![]() |
|
|
#1 |
|
Genel Kurmay Başkanı
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Mar 2006
Bulunduğu Yer: hatay
Mesajlar: 5.234
Tecrübe Puanı: 813560
Rep Puanı : 162672479
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() üstteki fotograf 10 haziran 1949'da Amerikan hava kuvvetleri tarafindan AGRI DAGI'nda çekilmistir. Bugüne kadar hiçbir din adami, hiçbir bilim insani, hatta CIA bile, “Evet Nuh’un Gemisi’ni bulduk” demedi. Oysa, yeryüzünün her yani kesfedilmisken ve artik savaslar bile uydulardan yönetiliyorken, bilim ve teknolojinin ulastigi bu düzeyle, Nuh’un Gemisi de çoktan bulunmus olmaliydi. Dünya üzerindeki birçok kültür, Nuh’un Gemisi’nin, kendi cografyalarinda yer alan bir dagin tepesine oturduguna inanir. Örnegin, bu kutsal dag Grekler için “Parnassus”, Babilliler için “Nimus”, Asurlular için “Nizar”, Hindular için “Himavat”, Inkalar için And Daglari’nin zirvesi, Aztekler ve Toltekler için “Colhuacan”, Hiristiyanlar için “Ararat” (Agri Dagi), Müslümanlar için “Cudi”dir. Nuh’un Gemisi söylencesine ve onun bulundugu yere iliskin, Tevrat ve Kuran’daki anlatimlar en yaygin inançlar olarak kabul edilmekle birlikte, Nuh’un Gemisi ve “Tufan” söylencelerinin, yalnizca Ortadogu kökenli olduklarini öne sürmek dogru degildir. Tufan, yani insanlarin “günahlarindan ötürü Tanri tarafindan cezalandirildiklari” ve bir zamanlar yeryüzünün bir bölgesini ya da tümünü sularin basip tüm yasamin sona erdigine, sonra yeniden baslatildigina iliskin inanç, gelmis geçmis tüm uygarliklarin söylencelerinde yer alan bir inanistir. Iskandinavlar’dan Mayalar’a, Çinliler’den Hopi kizilderililerine, Sümerler’den Alaska’da yasayan Tlingit’lere dek, degisik adlarla anilmakla birlikte, tüm insan topluluklarinin bir “Nuh”u, “hayvan çiftleri”, bir “Gemi”si ve tabii ki bir “dag”i vardir. Bu “seçilmisler”in yolculugunun süresi ise 6 gün 6 gece ile 60 gün 60 gece ya da 52 yil arasinda degismektedir. Hiristiyanlar, Gemi’nin “Ararat” (Agri) Dagi’nda, Müslümanlar ise Sirnak ve Silopi kentleri arasinda yer alan 2114 metre yüksekligindeki Cudi Dagi’nda olduguna inaniyor. Çünkü Tevrat’ta ve Kuran’da böyle yaziyor. Ne var ki, “Ararat” sözcügünün “Urartu” sözcügünden bozma oldugunu öne sürenlerden ötürü Cudi olasiligi biraz daha yüksek gibi görünüyor. Çünkü, Cudi Dagi’nin bulundugu bölge Urartular’in bölgesi. Ayrica, 40 gün 40 gece süren yolculugun sonunda Nuh’un karaya gönderdigi kusun, agzinda bir zeytin daliyla geri dönmesi de bu görüsü oldukça destekliyor. Çünkü Agri Dagi’nda hiç zeytin agaci yok. Oysa Cudi Dagi’nin güney kesimleri zeytinliklerle dolu. Çaglar boyunca dinsel inançlar ile çatisan bilimsel anlayis da bugün artik yeryüzünde büyük bir tufanin meydana geldigini kabul ediyor. Bilim aslinda mitolojik bir kavram olarak kabul ettigi Nuh’un Gemisi ile degil de, daha çok Tufan ile, yani binlerce yil önce yasanmis büyük bir taskin felaketi ve nedenleri ile ilgileniyor. Tufanin, yani tüm zamanlarin en büyük su baskininin nerede oldugu açik biçimde belirlenirse, bu, yeryüzünün jeolojik, arkeolojik hatta antropolojik tarihi açisindan önemli yeni bilgilere ulasilmasi anlamina gelecek. En son öne sürülen yaklasimlara göre, günümüzden yaklasik 10 bin yil önce, buzul çaginin sonlarinda, buzullarin erimesiyle deniz düzeyi yükselmeye ve Akdeniz’in sulari, o sirada bir göl olan Karadeniz’e akmaya basladi. Bir düsleyin: Bogazlar askida, bugünkü Istanbul Bogazi, örnegin 100 metre yükseklikte. Akdeniz’in sulari Marmara ve Istanbul Bogazi üzerinden bir selale gibi ve akil almaz bir su kütlesi durumunda Karadeniz’e bosaliyor. ABD’li iki bilim adami Dr. William Ryan ve Dr. Walter Pitman’in ortaya attiklari bu “Karadeniz kurami”ni destekleyen, jeoloji Profesörü Naci Görür’e göre bu selale, bugün yeryüzünün en büyük selalesinden birkaç yüz kat daha büyük ve güçlüydü. Selale Karadeniz’de büyük bir buharlasmaya neden oluyordu. Ortaya çikan ses ise kilometrelerce uzakliktan isitilebiliyordu. O çaglarda Karadeniz kiyilarinda avcilik, balikçilik ve tarimla geçinen insan topluluklari yasiyordu. Bu insanlar, bu olayi ve gürültüyü yasadi. Karadeniz’in sulari çok hizli bir biçimde yükseldi ve bir günde kilometrelerce yol alarak kiyilardaki tüm yasami sona erdirdi. Felaketten kaçabilenler göç yollari üzerinden Mezopotamya’ya geldiler. Çünkü bu bölgenin kosullari, geldikleri bölgenin kosullarina çok benziyordu. Bu görülmemis ve unutulmaz olayi da yanlarinda getirdiler ve olay zamanla bir söylenceye dönüserek kavimden kavime aktarildi ve “Tufan” ve Nuh’un Gemisi” inanisi ortaya çikti. Peki bu durumda Alaska’da, Hindistan’da ya da Güney Amerika’da da bir Karadeniz ve bir Istanbul Bogazi var miydi? Galiba bunu arastirmak da o yörelerin bilim insanlarina düsüyor... Agri Dagi’na çikan ilk kisi olarak bilinen Hollandali gezgin Jan Struys, 1670 yilinda, dagin eteklerinde inzivaya çekilmis bir Hiristiyan kesise rastlamasaydi, Nuh’un Gemisi belki de hâlâ kutsal kitaplarin satirlari arasindaki yerini sürdürüyor olacakti. Kesis, gezgin Struys’a, Nuh’un Gemisi’ne girdigini söylemis hatta Gemi’nin parçalarindan kopardigini iddia ettigi bir ahsap parçasindan oyulmus küçük bir haç bile vermisti. Resmî kayitlara göreyse, Nuh’un Gemisi’ni aramak üzere 20 Agustos 1829’da Agri Dagi’nin zirvesine ulasan ilk kisi Alman bilim adami Frederic Parrot oldu. Parrot, Padisah 2. Mahmud ile görüserek, Nuh’un Gemisi’nin Agri Dagi’nda bulundugunu öne sürdü. Padisah biraz da saskinlikla gerekli izni verdi ve Parrot, biri Rus alti Alman arkadasi ile zirveye tirmandi. Dönüste, Gemi’yi bulamadigini ama izlerine rastladigini açiklamasi Avrupa’da ve Hiristiyan âleminde büyük heyecan yaratti. Daha sonra, 1835’te, 1845’te ve 1846’da Rus dagcilar tirmandi Agri’ya. 10 Agustos 1883 tarihli Chicago Tribune gazetesinde, bir Istanbul gazetesine dayanilarak, Nuh’un Gemisi’nin bulunduguna iliskin bir haber yayimlanmasi yine ortaligi karistirdi. Amerika’da birbirine ardina Nuh’un Gemisi kulüpleri kurulmaya ve Amerika’dan Agri’ya sik sik ekipler gelmeye basladi. 1890’da zirveye ulasan ve yine bir Rus olan Milo Koseviç ise Agri’ya tirmanin ilk kadin olma unvanini elde etti. 1916’da Vladimir Roskovski adli bir Rus pilot, Agri üzerinden geçerken bir gemi kalintisi gördügünü iddia edince gözler bir kez daha Agri’ya çevrildi. O yillarda Agri’ya tirmananlar, gelecekte ne tür sorunlara ve tartismalara yol açacaklarini kuskusuz ki bilmiyorlardi. Aslinda, 1921’de Sovyetler Birligi, Dag’in kuzey yamaçlarindaki haklarini Türkiye Cumhuriyeti’ne devretmese, 1932’de Türk-Iran sinir düzeltme islemiyle Küçük Agri Türkiye sinirlarina alinmasaydi, gelecekteki sorunlar yalnizca bir ülkeyi degil, üç ülkenin yöneticilerini, basinini ve kamuoyunu, diplomatik, siyasal ve dinsel açilardan oldukça mesgul edecekti. Milo Koseviç, Büyük Agri’nin zirvesine tirmanan ilk kadindi ama zirveye ulasan tek devlet baskani olma unvani ise Türkiye Cumhuriyeti’nin besinci cumhurbaskani Cevdet Sunay’a aitti. Sunay, kurbay binbasi oldugu 1937 yilinda bir ekiple zirveye çikmisti. Adi pek duyulmamis, ansiklopedilerde ya da biyografi sözlüklerinde yer almayan bir kisi daha vardir ki, Nuh’un Gemisi arastirmacilari (onlara “gemici”, “gemi avcisi” ya da Ingilizce’deki “ark” sözcügünden ötürü “arkolojist” deniliyor), gerçekten de ona çok sey borçludurlar. 11 Eylül 1959’da, Harita Umum Müdürlügü’nde görevli harita mühendisi Yüzbasi Ilhan Durupinar, Büyük Agri’nin havadan çekilmis fotograflari üzerinde incelemeler yaparken Nuh’un Gemisi’ne çok benzeyen bir olusum kesfetmisti. 135 metre uzunlugunda, 50 metre genisliginde ve 6 metre derinligindeki olusum, Tevrat’ta sözü edilen Nuh’un Gemisi’ne iliskin ölçülerle büyük bir uyum gösteriyordu. Fotograflarin ayni yil içerisinde Hayat Dergisinde yayimlanmasi dünya çapinda, günümüze dek sürecek olan bir tartismayi baslatti. (O yillarda Hayat’ta çalisan ünlü fotograf sanatçisi Ara Güler, yillar sonra, 1980’lerde astronot James Irwin ayni olusumu ikinci kez kesfettiginde, “Amerikalilar’a da ne oluyor? Eger bu, Nuh’un Gemisi ise onu ilk kez biz Türkler bulduk” diyecekti.) Ankara’daki ABD Büyükelçiligi araciligiyla Türk Hükümeti’ne basvurarak, “Nuh Gemisi’ni iliskin kalintilar”i satin almak istediklerini resmen bildirmislerdi. “Gemi avcilari” ile kesif gezilerinin sayisi 1960’larda artmaya devam etti. Özellikle Amerikan kökenli çok sayida arastirma grubu, Türk hükümeti’nden Agri’ya çikmak için izin istiyordu. Çikma iznini alanlar ise genellikle eli bos dönüyordu. Bu arastirmacilardan biri olan Erly Cummings, denildigine göre, konuyla ilgili, dünyadaki en iyi bireysel arsive sahipti. Cummings, yüzbasi Durupinar’in kesfettigi olusuma ancak 1974’te ulasabilmisti. Ayni yil tüm “gemi avcilari”ni kötü bir sürpriz bekliyordu. Çünkü Türk yetkililer artik Agri Dagi’nin bulundugu yeri, ulusal güvenlik nedeniyle “yasak bölge” ilan etmisti. O yildan sonra gemi meraklilari, bir süreligine Agri Dagi’nin uydudan çekilmis fotograflarinin analiziyle yetinmek zorunda kaldilar. 1984’te bölge turizme açilinca on yil boyunca oldukça “birikim” olusturan “gemi avcilari” birbiri ardina Türkiye’ye gelmeye basladilar. Bunlarin içinde en ilginç kisi kuskusuz ki Ay’a ayak basan astronotlardan biri olan James Irwin idi. Astronot Irwin, daha önceleri de, Ay’dayken “gizemli ilâhî sesler duydugunu” söylemesiyle kamuoyunda büyük bir ilgi odagi olmustu. Simdi de , birbiri ardina yaptigi basin toplantilarinda Gemi’yi kesinlikle bulmaya kararli oldugunu söylüyordu. Fakat asil gürültüyü, bir diger ABD’li “avci” Marvin Steffins koparmisti. Steffins, Gemi’ye ait oldugunu iddia ettigi parçalari, gizlice yurtdisina çikarinca, bu kez dönemin Kültür ve Turizm Bakani Mükerrem Tasçioglu bir açiklama yapmak zorunda kalmisti. Kaçirilan parçalarin Agri’nin tasindan topragindan ibaret oldugunu söyleyen Tasçioglu, 30 Agustos 1984’te söyle konusmustu: “Irwin Ay’a inerken üsütmüs olabilir!.. Steffins ile öteki arastirmacilar ise para amaciyla senaryo yazmislar...” 1986’da bu kez baska bir Amerikali, David Fasold daha etkileyici bir iddia ortaya atti: “Herkes yaniliyor! Gemi, Agri’da oldugu söylenen yerde degil, daha asagida, Üzengili köyü yakinlarinda...” Fasold, iddiasini, yine dev bir gemiye benzetilen olusum ile de destekliyordu. Astronotlar, CIA ajanlari, “arkolojistler” (gemiciler), batik gemi çikarmada uzman olanlar, herkes yüzyili asan bir süredir Nuh’un Gemisi’nin pesinde. Peki ne olacak gemi bulundugu zaman? Bunun, Akdeniz’de 500 yil önce korsanlar tarafindan batirilan herhangi bir geminin bulunmasi gibi bir bulunma olmayacagi açik. Örnegin David Fasold, Üzengili (eski adiyla Mesar) köyü yakinlarinda Nuh’un Gemisi’ne ait oldugunu iddia ettigi olusumu kesfettiginde, bakin neler olmustu: Nuh’un Gemisi’nin varligina iliskin hiçbir somut kanit olmamasina karsin Agri Valiligi olusumun bulundugu yere turistik bir kafeterya yaptirmaya baslamisti. Üzengili köyü, Nuh’un Gemisi sayesinde hemen bir yola kavusmustu. Bir de küçük çapli bir arazi anlasmazligi yasanmisti: Iki Üzengili, “gemi”nin kendi arazileri içinde oldugunu iddia ederek yetkililere ayri ayri basvurmuslardi. Ayni aileden olan bu kisiler “onun degil, benim!” biçiminde birbirlerine de düsmüslerdi. Sonunda devlet olaya el koymus ve üzerinde hiçbir bitki örtüsünün bulunmadigi kayalik arazinin, “Yapilan tahkikat sonucunda bu arazinin, vergi kayitlari kapsaminda bir yer olmadigi anlasildi ve maliye adina tesciline karar verildi...” denilerek Hazine’ye ait oldugunu saptanmisti. 1987’de ise Agri’ya tirmanmak, Türk yetkililerce tekrar yasaklandi. Yasagin kaldirilacagina iliskin söylentiler olmakla birlikte, en azindan Bütün Dünya’nin bu sayisinin yayina hazirlandigi siralarda yasak hâlâ kalkmamisti. Yüzbasi Durupinar’in Hayat dergisine verdigi ve yayimlanmasini sagladigi fotograflar, yalnizca Hiristiyanlar’in, Müslümanlar’in ve “gemiciler”in degil, bir baska kesimin daha ilgisini çekecekti: Gizli servislerin. Dünya üzerinde olup biten herseyden haberi olan CIA’in, Nuh’un Gemisi gibi bir olaya kayitsiz kalmasi beklenemezdi. Ancak uzun yillar sonra, CIA’in, “Agri Dagi Anomalisi” baslikli bir dosya açtigi, 1959’dan beri Agri Dagi’ndaki bu olusum ile ilgilendigi ve havadan, uzaydan, uydularla, U2 casus uçaklariyla türlü açilardan çekilmis binlerce fotograflik bir arsivi oldugu ortaya çikacakti. CIA’in “sir”ri 1995’te açiklandi. Önce “Gemi’yi bulduk”, sonra da 1997’de, “Agri’da gemi yok!” dediler. Belki de türlü nedenlerle, “belirsizligin” sürmesi gerekiyordu! Tüm bunlar Yüzbasi Durupinar’in kesfettigi olusuma iliskin fotograflardan kaynaklanmisti. Ancak daha 1986’da, “Jeomorfoloji Dergisi”nde Yilmaz Güner imzasiyla yayimlanan bir makaleyle; bir gemiye çok benzetilen sözkonusu kabartinin, jeolojide “yer akmasi” (“earthflow”) adiyla anilan ve buzullarin kaymasiyla ortaya çikmis, son derece dogal bir olusum oldugu öne sürülmüstü. Bir anlamda “son nokta” islevi tasiyan bu yaklasimin Nuh’un Gemisi’ne iliskin simdiye dek yapilmis en ayrintili ve bilimsel çalisma oldugu kabul edildi. Nuh’un Gemisi’ne iliskin en taze haber ise 1999 Kasimi’nda Amerikan gazetelerinde yayimlandi. Merkezi ABD’de bulunan “Nuh’un Gemisi Dernegi”nin duyurusu söyleydi: “Türkiye’de Agri Dagi’nin çevresinde düzinelerce arastirma yapildi ama kesif kanitlanamadi. 31 Aralik 2000’e dek Nuh’un Gemisi’ni kesfedene 1 milyon dolar ödül verecegiz.” Kesin olan bir sey daha var ki, o da, bu Nuh’un Gemisi “isi”nden birilerinin oldukça zengin oldugu. ABD’de birçok dernek ve kulüp bulunuyor. Ülkede siradan bir Nuh’un Gemisi konferansina, yalnizca girmek için, en düsük tarifeden 10-15 dolar ödemek gerekiyor. Konusmacilar, her konferansin sonunda genellikle, “Mutlaka Agri’ya gitmeli, tirmanmali ve Gemi’yi bulup, kutsal kitabimizda yazilani dogrulamaliyiz” demekte ve dindar insanlar da bu ugurda para bagisinda bulunmaktan kaçinmamaktadir. “Gemi avcilari” her seferinde Türkiye’ye geliyorlar, fotograf ve filmler çekiyorlar, sonra dönüp bunlari parali konferanslarda gösterip, “Bu kez bulamadik ama gelecek yil mutlaka...” diyorlardi. Gemi de, dogaldir ki bir türlü bulunamiyordu. Agri’ya çikisin yasaklandigi 1987’den buyana, bu “sektör”de etkinlik gösterenlerin, geçimlerini nasil sagladiklarini insan gerçekten merak ediyor! Nuh’un Gemisi’ne iliskin anlatimlarin temeli büyük dinlerin kutsal kitaplarina dayaniyor. Gemi bulundugu zaman, dinler arasindaki çatismalar sona mi erecek? Yeryüzünde belki de ilk kez, büyük dinlerin izleyicileri ortak bir hac yeri mi belirlemis olacaklar? Tüm kesimlerin görüs ve inanislarindan söyle bir ortak payda çikartmak olasi: Ortada öyle ya da böyle kötü bir olay var: Bir dinin izleyicisi olanlar, “insanlarin çok günah isledikleri” gerekçesiyle Tanri tarafindan cezalandirildiklarini; bilim ise o yörede büyük bir sel felaketi yasandigini, ve binlerce insanin öldügünü savunuyor. Ezoterik felsefenin izleyicisi olan daha baska bir kesim daha var ki; buna göre de, bir tufandan kurtulan tüm insanlarin ve tüm canli türlerinin, her birinden birer çift olsa bile, bir gemiye sigmalari düsünülemeyecegine göre, buradaki geminin bir önemli bir sembolden ibaret oldugu savunuluyor. Eger gerçekten yazildigi gibi bir Tufan yasanmissa ve “seçilmisler”, yani bizim atalarimiz bir gemi araciligiyla kurtulmus ve yeni bir yasama baslamislarsa, üstelik Nuh da ogullarina Tufan’dan sonra, “Bu gemiyi yok etmeyelim, insanoglu görsün de ibret alsin” demisse ve bugün dünyada yaklasik 4 milyar insan da buna inaniyorsa bu “gemi”, Agri’da ya da Alaska’da, bu dünyanin bir yerlerinde olmalidir. Üstelik, “Gemi”ye ulastigini iddia eden çok sayida “gemici”, tahta, beton ya da zift gibi çesitli “kanitlar”a sahip olduklarini öne sürüyorlar. Bugüne kadar hiçbir din adami, hiçbir bilim insani, hatta CIA bile, “Evet Nuh’un Gemisi’ni bulduk” demedi. Oysa, yeryüzünün her yani kesfedilmisken ve artik savaslar bile uydulardan yönetiliyorken, bilim ve teknolojinin ulastigi bu düzeyle, Nuh’un Gemisi de çoktan bulunmus olmaliydi. Kimbilir belki de o, gerçekten içinde bir mesaj barindiran bir simge gemidir. Belki de önemli olan Nuh’un Gemisi’nin bulunmasi degil, Nuh’un gemilerine gereksinim olmamasidir. Konu "bolubeyi" tarafından (05-25-2007 Saat 01:09 AM ) de değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Genel Kurmay Başkanı
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
bulunacagını sanmıyorum şimdiye kadar toprak olmusur
__________________
MEDENİYET DEDİĞİN AÇMAKSA BEDENİ, DESENE HAYVANLAR BİZDEN DE MEDENİ! |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Asteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 260
Tecrübe Puanı: 53438
Rep Puanı : 10665716
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
eline sağlık baba ama bnde bulunacaını sanmıom çok zman geçti üstünden ve o sadece bi sır oalrak kalcak bnce...
__________________
yarın ardından yarın ardından yine yarın böyle küçükcük adımlarla gün gün üstüne gelir sokulur nasipteki zamanın son noktasına kadar söz kısacık mum sön ömür,bir yürür gölge zavallı oyuncu ki sahnede çıkıp çırpınarak son saatini doldurur ve bir daha asla adı işitilmez olur <MACBETH,Wiliam Shakespeare> |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Genel Kurmay Başkanı
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
PaYLAsıM için SAğOL
__________________
Bir zamanlar admindi ....... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
ßήأ1977
![]() ![]() ![]() ![]() |
kaynak olarak gösterdiğin forum sitesi düzelt yok gereken yapılır
__________________
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Orgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
tesekkurler pyalasım içun
__________________
Ecevit 1997 yılı seçim kampanyasında konuşuyor: -Bu düzen değişecektir. Bir vatandaş bağırmış: -Düzen hayatından memnun; düzülen ne zaman değişecek? |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Astsubay Kıdemli Başçavuş
![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: May 2006
Mesajlar: 226
Tecrübe Puanı: 631
Rep Puanı : 97827
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Teşekkürler
__________________
Laiklik Tanımlanmalı mıdır?
Kim Korkar İRTİCA dan? - Karşı Devrim Kronolojisi Herkez Atatürkçüyüm diyor ve herkez ben müslümanım diyor. O zaman neden bu her iki olmassa olmaz konu siysete alet edilmek zorunda kalınıyor. İşte yanıtlar >> Atatürkçülük mü, Müslümanlık mı... Eksi repim ne kadar çoksa kendi fikirlerimi o kadar iyi savunabiliyorum demektir. Söyleyecek sözü kalmayanlar ya hakaret ederler ya da eksi rep verirler >> JAPON KALEM ÇEVİRME TURNUVASI << İnsan okun yönünü doğru seçebilseydi ok kimseyi yaralamazdı. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
ZaRaRrLI!!! GeYiqqq...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
dağın üstünde hava soğuk olduğu için bu zamana kadar kalma ihtimali var...
__________________
![]() |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Orgeneral
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
paylaşım için sağoL
__________________
[center]iletişim> imzada msn adresi vermek yasak profilinde ver edit : MekansızKurt |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Albay
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Jun 2006
Bulunduğu Yer: Belcika
Mesajlar: 1.032
Tecrübe Puanı: 304463
Rep Puanı : 60863135
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ya ben National Georgraphikte izledim bilim adamlari gemiyi coktan buldular sadece toprak altindan cikaramadilar cunku toprak haline gelmis yani FOSIL halini almis onun icin ellemediler sadece bilim icin parcalar alindi ve kordinasyonlari incelendi o kadar bu sacma hikayeyi kim uydurmus anlamadim..Allah allah????
__________________
![]() Eeeyt Var mı lan bana yan bakan ,; Yok abii vallaha yok. |
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır”
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.