Zevkli.ORG  


Geri Dön   Zevkli.ORG > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Biyografi > Din Ve Tasavvuf


Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-29-2006, 10:01 PM   #1
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Hz. Muhammed (s.a.v.)





Hz. Muhammed (S.A.V) Mekke'de doğdu. 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik hayâtının 13 yılı Mekke'de, 10 yılı da Medine'de geçti. Medine'de 63 yaşında vefât etti.









Sevgili Arkadaslarim Peygamber Efendimize Yarasir Bir Biyografi Hazirlamak Icin Cabaladim,Elimden Ancak Bu Kadari Gelebildi...

Konu Cok Uzun Oldugu Icin Sizler Icin Basliklara Link Koydum Mavi ve Alti Cizili Yazilari Tikladiginiz Zaman Daha Kolay Bir Sekilde Hizli Erisimde Bulunabilirsiniz...


Ilginize Ve Alakaniza Simdiden Tesekkür Ederim...














İSLÂMİYETTEN ÖNCE ARABİSTAN

1- ARABLARIN DURUMU
2- MEKKE VE KÂBE
3- FİL VAK'ASI (Ebrehe'nin Kâbe'ye Saldırması) (571 M.)

BİRİNCİ KISIM

HZ.MUHAMMED (S.A.S)'İN PEYGAMBERLİKTEN ÖNCEKİ HAYÂTI

I- HZ. MUHAMMED (S.A.S)'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ

1- DOĞUMU
2- SOYU (NESEBİ)
3- HZ. MUHAMMED (S.A.S.) SÜT ANNE YANINDA
4- MEDİNE ZİYÂRETİ

II- HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN GENÇLİK DÖNEMİ

1- EBÛ TÂLİB'İN HİMÂYESİ
2- SEYÂHATLERi
3- FİCÂR SAVAŞINA KATILMASI
4- HILFU'L-FUDÛL CEMİYETİNDE ÜYELİĞİ

III- HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN EVLİLİK DÖNEMİ

1- TİCÂRET HAYÂTI
2- HZ. HATİCE İLE EVLENMESİ
3- HZ. PEYGAMBER (S.A.S)'İN ÇOCUKLARI
4- KÂBE'NİN TÂMİRİNDE HAKEMLİĞİ (605 M.)


İKİNCİ KISIM

HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN PEYGAMBERLİK DEVRİ (610-632)

BİRİNCİ BÖLÜM

MEKKE DEVRİ

I- HZ.MUHAMMED (S.A.S.)'İN PEYGAMBER OLUŞU

1- HİRA'DA İNZİVÂ
2- İLK VAHY
3- VARAKA'NIN SÖZERİ

II- NEBÎLİK VE RASÛLLUK

1- İSLÂMDA İLK İBÂDET
2- İLK MÜSLÜMANLAR
3- AÇIK DÂVETİN BAŞLAMASI (613-614 M)
4- YAKIN AKRABASINI İSLÂM'A DÂVETİ

III- MEKKE MÜŞRİKLERİNİN MÜSLÜMANLARA KARŞI DAVRANIŞLARI

1- ALAY VE HAKARET DÖNEMİ
2- İŞKENCE DÖNEMİ
3- HABEŞİSTAN'A HİCRET
4- HZ. HAMZA VE HZ. ÖMER'İN MÜSLÜMAN OLMALARI
5- MÜŞRİKLERİN BOYKOT İLÂNI


IV- HÜZÜN YILI (Nübüvvet'in 10.Yılı)

1- İKİ BÜYÜK ACI; EBÛ TÂLİB VE Hz. HATİCE'NİN VEFATLARI
2- TÂİF YOLCULUĞU (620 M.)


V- KABÎLELERİ İSLÂMA DÂVET ve AKABE BÎATLARI

1- KABÎLELERİ İSLÂMA DÂVET
2- AKABE BİATLARI Zilhicce (621 ve 622 M.)
3- İSRÂ VE MÎRÂC MÛCİZESİ (Receb 621 M.)

VI- MEDİNEYE HİCRET

1- MÜSLÜMANLARIN MEDİNE'YE HİCRETLERİ
2- HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'İN HİCRETİ
3- MEDİNE'YE VARIŞ
4- HİCRETİN İSLÂM TARİHİNDEKİ ÖNEMİ

İKİNCİ BÖLÜM

MEDİNE DEVRİ

I- HİCRETİN BİRİNCİ YILI (622-623 M.)

1- MEDİNE'DE GENEL DURUM
2- MESCİD-İ NEBÎ'NİN İNŞÂSI
3- HÂNE-İ SAÂDET'İN İNŞÂSI ve RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'İN HZ. ÂİŞE İLE EVLENMESİ
4- SUFFE ASHÂBI (ASHÂB-I SUFFE)
5- FARZ NAMAZLARIN DÖRT REKAT OLMASI
6- EZÂN'IN MEŞRÛİYETİ
7- ENSÂR İLE MUHÂCİRLER ARASINDA KARDEŞLİK
8- MÜSLÜMANLARLA YAHÛDÎLER ARASINDA VATANDAŞLIK ANLAŞMASI
9- MEDİNE'DE MÜSLÜMANLARIN DURUMU
10- İLK NÜFUS SAYIMI
11- İLK SERİYYELER


II- HİCRETİN İKİNCİ YILI (623-624 M.)

1- SAVAŞA İZİN VERİLMESİ
2- İLK GAZVELER
3- KIBLENİN DEĞİŞMESİ
4- CAHŞ OĞLU ABDULLAH SERİYYESİ ve BATN-I NAHLE OLAYI
5- BEDİR SAVAŞI (17 Ramazan 2 H/13 Mart 624 M.)
6- BENÎ KAYNUKA YAHÛDÎLERİNİN MEDİNE'DEN ÇIKARIL-MASI (Şevval 2 H./Nisan 624 M.)
7-SEVİK GAZASI (Zilhicce 2 H./Mayıs 624 M.2)
8- HİCRETİN İKİNCİ YILINDA DİĞER OLAYLAR

III-HİCRETİN ÜÇÜNÇÜ YILI (624-625 M.)

1- UHUD SAVAŞI (11 Şevval 3 H./27 Mart 625 M.)
2- HAMRÂÜ'L-ESED GAZVESİ
3- HİCRETİN ÜÇÜNCÜ YILINDA DİĞER OLAYLAR


IV-HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI (625-626 M.)

1- RACİ' OLAYI (Safer 4 H./ Temmuz 625 m.)
2- MEÛNE KUYUSU FÂCİASI (Safer 4 H./ Temmuz 625 M.)
3- NADÎROĞULLARI GAZVESİ (Rabiulevvel 4 H./Ağustos 625 M.)
4- RASÛLULLAH (S.A.S.)'İN HZ. ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ
5- İÇKİ VE KUMARIN HARAM KILINMASI


V-HİCRETİN BEŞİNCİ YILI (626-627 M.)

1- BENÎ MUSTALIK GAZÂSI (MÜREYSİ' SAVAŞI) (2 Şabân 5 H./17 Aralık 626 M.)
2- RASÛLULLAH (S.A.S.)'IN CÜVEYRİYE İLE EVLENMESİ
3- TEYEMMÜMÜN MEŞRÛ KILINMASI
4- İFK (İFTİRA) OLAYI (224)
5- HENDEK SAVAŞI (Şevval 5 H./ Şubat 627 M.)
6- KURAYZAOĞULLARI GAZVESİ (Zilkade 5 H,/Mart 627 M.)
7- RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'İN CAHŞ KIZI ZEYNEB'LE EVLENMESİ


VI- HİCRETİN ALTINCI YILI (627-628 M.)

1– HUDEYBİYE BARIŞI (Zilkade 6 H./Mart 628 M.)
2- RIDVÂN BÎATI
3- RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'IN ÜMMÜ HABÎBE'YLE EVLENMESİ


VII-HİCRETİN YEDİNCİ YILI (628-629 M.)

1- İSLÂMA DAVET İÇİN ELÇİLER GÖNDERİLMESİ
2- HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'İN HÜKÜMDARLARA YAZDIRDIĞI MEKTUPLAR
3- HAYBER'İN FETHİ (Muharrem 7 H./Mayıs 628 M.)
4- RASÛLÜLLAH (S.A.S.)'IN HZ. SAFİYYE İLE EVLENMESİ
5- FEDEK VE VÂDİ'L-KURÂ'NIN ALINMASI
6- HABEŞİSTAN GÖÇMENLERİNİN DÖNÜŞÜ
7- KÂBE'Yİ ZİYARET (Umretü'l Kazâ) (Zilkade 7 H./Mart 629 M.)


VIII- HİCRETİN SEKİZİNCİ YILI (629-630 M.)

1- MÛTE SAVAŞI (Cumâde'l-ûlâ 8 H./Eylül 629 M.)
2- ZÂTÜ'S-SELASÎL SAVAŞI (Cumâde'l-âhir 8 H./629 M.)
3- MEKKE'NİN FETHİ (20 Ramazân 8 H./11 Ocak 630 M.)
4- HUNEYN GAZVESİ (6 Şevval 8 H./ 27 Ocak 630 M.)
5- EVTÂS SAVAŞI
6- TÂİF MUHÂSARASI (Şevvâl 8 H./Şubat 630 M.)
7- ESİRLER VE GANİMETLER


IX - HICRETIN DOKUZUNCU YILI

1- HICRETIN 9. SENESINDEKI MÜHIM BAZI HADISELERI - 1
2- HICRETIN 9. SENESINDEKI MÜHIM BAZI HADISELERI - 2
3- HICRETIN 9. SENESINDEKI MÜHIM BAZI HADISELERI - 3
4- TEBÜK GAZASI

X - HICRETIN ONUNCU YILI

1- HICRETIN 10. SENESINDEKI MÜHIM BAZI HADISELERI - 1
2- HICRETIN 10. SENESINDEKI MÜHIM BAZI HADISELERI - 2
3- VEDA HACCI VE VEDA HUTBESI


XI - HICRETIN ONBIRINCI YILI

1- USAME ORDUSU
2- PEYGAMBERIMIZIN HASTALANMASI
3- VEFATINDAN BIRGÜN EVVEL
4- O PAZARTESI
5- VEFATTAN SONRA






(Not: Bilgi Kaynagi Olarak Kainatin Efendisi,Peygamberimizin Hayati/Salih Suruc ve Harun Yahya Hazretlerinin Kitaplarindan Yararlandim...Bu Herkese Acik Muhtesem Kaynaklarin Hazirlanmasinda Emegi Gecen Insanlara Saygilarimi Ve de Tesekkürlerimi Sunuyorum....)
__________________




Konu EnDeR tarafından (11-30-2006 Saat 03:39 PM ) de değiştirilmiştir.
EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:06 PM   #2
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı 1— Arablarin Durumu

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu. O'nun hayâtını ve insanlık târihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan'ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır.
İslâmiyet'ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler hâlinde yaşıyorlardı. Her kabîle, diğerlerinden ayrı bir devlet gibiydi. Kabîle başkanına "Şeyh" deniyordu. Hicaz ve Yemen bölgelerinde bazı şehirler kurulmuşsa da, genellikle çöllerde çadır ve göçebe hayâtı geçiriyorlardı. Hicaz bölgesinde üç önemli şehir, Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif'ti. Mekke'de Kureyş Kabîlesi, Tâifte Sakîf Kabîlesi, Yesrib (Medine) de Evs ve Hazreç adlı Arap kabîleleri ile Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları olmak üzere üç yahûdi kabîlesi bulunuyordu. Diğer kabîleler genellikle göçebe idiler.
Kabîleler arasında kan davası ve sınır anlaşmazlıkları gibi sebepler yüzünden savaş eksik olmazdı. Yalnızca yılın dört ayında (Muharrem, Recep, Zilka'de ve Zilhicce aylarında) harbetmezlerdi. Bu aylara "eşhür-i hurum"(1) (savaşılması, kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar) denir. Bu esnâda, bütün kabîleler güvenlik içinde seyâhat edebildikleri için, genellikle büyük panayırlar bu aylarda kurulurdu. Mekke'nin hâkimi, Kâbe ve civârındaki putların koruyucusu oldukları için Kureyş kabîlesi, diğer bütün kabîlelerden saygı görürdü. Bu sebeple Kureyşliler, senenin her mevsiminde diledikleri yere seyâhat edebiliyorlardı.(2)
Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, Mekke civârında kurulmakta olan Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı. Bu panayırlara ülkenin dört bir yanından akın akın gelenler arasında satıcılar, iffetsiz kadınlar, şâirler, hatipler, kâhinler ve çeşitli dinlere mensup kimseler de bulunuyordu. Tâif'le Nahle arasında kurulmakta olan Ukaz panayırında, şiir yarışmaları yapılır; beğenilip derece alan şiirler, Kâbe'nin duvarlarına asılırdı. Bu şekilde Kâbe duvarında asılmış olan yedi ünlü kasideye "el-Muallekatü's-seb'a" (Yedi Askı) denilmiştir.
Müslümanlıktan önce, Arapların çoğunluğu putperestti. Yapmış oldukları bir takım heykellere ilâh diye tapıyorlardı. En önemli putlar, Hubel, Lât, Menât, Uzzâ, Vedd, Suva', Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlarını taşıyanlardı. Mekke'de Kâbe ve civârına 360 kadar put yerleştirilmişti. Her kâbîlenin ayrı bir putu, her putun özel bir ziyâret günü vardı. Böylece yılın her gününde putlarını ziyârete gelenlerle dolup taşan Mekke, bir ticâret merkezi olduğu kadar, putperestliğin de merkezi hâline gelmiş bulunuyordu.
Arabistan'da putperestlerden başka, Mûsevî, Hıristiyan, Mecusî (ateşe tapan) ve Sâbiî dinlerine mensup kimseler de vardı. Bunlardan başka, çok az sayıda, Hz. İbrahim'in tebliğinden o devre ulaşan dinî esasları benimsemiş tek Tanrı inancında olan "Hanîf"ler vardı. Nevfel oğlu Varaka, Cahş oğlu Abdullah, Huveyris oğlu Osman ve Sâide oğlu Kuss bunlardandı.
İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde (Sûriye'de) "Nebtî", güneyinde (Yemen'de) "Himyerî", Irak'ta ise "Süryânî" yazıları kullanılıyordu. Hicaz Arapları Sûriye ve Irak'a ticâret için yaptıkları seyâhatlarda Arapça'yı Nebtî ve Süryânî yazıları ile yazmayı öğrendiler. Daha sonraki asırlarda, Nebtî yazısından "Nesih"; Süryânî yazısından da "Kûfî" denilen yazı sitilleri doğmuştur. Ancak, Araplar arasında okuyup yazma bilenlerin sayısı son derece azdı. Cömertlik, konukseverlik, sözde durma, düşmanları bile olsa kendilerine sığınanları himâye, cesâret.. gibi bazı iyi hasletleri yanında, soygunculuk, faizcilik, zenginleri üstün, fakirleri hor görme, içki ve kumar düşkünlüğü, kabilecilik gayreti ile kan dökme gibi son derece çirkin âdetleri de vardı. Hele köle ve kadınlara insan değeri vermezlerdi. Kadınlar, ölen kocasından, babasından ve diğer yakınlarından mirâs alamadıkları gibi, kendileri mirâs malları arasında, mirâscılara kalırdı. Erkekler istedikleri kadar kadınla evlenebilirlerdi. Fuhuş âdeta meslek hâline gelmişti. Bu yüzden bazı kimseler kız çocuklarını diri diri kumlara gömecek derecede vahşet göstermişlerdi.(3)
İslâmiyetin doğuşu sırasında yalnız Araplar ve Arabistan değil, bütün dünya, zulüm, sefâhet ve cehâletin karanlığı içindeydi. Maddî ve rûhî sıkıntılar içinde bunalmış olan insanlık, bir mürşit, bir kurtarıcı beklemekteydi.
Kur'ân-ı Kerîm "Câhiliyet Devri" denilen bu karanlık dönemi, "İnsanların kendi elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden, fesat (her tarafı kapladı) karada ve denizde yayıldı."(4) ifâdesiyle en vecîz bir şekilde anlatmaktadır.

__________________




Konu EnDeR tarafından (11-29-2006 Saat 10:24 PM ) de değiştirilmiştir.
EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:09 PM   #3
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı 2—Mekke Ve KÂbe

Yeryüzünde Allah'a ibâdet için yapılan ilk binâ, bütün namazlarda kıblegâh olarak yönelmekte olduğumuz Kâbe'dir.(5) Allah'ın emriyle Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmâil tarafından(6) Milattan 2000 yıl kadar önce Mekke'de yapılmıştır.(7) Tavâfa başlama yerinin işâreti olmak üzere, Kâbe'nin güney-doğu köşesi (Rükn-i Hacer-i Esved) nde bulunan "Hacer-i Esved" denilen siyah taşı Hz. İbrâhim, Ebu Kubeys dağından getirerek hâlen bulunduğu köşeye koymuştur. İnşaatın tamamlanmasından sonra Hz. İbrâhim ilk tavâfı oğlu Hz. İsmâil'le beraber yapmış, bütün insanları hacca, Kâbe'yi ziyârete dâvet etmiştir.(8)
Mekke şehri, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in büyük dedelerinden Kusayy tarafından, Kâbe'nin inşâsından çok sonra kurulmuştur. Allah'a ibadet için yapılmış olan Kâbe, zamanla "Tevhid İnancı"nın unutulmasıyla, putlarla doldurulmuş; Mekke puperestliğin merkezi hâline gelmiştir.


a) Mekke ve Kâbe ile İlgili Özel Vazifeler


Mekke şehrini kuran Kusayy, şehrin idâresi, Kâbe'nin bakımı ve Kâbe'yi ziyârete gelenlere hizmetle ilgili bazı görevler ihdâs etti. Bu hizmetler Hz. İsmâil'in neslinden olan kimseler tarafından yerine getiriliyordu. Bu hizmet ve görevlerden bir kısmı şunlardır:
1- Hicâbe: Kâbe'nin perdedarlığı ve anahtarlarını taşıma görevidir.
2- Sikâye: Kâbeyi ziyârete gelenlerin suyunu temin etme ve Zemzem kuyusuna bakma görevidir.
3- Rifâde: Kâbeyi ziyâret için Mekke'ye gelenleri ağırlama, barındırma ve muhtaçlara yardımcı olma hizmetidir.
4- Nedve: Kusayy tarafından yapılan "Dâru'n-Nedve" adlı istişâre meclisi binâsında yapılan toplantılara başkanlık etme görevidir. Savaş, sulh ve memleketin diğer bütün önemli işlerinin kararı, burada yapılan toplantılarda verilirdi. Kırk yaşından küçük olanlar, bu meclise alınmazlardı.
5- Livâ: Savaş zamanında ve askerin toplanmasında sancağı taşıma görevidir.
6- Kıyâde: Savaşta askere komuta etme görevidir.
7- Sefâre: Aynı toplum içindeki fertler veya kabîleler arasında meydana gelen çekişmelerde hakem olarak arabulma hizmetidir.
8- Hazine-i emvâl: Savaş için hazırlanan silâh, mal ve âletleri muhâfaza etme görevidir.
9- Ezlâm: Oklar ile fal bakma işidir.
Kâbe'nin üzerine konulmuş olan Hubel adlı putun yanında üç fal oku vardı. Birinde: "emeranî rabbî" (Rabbım bana emretti); diğerinde "nehânî rabbî" (Rabbım bana yasak kıldı), yazılıydı. Üçünçüsü ise boştu.
Yapacağı iş konusunda karar veremeyen kişi, ezlâm işiyle görevli kimse aracılığı ile bu oklardan birini çekerdi. Birinci ok çıkarsa, tasarladığı işi yapar, ikincisi çıkarsa o işten vazgeçerdi. Üçüncüsü çıkarsa, o işi bir yıl erteler, ertesi sene falı yenilerdi.
10- Nezâre: Bir yerden başka bir yere nakledilecek eşyayı kontrol ve muâyene ettikten sonra "taşıma ruhsatı" verme görevidir.
Araplar arasında her biri büyük bir şeref sayılan bu hizmet ve görevlerin hepsi Kusayy'ın elinde toplanmışken daha sonra Kureyş arasında dağılmıştır.

b) Zemzem Suyu

Hz. İbrâhim, Milâttan yaklaşık 2000 yıl kadar önce, Irak'ta Sümer şehirlerinden "Ur" sitesinde dünyaya geldi. Peygamber olduktan sonra, halkı tek Allah'a imâna dâvet ettiği için, Bâbil Hükümdârı Nemrut tarafından ateşe atıldı. Fakat Allah'ın emri ile ateş onu yakmadı.(9) Kendisine imân eden İbrâni'lerle Filistin'e göçtü. Birara Mısır'a gitti, orada da kendisine imân eden kimse bulamadığı için, tekrar Filistin'e döndü.
Hz. İbrâhim, karısı Hâcer ile henüz annesini emmekte olan oğlu Hz. İsmâil'i Allah'ın emri ile Filistin'den alıp, Mekke'ye, Kâbe'nin bulunduğu yere götürdü. Onlara bir dağarcık hurma ve bir kırba su bırakarak yanlarından ayrılıp Filistin'e döndü. O esnâda, henüz Kâbe yapılmamış, Mekke şehri kurulmamıştı. Etrâfta ne insan, ne su, ne de hayat işâreti vardı.
Hz. İbrâhim, eşi ve çocuğundan ayrılıp onları göremeyecek kadar uzaklaştıktan sonra, Kâbe'nin bulunduğu yere yönelerek:
"Rabbımız, zürriyetimden bir kısmını senin kutsal evinin yanında, ekin bitmez (çorak), bir vâdi içinde yerleştirdim. Rabbımız, (beyt'inde) namaz kılmaları için, insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları meyvelerle rızıklandır..."(10) diye duâ etti ve uzaklaşıp gitti.
Yanlarındaki hurma ve su bittikten sonra, Hâcer çocuğunu olduğu yerde bırakıp, bir can yoldaşı görebilmek ve birkaç yudum su bulabilmek ümidiyle Safâ ile Merve tepeleri arasında gidip geldiği esnâda bir melek, ökçesiyle Zemzem suyunu ortaya çıkarmıştı. Hâcer bu sudan kana kana içti, çocuğunu emzirdi ve Allah'a hamdetti.


c) Mekke Şehrinin Kurulması

Hz. İsmâil, daha sonra bu bölgeye yerleşen "Cürhümîler" den bir kızla evlendi. Kendisi İbrânî, Cürhümîler Yemenli Âribe (halis) Arablarındandı. Bu sebeple İsmâiloğullarına "müsta'rabe (arablaşmış) arabları" denilir.
Yemen'de "Seylü'l-arim"(11) denilen sel felâketinden sonra bu bölgeye gelen Huzâa Kabîlesi, İsmâiloğullarının da yardımı ile, Cürhümîleri Mekke'den sürüp çıkardılar. Cürhümîler, Kâbe'ye hediye edilmiş olan altın geyik heykelleri ile diğer kıymetli eşyayı Zemzem kuyusuna atıp, üzerini toprakla doldurduktan sonra, kuyuyu belirsiz hâle getirerek Mekke'den kaçtılar. Bu yüzden Zemzem kuyusu uzun müddet kapalı kaldı.
Mekke bölgesinin hâkimiyeti ve Kâbe muhafızlığı üç asır kadar Huzâalılarda kaldıktan sonra Kilâb (Hâkim)' in oğlu Kusayy, milâdî 5 inci asırda Kâbe muhafızlığını ele geçirdi. Kureyş'in başına geçerek, Huzâalıları bu bölgeden çıkardı. Kâbe'nin etrâfında bugünkü Mekke şehrini kurdu. Ölümünden sonra kabîle başkanlığı ve Kâbe muhâfızlığı oğlu Abdimenâfa, ondan da oğlu Hâşim'e kaldı. Haşim ticâret için gittiği Şam seferinde Gazze'de ölünce, rifâde (ziyâretçileri ağırlama ve barındırma) ve sikaye (ziyâretçilere su temin etme) vazifelerini küçük kardeşi Muttalib üzerine aldı.


d) Şeybe'nin adı Abdülmuttalib kaldı

Hâşim, Medine'de Hazrec kabîlesinin Neccâr oğulları kolundan Amr kızı Selmâ ile evlenmiş, "Şeybe" adında bir oğlu olmuştu. Selmâ Medine'den ayrılmadığından, Şeybe de Medine'de dayılarının yanında büyümüştü. Hâşim'in vefâtından sonra, amcası Muttalib O'nu Mekke'ye getirdi. Mekkeliler Muttalibin yanında tanımadıkları bir çocuk görünce, Şeybeyi Muttalib'in kölesi sanarak, Ona "Abdülmuttalib" dediler. Bu yüzden Şeybe, Abdülmuttalib adıyla anıldı.

e) İki Kurbanlığın Oğlu

Abdülmuttalib, 10 oğlu olduğu takdirde, bunlardan birini Allah için kurban etmeyi adamıştı.(12) Bu eski âdet, bize Hz. İbrâhim'in gördüğü bir rüyâ üzerine oğlu Hz.İsmâil'i kurban etmek istemesini(13) hatırlatmaktadır.
Abdülmuttalib, çeşitli zevcelerinden 10 oğlu olunca aralarında kur'a çekerek adağını yerine getirmek istedi. Kur'a sonucuna göre, ileride Rasûlullah (s.a.s.)'in babası olacak olan Abdullah'ın kurban edilmesi gerekiyordu. Bir arrafe (kadın kâhin)nin tavsiyesine uyularak, belirli sayıda deve ile Abdullah arasında kur'a çekildi. Kur'a Abdullah'a düştükçe, develerin sayısı onar onar arttırılarak, yeniden çekildi. 10 deve ile başlayan kur'a çekimi, develerin sayısı 100 olunca nihâyet develere isâbet etti.(14) Böylece Abdullah'ın yerine 100 deve kurban edildi. Bu olaya ve neslinden geldiği Hz. İsmail'in kurban edilmesi teşebbüsüne işâretle Rasûlulllah (s.a.s.) Efendimizin:
"Ben iki kurbanlığın oğluyum" (15) buyurduğu nakledilmiştir. O zamana kadar 10 deve olan diyet (öldürülen bir kimsenin kan bedeli) de, bu olaydan sonra, 100 deveye yükselmiştir.(16) İslâm Hukuku'nda kan bedelinin 100 deve olması, zamanla örf hâline gelen bu olaya dayanmaktadır.


f) Zemzem Kuyusunun Temizlenmesi

Muttalib'in ölümünden sonra, kabîle başkanlığı ile Rifâde ve Sikâye hizmetleri Abdülmuttalib'e verilmişti. Abdülmuttalib, Zemzem'in yerini bulup yeniden kazdırdı. Cürhümîlerin Mekke'den kaçarken kuyuya attıkları altın geyik heykelleri, kılıç ve zırhlar çıkarılarak kuyu temizlendi. Zemzem kuyusunun idâresi, Abdülmüttaliboğullarında kaldı.


__________________




Konu EnDeR tarafından (11-29-2006 Saat 10:25 PM ) de değiştirilmiştir.
EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:11 PM   #4
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı 3- FİL VAK'ASI (Ebrehe'nin Kâbe'ye Saldırması) (571 M.)

Habeşistan Kırallığı'nın Yemen Vâlisi Ebrehe, Hristiyanlığı Arabistan'da yaymak ve Arapları Kâbe ziyâretinden vazgeçirmek için, San'a'da muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Fakat, Araplardan bu kiliseye ilgi gösteren olmadı. Üstelik, Kinâne Kabîlesi'nden bir Arap, bir gece gizlice kilise içine pisledi. Ebrehe bunu bahâne ederek büyük bir ordu ile Kâbe'yi yıkmak üzere Mekke üzerine yürüdü. Arapların bu orduya karşı koyabilecek güçleri yoktu. Mekkeliler şehri boşaltarak etraftaki dağlara çekildiler.
Ebrehe, Mekke yakınlarında karargâhını kurdu. Kureyş Kabîlesinin reisi olan Abdülmuttalib'e elçi göndererek, kan dökmek üzere değil, sâdece Kâbe'yi yıkmak için geldiğini bildirdi. Bu esnâda Ebrehe'nin öncü kuvvetleri Mekkelilerin sürülerini yağmalayıp ordugâha götürmüşlerdi. Bunlar arasında Abdülmuttalib'in de yüz devesi vardı. Abdülmuttalib, Ebrehe'ye giderek yağmalanan sürülerin geri verilmesini istedi. Ebrehe:
-"Ben, Kâbe'yi yıkmamam için ricâya geldiğini sanmıştım. Görüyorum ki sen, develerinin derdindesin, bunu sana yakıştıramadım..." deyince, Abdülmuttalib büyük bir vakarla:
-" Ben, develerin sâhibiyim, onları istiyorum. Kâbe'nin de sâhibi var. O'nu sâhibi koruyacaktır" diye cevap vermişti. Bu cevap karşısında Ebrehe, Abdülmuttalib'in develerini ve Mekkelilerin yağmalanan bütün mallarını geri verdi.
Kur'an-ı Kerîm'de de açıklandığı üzere, Ebrehe amacına ulaşamadı. Kâbe'yi yıkmak üzere hücûma geçileceği sırada, Ebrehe'nin her seferinde berâberinde bulundurduğu Mamut adlı büyük fil ile diğer filler her türlü çabaya rağmen, diz çöküp oldukları yerde kaldılar; Kâbe cihetine yürümediler. Bu esnâda gök yüzünde beliren sürü sürü kuşlar, ağızlarında ve pençelerinde taşıdıkları küçük taşları Kâbe'ye hücûma hazırlanan askerlerin üzerine bıraktılar. Ebrehe'nin büyük ordusu bir anda perişan oldu.(17) Büyük bir kısmı orada telef oldu. Kaçıp kurtulabilen askerlerin bir kısmı ile Ebrehe San'a'ya döndü ise de, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak çok geçmeden öldü.
Ordu'nun önünde yürüyen filler sebebiyle, tarihte bu hâdiseye "Fil Vak'ası", bu olayın meydana geldiği seneye de "Fil Yılı" denilmiştir.

(17) "Kâbe'yi yıkmağa gelen fil sâhiplerine, Rabbinin ne ettiğini görmedin mi? Onların kötü plânlarını (hile ve düzenlerini) boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine sert taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Sonunda onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yapıverdi". (Fil Sûresi, 1-5)
Rasûlllah (s.a.s.) Efendimiz, Fil Vak'ası'ndan 52 gün kadar sonra dünyaya geldiği için bu olayı görmemişti. Fakat bu Sûre indiği esnâda bu olay o kadar iyi biliniyordu ki, hayatta olanlardan, olayı görmemiş olanlar da sanki görenler kadar olaydan haberdardı. Bu sebeple Hz. Muhammed (s.a.s.) olay sırasında henüz dünyaya gelmemiş olduğu halde "görmedin mi?" buyrulmaktadır. Burada görmek , "bilmek ve duymak" anlamında kullanılmıştır.
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:13 PM   #5
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ - DOĞUMU

Hz. Muhammed (s.a.s.) Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı'nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke'nin doğusunda bulunan "Hâşimoğulları Mahallesi"nde, babasından kendisine mirâs kalan evde doğdu. Arapların takvim başı olarak kullandıkları "Fil Vak'ası", Peygamberimiz (s.a.s.)'in doğumundan 52 gün kadar önce olmuştu.(18)
Abdülmuttalib, torununun doğumu şerefine verdiği ziyâfette çocuğun adını soranlara:
"Muhammed adını verdim. Dilerim ki, gökte Hakk, yeryüzünde halk, O'nu hayırla yâdetsinler..." cevâbını verdi. Annesi de "Ahmed" dedi. (Muhammed, üstünlük ve meziyetleri anılarak çok çok övülüp senâ edilen; Ahmed de Cenab-ı Hakk'ı yüce sıfatları ile öven, hamdeden kimse demektir.(19) İslâm târihçileri, Peygamberimiz (s.a.s.)'in doğduğu gece bir takım olağanüstü olayların meydana geldiğini naklederler. O gece İran Kisrâsı (Hükümdarı)'nın Medâyin şehrindeki sarayının 14 sütûnu yıkılmış, mecûsîlerin İran'da Istahrâbat şehrinde bin yıldan beri yanmakta olan "ateşgede"leri sönmüş, Sâve (Taberiyye) gölü yere batmış, bin yıldan beri kurumuş olan Semâve deresi'nin suları taşmış, mecûsîlerin büyük bilgini Mûdibân korkunç bir rüya görmüş, Kâbe'deki putların yüz üstü devrildikleri görülmüştü. Gerçekten O'nun doğması ile bütün dünyada hüküm sürmekte olan cehâlet ve küfür ateşi sönmüş, putperestlik yıkılmış, zulmün baskısı son bulmuştur.
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:14 PM   #6
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ - SOYU (NESEBİ)

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)'in babası, Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah; annesi ise Vehb'in kızı Âmine'dir. Babası Abdullah, Kureyş Kabîlesinin Hâşimoğulları kolundan, annesi Âmine ise Zühreoğulları kolundandır. Her ikisinin soyu, bir kaç batın yukarıda, "Kilâb"da birleşmektedir. Her ikisi de Mekke'lidir.
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, Hz.İbrâhim'in büyük oğlu Hz. İsmâil'in neslindendir. Soyu Adnân'a kadar kesintisiz bellidir.(20) Adnân ile Hz.İsmâil arasındaki batınların sayısında neseb bilginleri ihtilâf etmişlerdir.(21)
Peygamber (s.a.s.) Efendimizin soyu, çok temiz ve çok şerefli bir neseb zinciridir. Bir hadisi şerifte Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
"Ben devirden devire, (nesilden nesile, âileden âileye) seçilerek intikal eden Âdemoğulları soylarının en temizinden naklolundum, sonunda içinde bulunduğum 'Hâşimoğulları' âilesinden neş'et ettim", buyurmuştur.(22)
Diğer bir hadisi şerifte bu seçilme işi şöyle anlatılmıştır.
"Allah, Hz İbrâhim'in oğullarından Hz. İsmâil'i, İsmâiloğullarından Kinâneoğullarını, Kinâneoğullarından Kureyşi, Kureyşden Hâşimoğul-larını, Hâşimoğullarından da beni seçmiştir." (23)
Bir başka hadis-i şerifinde de Rasûl–i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Allah beni, dâima helâl babaların sulbünden, temiz anaların rahmine naklederek, sonunda babamla annemden ızhâr etti. Âdem'den, anne-babama gelinceye kadarki nesebim içinde nikâhsız birleşen olmamıştır". (24)
Hz. Muhammed (s.a.s.)'in doğumundan iki ay kadar önce babası Abdullah, Suriye seyâhatinden dönerken Yesrib (Medine)'de hastalanarak 25 yaşında vefât etmiş ve orada defnedilmişti. Peygamberimiz (s.a.s.)'e, babasından mirâs olarak beş deve, bir sürü koyun, doğduğu ev ve künyesi Ümmü Eymen olan Habeşli Bereke adlı bir câriye kalmıştır.(25)
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:15 PM   #7
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ - HZ. MUHAMMED (S.A.S.) SÜT ANNE YANINDA

Başlangıçta çocuğu (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi.(26) Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb'in azatlı câriyesi Süveybe tarafından emzirildi.(27)
Fakat Hz. Muhammed (s.a.s.)'in devamlı süt annesi Hevâzin Kabîlesinin Sa'doğlulları kolundan Halîme oldu.
Mekke'nin havası ağır olduğu için, Mekkeliler yeni doğan çocuklarını çölden gelen süt annelere verirlerdi. Çöl ikliminde çocuklar hem daha gürbüz yetişiyor, hem de bozulmamış (fasih) Arapça öğreniyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s.)'de bu âdete göre süt annesi Halîme'ye verildi. Halîme, yetim bir çocuğu emzirmenin kârlı bir iş olmayacağı düşüncesiyle, başlangıçta tereddüt göstermişse de, daha sonra bu çocuğun evlerine uğur ve bereket getirdiğini görmüş ve O'nu öz çocuklarından daha çok sevmiştir. Süt kardeşi Şeyma da bakımında annesine yardımcı olmuştur.(28)
Hz.Muhammed (s.a.s.) süt annesi ve süt kardeşleri ile sonraki yıllarda dâima ilgilenmiştir. Halîme kendisini ziyârete geldiği zaman onu "anacığım" diyerek karşılamış, altına elbisesini yayarak, saygı göstermiştir.(29)
Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşına kadar, süt annesinin yanında çölde kaldı. Dört yaşında Halîme çocuğu Mekke'ye götürerek annesine teslim etti. İslâm târihçileri, bu esnada "şakk-ı sadr" (göğüs açma) olayının meydana geldiğini, çocukta görülen bu gibi olağanüstü hallerin Halîme'yi endişelendirdiğini, bu yüzden çocuğu annesine teslime mecbûr kaldığını naklederler.(30)
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:17 PM   #8
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı l- HZ. MUHAMMED (S.A.S)'İN ÇOCUKLUK DÖNEMİ - MEDİNE ZİYÂRETİ

Hz. Muhammed (s.a.s.) dört yaşından altı yaşına kadar, öz annesi Âmine ile kaldı, O'nun şefkat ve ihtimâmı ile yetişip büyüdü. Altı yaşında iken, babasının Medine'de bulunan kabrini ziyâret etmek üzere, annesi ve sadık hizmetçileri Ümmü Eymen'le beraber Medine'ye gittiler. Medine'deki akrabaları Neccâroğullarında bir ay kadar misâfir kaldılar. Dönüşte, Medine'nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü'nde Âmine hastalandı.(31) Henüz doğmadan babasından yetim kalmış olan Hz. Muhammed (s.a.s.) altı yaşında iken annesinden de öksüz kalıyordu. Bu acıyı bütün varlığı ile hisseden anne, oğlunu şefkat dolu gözlerle süzdü. Bağrına basıp uzun uzun öptü. Masûm yüzüne bakarak
"Her yeni eskiyecek, her fâni yok olup gidecek,
Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem,
Namımı ebedi kılacak hayırlı bir halef bırakıyorum..." anlamına bir şiir söyledi. Bu sözlerden sonra vefât etti.(32)
Annesinin ölümünden sonra çocuğu Ümmü Eymen Mekke'ye götürüp dedesi Abdülmuttalib'e teslim etti.
Altı yaşından sekiz yaşına kadar, çocuğa dedesi Abdülmuttalib baktı. Abdülmuttalib seksen yaşını geçmiş bir ihtiyârdı. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz sekiz yaşında iken dedesi de öldü. Ölürken, on oğlu içinden Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin yetiştirilmesini, öz amcası Ebû Tâlib'e bıraktı.(33/1)
Yıllar sonra, Hicret'in 6'ıncı yılı Hudeybiye Barışı dönüşünde Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, annesinin kabrini ziyâret edip, teessürle gözyaşı döktü.
Annemin bana olan şefkatini hatırlayarak ağladım, buyurdu. (33/2)
BİR

GECE

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü bir Öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrândı ki: Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl, en sapa yerdi.
Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin.
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki Öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı O Mâsum,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti, evet, şer–i mübîni,
Şehbâlini, adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, O'nun vergisidir hep;
Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn O'na ferdi.
Medyûndur O mâsûm'a bütün bir beşeriyyet...
Yârab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.


Mehmed Âkif ERSOY


__________________




Konu EnDeR tarafından (11-29-2006 Saat 10:26 PM ) de değiştirilmiştir.
EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:19 PM   #9
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı Ii- Hz. Muhammed (s.a.s.)'İn GenÇlİk DÖnemİ - 1- EbÛ TÂlİb'İn HİmÂyesİ

Peygamberimizin hayâtının sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar olan dönemine "gençlik devresi" denilir. Bu devrede Rasûlullah (s.a.s.) amcası Ebû Tâlib'in yanında, onun himâyesi altında bulunmuştur.
Ebû Tâlib, zeki ve âlicenâb bir zâtdı. Zengin olmamakla beraber, asâleti ve âlicenâplığı sebebiyle herkesten saygı görüyordu. Yeğeni Hz. Muhammed'i çok seviyor, hiç yanından ayırmıyordu.
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 11-29-2006, 10:20 PM   #10
EnDeR
zuLu
 
EnDeR - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Bulunduğu Yer: Irgendwo in der Welt
Mesajlar: 12.339
Tecrübe Puanı: 10737673
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : EnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond reputeEnDeR has a reputation beyond repute
EnDeR - MSN üzerinden Mesaj gönder
Tanımlı II- HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN GENÇLİK DÖNEMİ - SEYÂHATLERi

a) Şam Seyâhati

Mekke iklimi zirâate elverişli olmadığından, Mekkeliler ticâretle uğraşırlar, çocuklarını da ticârete alıştırırlardı. Ticâret için kervanlarla, yazın Şam'a, kışın Yemen'e seyâhet ederlerdi. Ebû Tâlip de diğer Mekkeliler gibi kervan ticâreti yapıyordu. Bir defasında Şam'a giderken, Hz. Muhammed (s.a.s.)'e amcasından ayrılmak zor geldi; kendisini de yanında götürmesini istedi. Ebû Tâlib çok sevdiği yeğenini kırmadı. O'nu da kafileyle beraberinde götürdü. Bu esnâda henüz oniki yaşındaydı.
Şam'ın 90 km. kadar güneyinde Busrâ (Eski Şam) denilen kasabada "Bahîra" adında bir Hıristiyan râhibi vardı. Kasabaya uğrayan kervanlarla hiç ilgilenmediği halde, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in içinde bulunduğu kervanı karşılayarak bütün kafileye bir ziyâfet verdi. Bahîra okuduğu kutsal kitaplardan edindiği bilgilerle, Hz Muhammed (s.a.s.)'in simâsından, O'nun istikbâlini sezmişti. O'nunla konuştu. Sorular sordu. Aldığı cevâplar, kanâatini kuvvetlendirdi. Şam yolculuğunun bu çocuk için tehlikeli olacağını düşündü. Ebû Tâlib'e:
-"Bu çocuk son Peygamber olacaktır. Şam Yahûdîleri içinde O'nun alâmet ve vasıflarını bilen kâhinler vardır. Tanırlarsa, ihânet ve kötülüklerinden korkulur. Bu çocuğu Şam'a götürmeyiniz..."dedi. Bu sözler üzerine Ebû Tâlib Şam'a gitmekten vazgeçti. Alışverişini burada bitirip, geri döndü.(34)
Son Peygamberin geleceği ve O'nun bir çok vasıfları Tevrât ve İncil'de bildirilmişti. Bu sebeple, Yahûdî ve Hristiyan bilginleri, O'nun alâmetlerini ve vasıflarını biliyorlardı. Hicretten sonra Müslüman olan Medineli Yahûdi âlimi Abdullah İbn Selâm'ın "Tevrat'ta Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)'ın sıfatları vardır" dediğini, "Kütüb-i Sitte" denilen altı güvenilir hadis kitabından Tirmizi'nin es-Sünen'inde rivâyet edilmiştir."(35)
Gülünç Bir İddiâ
Hz. Muhammed (s.a.s.)'in 12 yaşında yaptığı bu seyâhatta râhip Bahîra ile görüşmesini, bazı Hıristiyan yazarlar, Hıristiyanlığın bir zaferi gibi göstermek istemişler, Peygamberimiz (s.a.s.)'in bütün dinî esasları bu râhipten öğrendiğini iddia etmişlerdir.
Bu iddia son derece gülünç ve tutarsızdır. Oniki yaşındaki bir çocuğun, İslâm gibi mükemmel bir dinin esaslarını bir kaç saatlik görüşme esnâsında öğrenmesi mümkün değildir. Bu râhip bu esasları bilseydi, kendisi tebliğ ederdi. Eğer burada böyle bir konu konuşulsaydı, kafilenin gözü önünde yapılan bu konuşma ağızdan ağıza yayılırdı. Peygamberliğini ilân ettiği zaman inanmayanlar, "bunlar Bahîra'nın sözleri" demezler miydi? Üstelik İslâmiyet, Hıristiyanların "teslis" (üçlü tanrı sistemi) inancını tamâmen reddetmiş "Tevhid inancını" getirmiştir. Görüldüğü üzere, bu iddia son derece çürük ve çirkin bir iftirâdan başka bir şey değildir.

b) Yemen Seyâhati

Hz. Muhammed (s.a.s.) 17 yaşında iken de, diğer bir ticâret kafilesi ile amcalarından Zübeyr ve Abbâs'la birlikte Yemen'e gidip gelmiştir.(36)
__________________



EnDeR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:10 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.0 Beta 3 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM
Forum SEO by Zoints
Zevkli.ORG
dizi izle film indir

ÜYELER İÇİN YASAL UYARI


Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, hukukiletisim@gmail.com  mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.