![]() |
|
|
#1 |
|
TÜRKİYE TÜRKTÜR!!!
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 7.727
Tecrübe Puanı: 10737632
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Eski ancak sağlam bir yazı...
Lâik ve demokratik bir ülkede başbakanlık koltuğunda oturmakta olduğu halde saraylarda iftar yemeği vermeye pek meraklı olan zât en ufak bir rahatsızlık duymadan eğer; a) "Ben ülkemi âdeta pazarlamakla mükellefim" diyebiliyorsa; b) "Bekâra karı boşamak kolaydır mantığıyla hareket edip tribünlere oynuyorsunuz. Milliyetçilik havasında gezip de afra tafra atıyorsunuz" üslûbuyla külhanbeyliğini milliyetçilikle karıştırarak küçümsüyorsa; Ve bu sözlere tepki göstermekle "kanunen ve ahlâken" görevli olması gerekenlerin "Hedef ülke" ve "Millî Hedef" gibi kavramlarla ile ilgili düşünce ufukları ne yazık ki sadece öğrencilik yıllarında okudukları resimli roman yahut akşamları televizyonda seyrettikleri dizi filmlerle sınırlı olup da Ankara'da ikamet buyurdukları halde yetkilerinden bihaber iseler elbette çuvalın intikamını da ancak "ağır abi" Polat Alemdar'ın alabileceğini düşünecekler ve Emekli Tuğgeneral Kenan Çoygun'un cenazesine katılma gereğini duymayacaklardı. Çünkü onlar gerçeklerle bir türlü yüzleşemezler ve yürekleri "yiyemediği" için daima sanal âlemin sanal kahramanlarıyla yetinmeyi marifet ve "toplum mühendisliğinin" vazgeçilmez ögesi sayarlar. 20 Ekim 2005 Cumartesi günü Ankara Kocatepe Camii'nde Kenan Paşa'nın cenaze namazı kılındı. Kapalı adı "Kemal Coşkun"du. Kod adı "Bozkurt"tu, Görevi "Bayraktar"lıktı. Yaşayan son "Bayraktar"dı. Adam gibi adamdı, asker gibi askerdi, paşa gibi paşaydı. Altı okka bileği, mangal gibi yüreği vardı. Şimdiki yetkililer son dört satırı okurken büyük bir ihtimalle bir senaryo yahut masal okuduklarını zannedeceklerdir. Ama öyleydi. Önce Bozkurt'tan ürkenlere Bozkurt'u anlatalım.. Tarih öncesi destan çağlarından değil, 50'li yıllardan bahsedeceğiz. Türk Devleti, sınırı dışında olup da İngiliz egemenliğinde bulunan bir dış ülkedeki soydaşlarının can ve mal güvenliğini üç buçuk çapulcunun insafına bırakmaz ve oradaki Türkleri örgütlendirip silah, cephane ve eğitim yardımı yapmayı düşünür. Demek o zaman kırmızı çizgilerimiz stratejik müttefiklerimize ihale edilmiyormuş. Demek ki Milli Hedef'in ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin bir anlamı varmış. Demek Türkiye o zaman sadece kendi bileğine ve yüreğine güveniyormuş Nereden nereye, değil mi? Türkiye Kıbrıs'ta 1 Ağustos 1958'de TMT'yi (Türk Mukavemet Teşkilâtı) kurar, sivil giyimli subaylarını öğretmen, Kızılay görevlisi, banka müfettişi maskesiyle adaya gönderir. TMT'nin amblemi de "Bozkurt" olur. O yıllarda kimse bundan gocunmaz, aklına kötü bir şey gelmez. TMT'nin başındaki "sivil" Kurmay Albay Lefkoşa'da bulunur, "Bayraktar"lık makamını işgal eder, emrinde adanın her tarafındaki ilçelerde görevli yine "sivil" "sancaktarlar" bulunur. Teşkilatın gövdesi olan "mücahitler" Kıbrıs Türkleri'dir. İşte bu yapı Kıbrıs Türkleri'ni kan ve ateş denizin içinden geçirerek salimen 1974'e getirir. Kıbrıs Türklerini kurtarırken Rum ve Yunanlılara da demokrasi getirme iddiasındaki "romantik" Ecevit, bu yapının "demokrat" olmadığını düşünür ve 1 Ağustos 1975'te teşkilat lâğvedilir, "yer üstü"ndeki unsurları şimdiki Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nı oluşturur. Son "Bayraktar" Çetin Başar (sonra Korgeneral, Rahmetli) Türkiye'ye döner. İşte Kemal Coşkun; Makarios'un, 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini askıya aldığı 63-64 yıllarında, Kanlı Noel'de adada idi. Ada'da görevi bitince albay rütbesiyle Türkiye'ye döndü, sonra general oldu. 20 Ekim 2005 günü de Kocatepe Camii'nden cenazesi kaldırıldı. Cenazeye Denktaş, Genkur. İkinci Başkanı ile Dördüncü Kolordu Komutan Yardımcısı katıldılar. Birinci Başkan ve Kolordu Komutanının kendisi dururken neden yardımcıları bulundu törende? Kuvvet Komutanları neredeydi? Fakat biz Kıbrıs'ın cebren ve hile ile "satıldığı" referandumda adada olup da çıt çıkarmayan ne komutanlar gördüğümüz için Kocatepe'deki manzarayı yadırgamadık doğrusu. Beklediğimiz bir şeydi. Törene katılan Denktaş Bozkurt'u anlatırken; "Yanındaki sandalyenin üzerinde el bombası, tabancası o vaziyetteydi. Bazı hallerde üst makamların karşı görüşlerine rağmen cesaretle görevini yaptı. Tam bir kahramandı. Allah Rahmet eylesin" diyor. Şimdi sen ey okuyucu, işte bu iman dolu göğse sahip Kenan Paşa'ya dünyanın neresinde görev yaparsa yapsın, çuval geçirecek bir güç tasavvur edebiliyor musun? Peki bakanlar, başbakan, meclis başkanı, parti başkanları cenazede neden yoktu? KKTC'nin başbakanı ve bakanları neredeydi? Kenan Paşa olmasaydı şimdi KKTC olur muydu? Kenan Çoygun'dan bir tek Hürriyet gazetesi bahsetti, haberi hem birinci sayfadan verdi, hem içeride bir tam sayfa ayırdı. Şaşırdım. AB'ci, referandumda "evet" denilmesini savunan Doğan medya grubunun amiral gemisi Hürriyet'in; hadi moda olan deyimle söyleyelim, "düşük yoğunluklu savaş"ın bayraktarını hatırlamasına doğrusu bir anlam veremedim. Akepe ile arası mı bozulmuştu, yoksa vicdan azabı mı çekiyordu? Hürriyet'in haber başlığı şu şekilde idi: "Kıbrıs'ın Çılgın Türk'üne Veda".. İşte tam yeri geldi.., Türkiye'nin Çılgın Türkleri ile, Kıbrıs'ın Çılgın Türkleri arasında kocaman bir fark vardır. Özakman'ın kitabında anlattığı Çılgın Türkler'in hepsi vefat etmişlerdir. Biz Türkiye Türkleri kurtuluş mücadelemizi ancak tarih kitaplarından okuruz. Ama Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türk Kurtuluş savaşı'nın "Çılgın Türkleri" daha 60'lı yaşlarını sürmektedirler. Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türk Kurtuluş savaşı'nın "Çılgın Türkleri" aramızda, içimizdedirler. Sokakta yürürken yanınızdan geçerler. Akşam ekmek alırsınız, sabah kapınıza süt getirirler. Sessiz ve sakindirler. Fazla konuşmazlar. Köşelerine çekilmişlerdir. Küsmüşlerdir. Şan, şöhret peşinde değildirler. 50 yıl önce düşmana karşı kullanılmak üzere kendilerine sten tabanca veren Anavatanın; şimdi aynı silahı kendi şakağına dayayıp tetiği çekmelerini söylemesinden rahatsız ve kırgındırlar. Bir tarafta 63'ün Kıbrıs Türkü'nün can ve mal güvenliğini korumak ve kollamak için kelle koltukta savaşan, "yeri geldiğinde üst makamların karşı görüşlerine rağmen" görevini yapan Kenan Paşa'sı, öte yanda 2005'in 24 Nisan referandumunda Kıbrıs Türkü'nün satışının farkında bile olmayanlar.. Kıbrıs'ın Çılgın Türkleri iki cami arasında beynamaz.. Şaşkın. Kıbrıs'ın Çılgın Türkleri ile Türkiye'nin Çılgın Türkleri arasında fark olduğu gibi; kahramanlıkla hainlik arasında çok ince bir çizgi vardır ey millet.. Bıçak sırtı gibi. Bakın Özakman kitabının 669'uncu sayfasında Demirci Akıncıları'nın Reisi Kaymakam İbrahim Ethem Bey'in Zafer'den sonra "mukavemetçiler"ine neler söylediğini nasıl anlatır: "Akıncı kardeşlerim. İşimiz bitti. Veda vakti geldi. Şimdi verdiğimiz söz gereği, bir teşekkür bile beklemeden köyünüzün yolunu tutun ve sabana yapışın. Siz savaşırken köyünüz yakılmış, eviniz yağmalanmış, aileniz kayba uğramış olabilir. Tevekkülle karşılayın. Daha acısı belki hainleri zengin, hâttâ mevki sahibi olmuş görebilirsiniz.Bir gün, hizmetleriniz küçümseyenler bile çıkabilir. Bütün bunları ölüme meydan okuyanların vekarı ile seyredin. Ancak vatanın kurtuluşunda payı olanların duyabileceği o engin hazzı hiçbir şeye değişmeyin. Çünkü bu hazzı vatanın kurtuluşunda payı olanlardan başka hiç kimse duyamaz." [1] Zaferden sonra silahını teslim edip kendi hayatına dönen Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey ile devlete hizmete devam eden Topal Osman Ağa kahramanlara; silahını bırakacağına silahı ve çetesiyle beraber Yunan'a sığınıp Kemal'in askerlerine kurşun atan Kuvvayi Seyyare Komutanı "Küçük Zâbit" Ethem ise hainlere örnektir. "Vatanın kurtuluşunda payı olanların duyabileceği o engin hazzı" yüreklerinde saklayan "mukavemetçiler" madalya beklemezler. Alkış istemezler. Ortalıkta görünmezler. Ama .. Uzak dağların ulaşılmaz doruklarında bir gece vakti.. Kalk borusu çalıp da çoban ateşleri yanmaya, İşaret fişekleri atılmaya başlayınca.. Siz sıcak yataklarınızda mışıl mışıl uyurken. Sessizce o günler için bir köşede özenle sakladıkları çizmelerini giyip ışığa doğru yürümeye başlarlar.. Emekli Tuğgeneral Kenan Çoygun, "iyi asker"di.. Allah Rahmet Eylesin.18 Ekim 2005 Hüseyin Mümtaz Kaynak |
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
|
Reklam Vermek için networkreklam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz For Advertising contact networkreklam@gmail.com |
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.