “temizlik, yanmak, keskinlik” manalarını taşır. Dinî açıdan, “yanarak günahlardan temizlenip Allah'a yönelmek” anlamına gelir. Burada yanmak, nefsin arzularına karşı koymaktaki zorluğa işaret eder. Fakat bu zorluğa sabır, temizlenmeye, kalbin arınıp Rabbine yönelmesine vesile olacağından şiddetle tavsiye edilmiş bir mücahededir.

Efendimiz s.a.v. de bir hadis-i şeriflerinde Ramazan ayını, “başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ateşten kurtuluş” olan bir ay olarak tarif etmiş, kendileri Ramazan ayını en güzel şekilde ihya ettikleri gibi, ashabından ve ümmetinden de bunu istemişlerdir.

Her yıl yenilenen büyük davet

Ramazan ayı, müslümanlara büyük fırsatların ikram edildiği bir aydır. Her günü insanlar için bereket, ihsan günleridir.

Bu ay bin aydan hayırlı bir geceye sahiptir. “Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle her iş için inerler. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar süren bir selamettir.” Bu gece, duaların asla reddedilmediği, selamet kapılarının sonuna kadar açıldığı anları bünyesinde taşır.

Gündüzleri oruç tutulup gecelerinin ihya edildiği bu ayda müslümanlara “büyük cihad” nasip olur. İnsan en yakın düşmanını, nefsini tanıma fırsatı bulur. Ona karşı tedbirli olmanın yollarını öğrenir.

Bu ay, Rabbimiz'in davetidir: “Şayet kullarım, sana benden sorarlarsa, gerçekten ben çok yakınım. Bana dua edilince, dua edenin davetine icabet ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola ulaşabilsinler.”

Rabbimizin davetine icabet edelim. Alimlerimizin bildirdiği üzere kemali edeble orucumuzu tutup, nefslerimizi her türlü kötülükten, çirkinlikten alıkoyalım. Duayla, zikirle, Kur'an tilavetiyle temizlenip, kalplerimizin uyanmasına, Allah için olmasına çalışalım. Kimse bilmez elimize daha kaç kez böyle fırsat geçecek. Son bir fırsatmış gibi dört elle sarılıp Ramazan ayını ihya edelim, bereketine erelim.

Orucu, itikafı, Kadir gecesiyle Ramazan ayınız mübarek, sıyâmınız daim olsun.
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:27 PM   #5
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı Oruç, vücudu nasıl temizler?

Cevap:
Oruç, İslam Ülkelerinin dışında da hızla yayılmakta, bu konuda birçok kişi araştırma yaparken, hastalıkların önlenmesi için orucu tavsiye eden mütehassıs doktorların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Şu anda Batı Almanya’daki 29 klinikte, oruç ile tedavi yapılıyor. Ve oruç, hemen hemen her hastalığı tedavi ettiği gibi, fazla kiloların da sağlıklı bir şekilde atılmasını sağlıyor. Oruç Mütehassısı olarak bilinen Dr. Hellmut Lützner’e göre oruç, vücudun senelerce depo ettiği zehirleri ve pislikleri dışarıya atmanın en tabii yoludur.
Oruç, insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve bütün canlılarda, ortak bir özellik olarak göze çarpar. Haftalarca veya aylarca aç kalarak bir nevi oruç tutmak, tabiattaki birçok canlının hayatında her sene görülmektedir. Ve oruç tutma istidadı olmaksızın canlıların sağ kalması mümkün değildir.
Bugün birçok gelişmiş ülke, bolluk içinde yaşıyor. Fakat bu bolluğa alışmış olmaları yüzünden de artık hiçbir zorluğa cesaret edemiyorlar. Bu ülkelerde aşırı beslenmeden doğan hastalıklar, bir çığ gibi artarak yayılıyor.
Her milletin, kendine has bir yemek listesi bulunur. Ve ailece hep beraber yemek yeme, aile fertlerinin birbirine olan bağlılık duygularını geliştirir. Hatta iş icabı olarak birbirini daha iyi tanımak isteyenlerin yaptıkları ilk iş, bir restoranda buluşmaktır. İşte bu “belirli vakitlerde aynı yemekleri paylaşma hadisesinin” güçlendirdiği sevgi ve saygı duygularını, acaba oruçtan daha iyi hangi şey sağlayabilir?
“Dini bayramların manevi havasını tatmak için, oruç tutarak hazırlanmak şarttır” diyen Münihli Psikolog Jürgen Von Schedit, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Oruç, gelenek olmaktan çıkınca, içindeki gizli kıymetler de yok oluyor. Diğer bir ifade ile insan maddiyata fazla dalınca, maneviyatın kokusunu bile alamıyor.”
Herkesin bilmesi gereken bir başka oruç da, hastalanan bütün canlıların insiyaki olarak tuttukları oruçtur. Sıhhatini kaybeden canlılar, yeme ve içmeyi terk ederler. Bunun açıklaması şudur: Tehlikeye maruz kalan vücut, hazım ile uğraşmayı istemez. Çünkü bu hadise ile, canlının aldığı gıda enerjisinin üçte biri harcanır. Bu sebeple vücut bütün gücünü, hastalığa karşı savunmaya yöneltir.
Orucun unutulan kıymetlerini Batı Dünyasına tekrar anlatmakta büyük payı olan Dr. Otto Buchinger (1882-1970) “Şifalı Oruç” adındaki kitabında, bizzat kendisinin büyük bir hastalık neticesinde oruca başladığını yazmaktadır. Tehlikeli bir mafsal romatizmasına yakalanan Buchinger, hastalığın arttığını, kaslarının eriyerek karaciğerinin büyüdüğünü ve safra kesesinin iltihaplandığını görünce oruç tutmaya başlamıştır. Buchinger, Alman oruç uzmanlarının en tecrübelisi sayılan Gustav Riedl’in kontrolünde oruç tutmuş ve tamamıyla iyileşerek sıhhatine kavuşmuştur.
Dr. Buchinger, on binlerce hasta üzerinde yapmış olduğu araştırmalarını şu cümleyle özetler: “Tansiyon düşüklüğü gibi istisnalar hariç, hiçbir hastalık yoktur ki, orucun faydası olmasın veya tamamıyla iyileştirmesin! Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”
Oruç mütehassısı Dr. Lützner de, eski 10 bin metre koşucularından 54 yaşındaki bir sporcunun en iyi derecelerini, 49. oruç gününde elde ettiğini belirtmiştir.
Oruç mütehassıslarından biri olan, bayan Dr. Helga Bühler, “açlık grevi” ile “oruç” arasındaki farkı şöyle belirtmektedir:
“İkisinin arasındaki tek fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve istekli bir harekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gazaptan kaynaklanır. Bilindiği gibi öfke ve sinirlilik halleri mide asidi üretmekte, mide asidi ise acıkmaya sebep olmaktadır. Dolayısıyla oruçlu kişi açlık hissetmezken, diğeri büyük bir açlıkla karşı karşıyadır.”
Oruçlu bir insan, yemek yeme telaşından kurtulduğu gibi, ikide bir de yemek hazırlamak veya bulaşık yıkamak derdinden de kurtuluyor. Bu arada insan, bambaşka şeylerden kurtulduğunu da anlıyor. Psikolog Jurgen Von Scheidt, bu konuda şunları söylüyor:
“Özellikle kendini eşyaya bağımlı hissedenler için bağımsızlık kazanmak, son derece kıymetlidir. Orucun verdiği bağımsızlık duyguları ile, böyle bir hazineye sahip olmak mümkündür. Oruç ile, esas problemleri bağımlılık olan bütün insanların, uyuşturucu madde müptelalarının ve alkoliklerin psikoterapi yoluyla tedavi edilmeleri mümkün oluyor.”
Dr. Hellmut Lützner, “Oruç Sayesinde Yeni Doğmuş Gibi” adlı kitabında, şu gerçekleri dile getiriyor:
“Oruçlunun hissettiği acıkma safhaları, aslında tedavi seanslarıdır. Bu safhalar, hastalıklı ve zararlı maddelerin dokulardan koparıldığı ve vücutta dolaştığı saatlerdir. Oruç sırasında bazı vücutlarda meydana gelen ağız ve ter kokuları, bu zararlı maddelerin vücuttan atılması sebebiyledir.”
Dr. Hellmut Lützner, şöyle devam ediyor:
Oruç tutmanın verdiği zevki, sağlamış olduğu şu faydaları öğrendikten sonra, daha iyi tadabilirsiniz.
* Güçlü bir maneviyat.
* Kendi ruh dünyanıza ve vücudunuza karşı, gitgide artan bir alaka.
* Tasavvur ve hatırlama gücünde elde edilen artış.
* Kendinize olan güveninizin sağlanması ve kararların büyük bir soğukkanlılıkla alınabilmesi.
* Tad alma duygusunun güçlenmesi ve oruçtan sonra, çok daha sağlıklı bir beslenmenin elde edilmesi.
Bütün bu sayılan faydaların oruçla elde edilmesi, gerçekten hayret vericidir. Orucun ilk günlerinde ortaya çıkan güçlükler ise, basit bir yolla giderilir. Oruca başlanılan günlerde bol meyve yemek, midede kalan et parçalarının çürümesine mani olmakta, böylece mide bulantısı veya baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da giderilmektedir.
Yazımızı Dr. Buchinger’in bir sözü ile noktalıyoruz.
“Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”




P.M.’den Tercüme: Ayhan HALAÇ



Soruyla ilgili diğer bakılabilecek kaynaklar


Sorular
» İslam’ın esasları nelerdir?...
» Az da olsa bazı alevi köylerinde şöyle bir hurafeye hala inanılıyor: Den...
» Ölen bir Müslümanın namaz ve oruç borcu nasıl ödenir?...
» Çok yemenin zararları nelerdir?...
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:29 PM   #6
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı

Oruç tutmamayı mubah kılan özürler



Sual: Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?

CEVAP
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:

1- Hastalık: Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç tutmaz veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir. Hastaya bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.



2- Sefer: 104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)



3- Gebe ve emzikli olmak: Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve emzikli kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, gebe ile emzikli kadına oruç tutmaması için ruhsat verdi, orucunu tehir etti) buyuruluyor. (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

Emzikli kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının çocuğunu emzirsin hüküm aynıdır.



4- Açlık ve susuzluk: Kendisine şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa, orucunu bozabilir.



5- İhtiyarlık: Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi 53 kg. undur.



6- İkrah: Oruç tutan, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu keserim) diye tehdit edilmişse, dediğini yapmaya gücü yetiyor ve blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz. (Tirmizi)
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:30 PM   #7
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı

Oruç bize ne öğretir?


Oruç, bedenimizi dinlendirmenin ötesinde bizim helal merkezli bir hayat yaşamamız için önümüze kapı açar. Nefsî arzularımızı zaptederek irademizi güçlendirir.

Nefsi frenler

Nefsin gemlenmesi, frenlenmesi bakımından açlığın büyük faydaları vardır. Aç ve susuz kalma ve riyâzet yapma ancak ibadet niyetiyle yapılırsa bir değer ifade eder. Bu niyet Müslümanlıkta oruç şeklinde tecelli eder. Allah dostları sürekli riyâzât yaparak nefislerini dizginlemişler, rûhî formlarını korumaya çalışmışlardır.

Rûhu geliştirir

İnsanlarda rûh cesedin, ceset de rûhun aleyhine olarak gelişir. Rûhanî yönleri itibarıyla gelişim isteyenler, mutlaka oruç tutmalıdır. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: Oruç tutmayanlar, cesetlerinin altında kalacaklarından hiçbir zaman tam olarak rûhanî olgunluğa ulaşamazlar.

Vesveseye set çeker

Oruçla insan, nefsin kendisine fısıldamaya çalıştığı şeytanî vesveselerin önüne bir set çeker. Derken dizginleri eline alır ve nefsini yönlendirmeye çalışır. Zira o artık, yemeye, kadına ve dünyaya karşı kapalı bir durumdadır. Bu sayede o, dünya adına gelecek baskılardan azâde olarak, izzetli bir hayat yaşamaya namzet demektir ki, böyle birisi, Cenab-ı Hakk’ın hakiki müminleri şereflendirdiği izzet duygusunu yakalamış olur. “İzzet (üstünlük), ancak Allah’a, elçisine ve müminlere mahsustur.”

Orucun vefa yönü

Oruç, vefa duygusunun tezahür ettiği en güzel ibadettir. Zira oruç, Allah ile kul arasında yapılmış bir ahittir. Kul, belirli zaman dilimlerinde, belirli şeylerden vazgeçer ve bu hareketleriyle, ahdinde vefalı olduğunu gösterir. Aynı zamanda insan, tuttuğu oruçlarla vefa duygusunu öyle geliştirir ki, vefa onun ayrılmaz bir parçası hâline gelir.

Emaneti öğretir

Oruç, gizli ve aşikâr her zaman emanete riayet edilmesini öğretir. Zira Allah’ın helal kıldığı nimetleri yiyip-içmekten kaçınmayı sağlayacak Allah’tan başka bir gözetici yoktur. Oruçlu, sabahtan akşama kadar Allah’ın hududuna riayet eder. Onca orucu bozma imkânlarına ve hiç kimsenin görmemesine rağmen mümin, fevkalâde bir ciddiyetle orucunu sürdürür. Sürdürür ve akşama kadar emaneti muhafaza hissiyle dolar boşalır. Oruca karşı gösterilen bu tavır, Müslüman’ın bütün hayatına akseder. Dolayısıyla oruç tutan insan, bütün hayatı boyunca kendisine emanet olarak verilen şeylere karşı da son derece dikkatli davranır.

Oruçlunun ağız kokusu

Oruç tutanın ağız kokusu açlıktan kaynaklanır. Kıyamet günü Cenab-ı Hak katında, bu kokunun miskten, anberden daha şirin ve daha enfes bir semereye vesile olacağına işâret buyrulmuştur. Melâike-i kiram, arş u ferşi çınlattıracak bir velvele içinde Allah’a karşı kulluk vazifesini yapmaktan hoşlandıkları gibi, hoşlandıkları birtakım kokular vardır. Onlar, gül kokusundan çiçek kokusuna, miskten anbere kadar bütün güzel kokulardan lezzet alırlar. Mele-i a’lâda güzel kokular sırlı hazineleri açan anahtar hükmündedir ve işte oruçlunun ağız kokusu da perde arkası dalga boyuyla bu güzel kokular cümlesindendir.

Günaha karşı bir kalkandır

Oruç bir alıştırmadır. Kişide, bedenî arzulara karşı koyma kabiliyetini geliştirir. İnsan oruçlu olduğu anlarda her türlü negatif isteklere engel olmaya güç yetirdiği gibi, kazandığı bu dirençle, oruçlu olmadığı zamanlarda da, bu tür meyillere engel olma kabiliyeti kazanır. Böylece insan “helal” endeksli bir hayat yaşar. “Kim bana iki çenesi ile apış arasını koruma hususunda garanti verirse, ben de ona, cenneti garanti ederim.” hadisi bu açıdan yorumlanabilir.

Kanaati öğretir

Oruç, insanlara iktisadı öğreten önemli bir disiplindir. İstediği şeyi ve aklına geldiği zaman, hiçbir sınırlama getirmeden yapmaya alışık bir insan, oruçlu olduğu zaman mecburen onu yapmayacaktır. Meselâ, her aklına estiği zaman yemek yiyen, maddî olarak vücûdunun arzularına boyun eğen insan, oruçlu olduğunda mecburen akşamın olmasını bekleyecek, bu bekleyiş sayesinde o, iktisat etmeyi öğrenecek ve sorumsuzca yaşamaktan uzaklaşmış olacaktır.

Oruç beden-ruh ilişkisi

İnsan, ruhla cesetten yaratılmış bir varlıktır. Ruhun olmadığı ceset bir mana ifade etmediği gibi, cesedin olmadığı ruh da -imtihan dünyası adına- çok fazla bir şey ifade etmez. İnsan, yiyip içtiği nesnelerle, bedenî hâl ve hareketleriyle ve yerine getirmeye çalıştığı ibadet ve taatla hem cesedine ve hem de ruhuna hizmet eder. Ağzına aldığı bir lokma görünürde midesine gitse de onun da ruh üzerinde bir kısım tesirlerinin olduğu muhakkaktır. Yaptığı bedenî hareketler, vücutta maddî olarak bazı tesirler oluşturduğu gibi, bunların ruhta da değişik tesirleri söz konusudur. İnsanın ferdi hayatının geliştirilmesi ve olgunlaştırılmasında riyâzetin pek mühim bir yeri vardır. Bu da ancak oruçla olur. Orucun bir manası da, ruhun riyâzeti ve cesedin perhizi demektir. Sık sık oruca müracaat edildiği ölçüde, onun vicdanda hasıl edeceği güzellik ve faziletler açık bir şekilde müşahede edilebilir. Her zaman, her yerde midesini düşünen bir insanda temiz bir ruh ve saf bir kalbin bulunmasına ihtimal verilemez.

Zekat mala bereket getirir

Zekatı verilen mal zâhiren eksiliyor gibi görülse de, Allah’ın bereketine mazhariyetle devamlı artmaktadır. Zira Allah, malının zekatını veren insana malını artırma yollarını ilham etmektedir ki, bu hükmü aydınlatan pek çok somut örnek bulmak mümkündür. Kalpler Allah’ın elindedir. O, istediği ve hikmeti iktiza ettiği zaman, kalpleri, emrini yerine getirip zekatını veren kimselere doğru yöneltir ve o insanın ticaretinde ciddi canlanmalar görülür. Bu Allah’ın, zekatı verilen mala bahşettiği bereketten başka bir şey değildir.

Oruç şefaat edecektir

Oruç kıyamet günü oruçlu için şefaat edecek ve Cenab-ı Hakk’a niyazda bulunarak; “Ya Rabbi! Ben onu gündüzleri yiyip içmekten ve zevklerinden alıkoydum. Bunun için onun hakkındaki şefaatimi kabul buyur.” diyecektir.

Oruç sabrın yarısıdır

Allah’ın yüklediği ibadet mükellefiyetini sırtında taşımaya sabretme, O’ndan gelen şeyler karşısında sarsılmama, O’nun kapısından ayrılmama, günah fırtınaları ve günah tufanı karşısında kendini koruyup dişini sıkma vs. bunlar dinin yarısını teşkil etmektedir. Oruçta bir yönüyle şehevât-ı nefsâniyeyi gemleme olduğu için, günahlara karşı sabır; diğer bir yönüyle aç-susuz durma gibi (hususiyle sıcak günlerde) bir işin altına girmekle ibadete karşı sabır vardır. Böylece oruç, dinin dörtte birini teşkil etmiş oluyor.

Oruç vücudumuzun dinlenmesine vesile olur

Faaliyet içinde olan her makine bir müddet sonra bakıma ve dinlenmeye tâbi tutulmazsa, verimli çalışamaz. Aksine dinlendirilmediği takdirde ya makine tamamen harap olur ya da ömrü kısalır. Bir talebe, belirli bir süre tedrisat gördükten sonra dinlendirilir. Bir işçi sabahtan akşama kadar çalışabilir, gelir akşamleyin istirahata çekilir. Evet böyle bir mola ve dinlenme olmadan aynı tempoda çalışma ve hele verimli olma mümkün değildir. İnsanın vücûdu da tıpkı bir fabrika gibi farz edilecekse, onun âzâları o fabrikanın aletleri hükmündedir. Oruç ise, vücut fabrikasının dinlenmesine, eskimemesine ve mükemmel bir şekilde çalışmasına en önemli bir vesiledir. Oruçla, vücutta biriken zararlı yağlar, şişmanlık vesilesi fazla etler atılmış ve vücut belli seviyede tutulmuş olur. Bugün şişmanlıktan dolayı şikayet eden ve buna çare arayan dünya kadar insan var. Ve bu şişmanlığın kanın deveranına, beynin yavaş çalışmasına sebep olduğu da yine erbabının kabul ettiği gerçeklerden. Bu itibarla, orucu, maddî-manevî hem değişik dertlere çare, hem de sevap kazanmanın önemli bir vesilesi saymak mümkündür.
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:32 PM   #8
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı Peygamberimiz (sav) oruç için ne demiş?, Bunları biliyormuyuz??

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki; Oruçlunun ağız kokusu, Allah indinde misk kokusundan

daha hoştur.''


Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla

ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''



"Ey Allah'ın Resülü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfaatlandırsın.''

"Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.''



"Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı

kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz.''
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:32 PM   #9
uA Beyzâde
uA
 
uA Beyzâde - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 10.098
Tecrübe Puanı: 10737647
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : uA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond reputeuA Beyzâde has a reputation beyond repute
Tanımlı

eline sağlık erkan hocam çok güzel çalışma ...

ramazan ayı tüm müslüman alemi için hayırlara vesile olur inşallah...
__________________


---------------------------



uA Beyzâde isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2007, 05:35 PM   #10
erkan_55
garip ünili
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Bulunduğu Yer: omü'nün cafeteryası
Mesajlar: 7.409
Tecrübe Puanı: 10737648
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : erkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond reputeerkan_55 has a reputation beyond repute
Tanımlı

Alıntı:
CWBeyzade´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
eline sağlık erkan hocam çok güzel çalışma ...

ramazan ayı tüm müslüman alemi için hayırlara vesile olur inşallah...
eyvallah hocam saolasın.
ramazan ayı geliyor artık hazırlıklarımızı yapalım dimi.
bilmediğimiz unuttuğumuz şeyleri hatırlayalım.

ramazan ayı tüm müslüman alemi için hayırlara vesile olur inşallah...AMİNN
__________________
erkan_55 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:37 AM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.0 Beta 3 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM
Forum SEO by Zoints
Zevkli.ORG
dizi izle film indir

ÜYELER İÇİN YASAL UYARI


Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, hukukiletisim@gmail.com  mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.