![]() |
|
|
#1 |
|
Necip Fazıl'ın İzinde...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Feb 2008
Bulunduğu Yer: FANİ DÜNYA...
Mesajlar: 5.755
Tecrübe Puanı: 9773194
Rep Puanı : 1954612175
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Maide Suresinin 54. ayetinin meali şöyledir:
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar...” Tarihte, bu ayette vurgulanan vasıflara sahip bir çok topluluk ortaya çıkmıştır. Allah’ın dinine sahip çıkacak topluluk, kavramı çok geniştir. Çeşitli zaman ve mekânlarda İslam tarihi boyunca, bu vasıfta topluluklar, Allah’ın lütfüyle eksik olmamıştır. Bunların hepsi de bu ayetin işaret ettiği özellikte işler yapmış ve ayetin işaretine birer masadak (uygun bir örnek) olmuşlardır. Bu topluluklardan biri de Türklerdir. Tefsirlerde bu konuda, daha çok -birer misal olarak- Hz. Ebu Bekir ve arkadaşları, Hz. Ali ve arkadaşları, Yemen halkı, İranlılar gibi topluluklar söz konusu edilmiştir.(bk. Zemahşerî, Razî, ilgili ayetin tefsiri). İbn Aşur da, Araplar, Farslar, Gassaniler, Türkler, Kıptiler, Berberiler, Moğollar, Tatarlar, Endülüslüler… gibi bir çok Müslüman topluluğun bu ayetin işaretine mazhar olduğunu söylemiştir.(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Elmalılı ve Bediüzzaman Said Nursi de, bu ayetin övgüsüne mazhar olanlardan birisinin Türk milleti olduğunu söylemişlerdir. Ancak her iki alim de ayetin öncesindeki tehdide düşmekten sakınmak konusunda uyarı yaparak, İslama hizmetin devam etmesi gerektiğini önemle vurgulamışlardır. (Elmalılı, ilgili ayetin tefsiri; Nursi, Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup) Sorularlaİslamiyet
__________________
Göz kaptırdığım renkten kulak verdiğim sesten![]() Affet senden habersiz aldığım her nefesten... NECİP FAZIL |
|
|
|
|
|
#2 |
|
..::GÖK@Y::..
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
O saydığın çoğu toplumun övüldüğünü sanmıyorum arkadaşım...
İran: 9 yaşında bir çocuk hırsızlık yaptı diye kolunun üstünden jip ile geçildi. Resimlerini kendi gözlerimle gördüm kulaktan duyma haber değildir. Şeriatin kuralları ağır olabilir ama henüz Allah katında bile günah yazılmayan bir çocuğa böyle bir ceza veren toplum övgüye değer olmaz. Araplar: Hac zamanında kesilen kurbanları paramız var diyerek çöllere atan bir toplum. Hac vazifesini turistik bir araç olarak gören bir millet. Asla övgüye değer değildir... He şimdi dersin ki kurban kesilmiş daha ne sorguluyon? Önemli olan kesip atmak değil onu ihtiyacı olanlara ulaştırmaktır... Ve biz Türkler: Yüzyıllarca doğru dürüst onurlu bir şekilde yaşadık İslam'a ayak uydurduk Kuran'ın güzelliğini aldık taki Atatürk'ün ölümüne kadar. Yüzbinlerce şehid verdiğimz Çanakkale'nin geçilmesi engellediğimiz bizler 80 yıl sonra başkalarına bu toprakları kendi ellerimizle sattık... Sattık ve İslam karşıtı insanları kendi ellerimizle bu memlekete ortak yaptık. Gidin dedelerinizin mezarlarını Çanakkale'de ziyaret edin bir elinizde burger king'den aldığın hamburger, diğer elinizde coca cola, üstünüzde polo kazak, ayağınızda ugg çizmeler ve altınızda levi's pantalon dede ben geldim. Amerikan mallarının kölesi olmuş, onlar gibi yaşamaya ayak uydurmuş günde 7/24 psp oynadığın torunun. İyi ki ölmüşsün sen yoksa biz böyle rahat olmazdık dede. Şimdi bu aldıklarımız parasıyla Amerika israil filistini bombalıyor... Yunanistan fransa pkk'ya destek veriyor. BAKALIM DEDENİZ ORDA RAHAT UYUYABİLCEKMİ... Bizde övgğyğ haketmyoruz. Çünkü dinimizi istemeyen insanların yanında yer alıyoruz. Artık dini koruyamadığımız gibi kendi kurallarımızı da dine adapte ettik. Benim konuma bak dostum http://www.zevkli.org/bu-rezilligin-...k-t892441.html Resimdeki insanlar gibi Sakal bırakıp güzel müslüman süsü verip insanların karşısında fetva vermekle bu din korunamaz... SAYGILARIMLA...
__________________
<<<Toshiba A300-15B>>> Intel Centrino Core 2 Duo 2.4 Ghz T8300 3MB 800MHz 3 GB DDR2 667 Mhz 250 Gb SATA 5400RPM 8MB HDD 512 MB ATI Mobility Radeon HD 3650 HyperMemory 15.4'' TFT LCD 1280x800 TruBrite WXGA Dual Layer DVD Writer 1.3 Megapiksel Wireless 802.11a/b/g/N, Bluetooth <<<Ek donanımlar>>> 500 Gb Maxtor 5400RPM 2.5'' (usb) HDD 2 Gb Usb FlexCradia Cooler Pad 22 cm fan çapı Air-Ties RT-204 Wireless Hp Deskjet D1560 Creative 2+1 |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
.-ŞaŞKıN-.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
__________________
_CaSaNoVa_ Gericilere hoşgörü göstermek yüce bir terbiye göstergesi değil, bir milletin mutluluğuna, şerefine ve namusuna göz dikenlere hoşgörüdür ki, hiçbir zaman, hiçbir kişi buna izin veremez! Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Haksızın HakkındanGeLiriz
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
orasını bilememde Hafızamız zayıf ...
Dün bizi arkamızdan vuranla biranda kardeş olabiliyoruz ...
__________________
_ReizvoLL_
" Kişisel Sayfam İçin Tıkla " Kendi Oluşturduğum İstanbul Hayran Sayfası İçin Tıklayınız! Yönetici alımı yapılacaktır . İsteyenlerin İrtibata geçmesi rica olunur! |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Tuğgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 1.740
Tecrübe Puanı: 1053621
Rep Puanı : 210711858
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Atatürkün olümüden sonraki Türkleri övmüyordur. Kuranin övdügü son kul Mustafa Kemal bence, cünkü "müminlere alcak gönüllü, kafirlere karsi onurlu"
__________________
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Teğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 303
Tecrübe Puanı: 130789
Rep Puanı : 26122376
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
son türk atatürk tü
|
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Tümgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
Bunun tek sorumlusu Amerikan-Ingiliz Mandaci Liberallerdir...
__________________
![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Yüzbaşı
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 534
Tecrübe Puanı: 322149
Rep Puanı : 64400156
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sizin kafanız çok karışmış.
__________________
Sevginin gücü,güce olan sevgiyi yendiğinde... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Orgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kur´an,in en cok kizdigi toplumardan biri Arablardir
Arablari Kur´an döneklikle verdigi sözü tutmayan bozgunculukla suclar Kur´an,da Zülkerneyn olayini arastirirsak büyük olasikla Türkleri isaret ediyor Kehf Suresi'nde Hz. Zülkarneyn hakkında önemli bilgiler verilmiştir Hz. Zülkarneyn güçlü bir iktidara ve üstün bir ilme sahiptir Hz. Zülkarneyn'in batıya yolculuğu Hz. Zülkarneyn sadece bir devlet adamı ve hakim değil, aynı zamanda bir mürşittir Hz. Zülkarneyn'in doğuya yolculuğu Hz. Zülkarneyn'in üçüncü yolculuğu Hz. Zülkarneyn, kendisinden yardım istenilen bir liderdir Hz. Zülkarneyn yaptığı yardım karşılığında hediye almamıştır Hz. Zülkarneyn ileri bir inşaat teknolojisi kullanmıştır Hz. Zülkarneyn tarafından yapılan set aşılamamıştır Kehf Suresi'ndeki bazı ayetlerin ebced değerleri günümüze çok yakın zamanlara bakmaktadır KEHF SURESİ'NDE HZ. ZÜLKARNEYN HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER VERİLMİŞTİR Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf Suresi, 83) Ayette geçen "öğüt ve hatırlatma" ifadesi son derece önemlidir. Çünkü tarih boyunca Hz. Zülkarneyn kıssası çeşitli yorumcularca çok farklı şekillerde yorumlanmıştır. Ancak Allah Hz.Zülkarneyn kıssasının ilk ayetinde bu kıssanın aktarılmasının hikmetlerinden bazılarını bizlere açıkça bildirmektedir: Müminlere bir hatırlatma, öğüt verme ve hikmet bildirme... Hz. Zülkarneyn güçlü bir iktidara ve üstün bir ilme sahiptir Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 84-85) Ayetlerden Hz. Zülkarneyn'in ülkesinde sorunların yaşanmadığı, iktidarının çok sağlam, akılcı ve güçlü olduğu anlaşılmaktadır. Allah ayette geçen, "ona herşeyden bir yol (sebep) verdik" ifadesiyle Hz. Zülkarneyn'e herşeye çözüm ve çare bulma gücü verdiğine dikkat çekmektedir. Hz. Zülkarneyn çok akıllı, ferasetli ve basiret sahibi bir mümindir. Allah'ın verdiği bu üstün özellikler sayesinde karmaşık gibi gözüken her türlü soruna hemen çözüm bulmakta, aksaklıkları gidermektedir. Hz. Zülkarneyn’in batıya yolculuğu Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86) ...güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu... (Kehf Suresi, 86) Hz. Zülkarneyn'in ilk önce batıya doğru gittiği anlaşılmaktadır. Güneşin battığı yer olarak tarif edilen bu bölge, dünyanın en batı noktası olabilir. Eğer Avrupa kıtası esas olarak alınırsa bu bölge, Avrupa kıtasının en uç noktasını oluşturan İspanya ve Cebelitarik Boğazı civarı olabilir. Afrika kıtası esas olarak alınırsa bu kez de bu kıtanın en batıdaki noktaları olan Moritanya ve Senegal gibi bölgelere işaret ettiği düşünülebilir. Ancak harita ölçü alındığında en batı noktanın Afrika kıtasına işaret ediyor olması muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir). Ayetlerde Hz. Zülkarneyn'in yöneldiği bu batı bölgesini tarif ederken kullanılan bir diğer tanım ise "kara çamurlu göze" ifadesidir. Bu ifadenin Arapçası "aynin hami'e"dir. Bu ifadedeki "ayn" kelimesi "göz, pınar, çeşme, kaynak" anlamlarına gelmektedir. "Hamie" kelimesi ise "siyah çamur, balçık, bulanık, çamurlu" manalarındadır. Güneşin deniz kenarında batışını uzaktan izleyen bir kişi, güneşi denize giriyormuş gibi görür. Ya da dağın arkasından güneş batarken, uzaktan bakıldığında sanki güneş dağa giriyormuş gibi hissedilir. Bu kişinin bulunduğu yere ve bakış açısına bağlıdır. Hz. Zülkarneyn ayette tarif edilen bölgeye ulaştığında orada bir toplulukla karşılaşır. O topluluğa karşı nasıl davranması gerektiğini ise Allah ona bildirir. Hz. Zülkarneyn'in vereceği karşılık hukuki bir karşılıktır. Güzellikle ve iyilikle davranana güzel karşılık verilirken, kötülüğü, zulmü ve isyanı yol edinenlere de ona göre bir karşılık verilecektir. Bu karşılığın nasıl olacağı ise hakimin yetkisindedir. Bu ifadeden Hz. Zülkarneyn'in devlet başkanlığı görevinin yanı sıra hakimlik yetkisine de sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Zülkarneyn, o dönemde mevcut olan ceza hukukuna göre ya hapis cezası, ya gözaltı, ya da başka bir ceza uygulamaktadır. Hz. Zülkarneyn sadece bir devlet adamı ve hakim değil, aynı zamanda bir mürşittir Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır. Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." (Kehf Suresi, 87-88) Hz. Zülkarneyn konuşmalarında hemen Allah'ı ve ahiret gününü hatırlatmakta yani onlarla Müslümanca konuşmaktadır. Ayetlerde geçen ifadelerden Hz. Zülkarneyn'in Müslüman bir idareci, devletinin ise Müslüman bir devlet olduğu; tebası altındaki insanları eğittiği, onlara Allah'ın rızasına uygun tarzda hükmettiği açıkça anlaşılmaktadır. Hz. Zülkarneyn, karşılaştığı topluluğu hemen Allah'a imana, samimiyete, Kuran'da bildirilen salih amelleri, ibadetleri yerine getirmeye davet etmektedir. Bu kişileri teşvik etmek için dünya ve ahiret hayatındaki karşılığa dikkat çekmekte, böylece onları hidayete çağırmaktadır. Hz. Zülkarneyn’in doğuya yolculuğu Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 89-91) Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı...(Kehf Suresi, 90) Zülkarneyn ikinci kez yol tuttuğunda bu kez doğu tarafına doğru gider. Ayette geçen bu ifade ile, muhtemelen yine haritaya göre en doğudaki Kore, Çin ya da Kuzey Çin (Mançurya) gibi bölgelere işaret ediliyor olabilir. Ayetin devamında Hz. Zülkarneyn'in "kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim" ile karşılaştığından bahsedilmektedir. Ayette geçen siper kelimesinin Arapçası "sitren"dir ve bu kelime "örtmek, gizlemek" anlamına gelen Arapça "setere" fiilinden gelmektedir. Buradan anlaşıldığı gibi siper kelimesi bu ayette, "elbise ya da binadan müteşekkil örtü" anlamında kullanılmaktadır. Dolayısıyla söz konusu topluluk, içinde barınabilecekleri bir evleri olmayan, düz bir arazide yaşayan, güneşten korunabilecekleri barınakları, şemsiyeleri veya herhangi başka bir gereçleri bulunmayan, dışarıda yaşayan göçebe bir topluluk olabilir. Geceleri çalışıp, gündüzleri de yer altında bir sığınakta yaşıyor olabilirler. Aynı zamanda giyecekleri olmayan, ilkel şartlarda, medeni olmayan bir ortamda yaşayan bir topluluk olmaları da muhtemeldir. 91. ayette ise Hz. Zülkarneyn'in özü kapsayan bir bilgiye sahip olduğundan bahsedilmektedir. Özü kapsayan bilgi ifadesinin Arapçadaki karşılığı "hubr"dur. Ve bu kelime "bütün incelikleri ve hakikati bilme" anlamında kullanılmaktadır. Hz. Zülkarneyn’in üçüncü yolculuğu Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf Suresi, 92-93) Zülkarneyn üçüncü kez yol tuttuğunda bu kez geri döner ve en doğu ile en batı arasında bir bölgeye ulaşır. Burası, Himalayalar'da bir bölge olabilir. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi de aynı bölgelere işaret etmekte ve Hz. Zülkarneyn'in "... Hind ve Çin'deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvam-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mani olduğunu..."(Bediüzzaman Said Nursi, 16. Lema, s. 101) hatırlatmaktadır. Üstad'ın da belirttiği gibi bu iki set, iki dağ silsilesi olabilir. Ayette Hz. Zülkarneyn'in yeni gittiği bölgede karşılaştığı topluluğun hemen hiçbir sözü kavramadıkları da ifade edilmektedir. "Hiçbir söz" değil, "hemen hemen hiçbir söz" denmesi, bu topluluğun farklı ve alışılmışın dışında bir dil konuştuğuna işaret ediyor olabilir. Ancak Hz. Zülkarneyn bu kavimle konuşabilmektedir. Bu durumda Hz. Zülkarneyn ya özel bilgisiyle bu farklı dili anlayıp konuşuyordur ya da yanında bulunan kişiler bu dili anlıyor olabilirler. Bu ayet, Hz. Zülkarneyn'in yanında bu konularda bilgili özel bir ekibi olduğuna işaret ediyor olabilir. Ayetlerden ayrıca Hz. Zülkarneyn'in gittiği her yerde sefalet, yoksulluk ve zayıf bırakılmışlık olduğu anlaşılmaktadır. Batı tarafındaki topluluk da, doğudaki topluluk da ihtiyaç içindedir. Doğudaki topluluk güneşten korunacak bir barınakları olmayacak kadar büyük bir sefaletle iç içedir. İki setin arasındaki halk ise cehalet içindedir, kültürel ve teknolojik açıdan gelişmemiştir. Ayrıca kendilerini dış tehlikelerden korumaktan aciz bir topluluktur. Bu nedenle de ülke büyük bir anarşi tehlikesiyle karşı karşıyadır. Hz. Zülkarneyn'den yardım istemelerinin en önemli nedeni de işte bu yoksulluk, cehalet ve kargaşa olabilir. Hz. Zülkarneyn, kendisinden yardım istenilen bir liderdir Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 94) Ye'cüc ve Me'cüc'ün bozgunculukları nedeniyle zor durumda olan bu kavim, Hz. Zülkarneyn'den kendilerine yardım etmesini istemekte, bu yardımın karşılığında da ona vergi vermeyi teklif etmektedirler. Buradan Hz. Zülkarneyn'in tek başına bir kişi olmadığı, bir devleti yönettiği anlaşılmaktadır. Aynı Hz. Süleyman gibi Hz. Zülkarneyn de devlet gücüne ve askeri güce sahiptir. Ayette işaret edilen bir diğer konu da Hz. Zülkarneyn'in yanında, önceki ayette işaret edilen dil uzmanları gibi, bayındırlık ve imar konularından da anlayan bir ekip olduğudur. Hz. Zülkarneyn'in bu konularla ilgilendiği, mimari ve imar teknolojisini iyi bildiği de yapılan yardım talebinden anlaşılmaktadır. Hatta bu konulardaki bilgisi ile tanındığı, meşhur olduğuna da ayetlerde işaret edilmektedir. Onun bu ünü nedeniyle, diğer devletler kendisinden bu yönde bir yardım istemektedirler. Tüm bu özellikleri, Hz. Zülkarneyn'in devletinin gücünü ve çapını anlamak için de bir delil niteliğindedir. Hz. Zülkarneyn'in hem batı tarafında hem de doğu tarafında böyle büyük saygı görmesi ve etkili olması onun dünyaya hakim bir devletin başında olduğunun göstergesi olabilir. Dolayısıyla ayetlerden onun, yeryüzüne barış, adalet ve güvenlik getirmekle sorumlu olduğunu bilen bir lider olduğunu anlıyoruz. Kendisini sadece kendi ülkesinden değil, dünyanın her bölgesinden sorumlu hissetmektedir. Hz. Zülkarneyn kıssasıyla ahir zamanda İslam ahlakının da –aynı Hz. Zülkarneyn'de olduğu gibi- tüm dünyaya hakim olacağına işaret edilmektedir. Hz. Zülkarneyn yaptığı yardım karşılığında hediye almamıştır Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95) Kuran'da peygamberlerin bu ahlakıyla ilgili başka örnekler de bulunmaktadır. Hz. Zülkarneyn'in teklif edilen maddi karşılığı kabul etmemesinin pek çok hikmeti olabilir. Bu hikmetlerden biri alacağı bir yardımın karşı tarafta oluşturabileceği olumsuz etkileri engellemek olabilir. Çünkü insanın maddi yardımda bulunduğu bir kişiye karşı saygısında, itaatinde ve boyun eğiciliğinde azalma olabilir. Bu, insan psikolojisinde olan bir ruh halidir. Ayette böyle bir duruma mahal vermemek için, yapılan bir yardımın ücretsiz ve ikram olarak yapılmasının önemine işaret edilmektedir. Hiç şüphesiz böyle bir yardım hem sevgiyi, hem de bağlılığı daha çok artıracaktır. Üstelik Hz. Zülkarneyn de tıpkı Hz. Süleyman gibi, ekonomisi ve hazinesi çok güçlü bir devletin başındadır ve bu zengin devletin, yaptığı yardıma bir karşılık beklemeye ihtiyacı yoktur. Ancak Hz. Zülkarneyn, maddi karşılık almadığı bu kavmin, yapacağı yardıma insan gücüyle destek olmalarını istemektedir. Böylece kendi devletinin insan gücünü kullanmayı tercih etmemekte, yardım ettiği kavmin yerel halkını görevlendirmekte, onlara çeşitli sorumluluklar vermektedir. Bu şekilde, onlara sanatı ve bilimi öğretmekte, kültürel ve teknolojik açıdan ilerlemelerini sağlamaktadır. Ayrıca atıl ve boş duran insan gücünü harekete geçirmektedir. Böylece hem kendi devletinin hazinesinden gereksiz harcama yapmamakta, hem de kendi savunmalarında görevlendirmek suretiyle onları ülkelerine fayda sağlar hale getirmektedir. Adalete, saygıya ve hakkaniyete dayanan böyle bir ilişki hiç şüphesiz karşılıklı güveni ve halkın desteğini kolaylıkla elde edebilir. Hz. Zülkarneyn ileri bir inşaat teknolojisi kullanmıştır "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır (katran) dökeyim." (Kehf Suresi, 96)Ayette Hz. Zülkarneyn'in iki dağ arasındaki bu sağlam engeli yaparken demir ve erimiş bakırı (bazı tefsircilere göre katranı) kullandığı haber verilmektedir. Hz. Zülkarneyn, seti oluştururken demir kütlelerini günümüzdeki köprü yapım teknolojisindeki yöntemle kullanmış olabilir. Bunun için demirler uç uça getirilmiş, daha sonra birleşme noktalarından kaynak yapılmış ve böylece büyük bir set meydana getirilmiş olabilir. İki dağın arasında betonarme bir köprü de yapmış olabilir. Bu köprüyü oluşturan demir kütlelerinin arasına ilaveler yapıp, kaynakla birbirlerine yapışmalarını sağlamış olabilir. Önce demirler çatılmış, sonra ya körükleme yoluyla ya da erimiş bakırı (ya da katran) zamk gibi kullanarak demirleri birbirine yapıştırmış olabilir. Demirleri birbirine yapıştıracak bu zamklama için de bir oluk oluşturmuş ve bu oluktan erimiş haldeki bakırı akıtmış olabilir. (En doğrusunu Allah bilir). Katran Ayette "eritilmiş bakır" olarak çevrilen ifadenin bir anlamı da "katran"dır. Katran, demiri nem ve deniz suyundan korumak için kullanılan, çam ağacından ve maden kömüründen elde edilen bir kaplama maddesidir. Hz. Zülkarneyn katranı, oluşturduğu demirden yapının üzerine akıtmış ve bu sayede demirin okside olup, paslanmasını engellemiş olabilir. Nitekim bugün modern betonarme teknolojisiyle inşa edilen yapılarda da bu sistem aynen kullanılmaktadır. Hz. Zülkarneyn betonarme yapıyı oluşturmak için üzerine katran akıtılmış olan demiri, kum, kireç, çakıl taşı ve sudan oluşturulan bir harç malzemesi ile birleştirmiş olabilir. Böylece çok güçlü ve kolay kolay yıkılmayacak bir set meydana getirmiş olabilir. Normal şartlar altında kum ve kireçle yapılan bir harç kolaylıkla delinebilir. Ancak bu harç demirle takviye edilince, delinmesi mümkün olmaz. Bu yapı, delmek isteyenler açısından son derece caydırıcı olur. Bu betonarme yapının üzerine uygulanan bir baskı sonucunda yıkılması, zarar görmesi, üzerinde geçiş yapılacak bir delik açılması çok zordur. Özellikle de ters veya düz çarpraz şeklinde dizilen demirlerle oluşturulan bir betonarme yapının o zamanki şartlarda yıkılması Allah'ın dilemesi dışında imkansızdır. Hz. Zülkarneyn bu setin imarı sırasında günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan baraj teknolojisinden de faydalanmış olabilir. Bu da farklı bir yöntemdir. Bunun için aralarında set çekilecek olan iki dağ arasında bir baraj kurulması gerekmektedir. Eğer bu baraj ters eğilimli olarak inşa edilirse, böyle bir durumda bu setin geçilmesi de asla mümkün olmaz. Hz. Zülkarneyn tarafından yapılan set aşılamamıştır Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf Suresi, 97-98) 97. ayetteki ifade setin yüksek olduğuna bir işarettir. Ayrıca o dönemin insanlarının bu seti delmeye güç yetirememeleri ise setin dayanıklılığına dikkat çekmektedir. Bu dayanıklılık da yine söz konusu setin yapımında, günümüzde tüm modern yapılarda kullanılan betonarme teknolojisine benzer sistemle inşa edildiğinin delillerinden olabilir. Ayrıca 98. ayette bildirildiği üzere, Hz. Zülkarneyn'in setin yapımını tamamladıktan sonra ilk hatırlattığı şey Allah'ın, Rahman ve Rahim sıfatlarıdır. O, bu setin Allah'ın merhametinin bir delili olduğunu ve Allah dilemedikçe böyle bir seti yapmayı hiç kimsenin başaramayacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle de seti yapanın Rabbimiz olduğunu hemen hatırlatmakta, böylece insanların bu başarıyı kendilerinden sanma gafletine düşmelerine engel olmak istemektedir. Kehf Suresi'nin 98. ayetinde Hz. Zülkarneyn'in inşa ettiği bu güçlü setin kıyamete kadar baki kalacağı da haber verilmektedir. Ayette geçen vaad kelimesi, bir sonraki ayetten de anlaşıldığı gibi kıyameti ifade etmektedir. Bu ise, setin kıyamete kadar korunacağı anlamına gelmektedir.
__________________
Siz benim bu dünyaya gelisimi önemsemeyin bu sadece bir provadir Siz bir dahaki bu dünyaya gelisimi görün Beni ayakta alkisliyacaksiniz. Konu TATLISERT_68 tarafından (02-01-2010 Saat 01:47 AM ) de değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
..::GÖK@Y::..
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
O üstteki yazının özeti yokmu kim okucak yahu
...
__________________
<<<Toshiba A300-15B>>> Intel Centrino Core 2 Duo 2.4 Ghz T8300 3MB 800MHz 3 GB DDR2 667 Mhz 250 Gb SATA 5400RPM 8MB HDD 512 MB ATI Mobility Radeon HD 3650 HyperMemory 15.4'' TFT LCD 1280x800 TruBrite WXGA Dual Layer DVD Writer 1.3 Megapiksel Wireless 802.11a/b/g/N, Bluetooth <<<Ek donanımlar>>> 500 Gb Maxtor 5400RPM 2.5'' (usb) HDD 2 Gb Usb FlexCradia Cooler Pad 22 cm fan çapı Air-Ties RT-204 Wireless Hp Deskjet D1560 Creative 2+1 |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır”
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.