![]() |
|
|
#1 |
|
Mustafa Kemal'in askeri
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.846
Tecrübe Puanı: 2091458
Rep Puanı : 418265515
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
1 'Yâ Davud! Senden sonra, Ahmed, Muhammed, Sâdık ve Seyyid olarak anılacak bir peygamber gelecek. Onun ümmeti Allah’ın rahmetine mazhar olacak.' Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:353; Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 1:18; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 2:326; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:739; Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 122.
2 'Ey Peygamber! Muhakkak ki Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir sakındırıcı ve ümmîler için bir dayanak olarak gönderdik. Sen Benim kulumsun ve sana Mütevekkil ismini verdim. Sen ne katı kalbli, ne huysuz ve ne de sokaklarda böbürlenerek yürüyen biri değilsin. Sen kötülüğe kötülükle de karşılık vermezsin. Sen affeden ve bağışlayan bir peygambersin. Eğriliğe girmiş olan halk onunla yolunu doğrultuncaya ve ’Lâilâhe İllallâh’ deyinceye kadar Allah o peygamberin ruhunu almaz.' Buharî, Büyû’: 5; Burhâneddin Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:346; Dârîmî, Mukaddime: 2; Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 1:17; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 2:326; Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 105, 135; el-Acurrî, eş-Şerî’a, 444, 452; Kastalânî, el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 6:192. 3 'Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir.'Dârîmî, Mukaddime: 2; Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:346-351; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:739; Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 116; Ebû Naîm, Delâilü’n-Nübüvve, 1:72. 4 Meâli: 'Sen benim kulum ve Resûlümsün. Sana Mütevekkil ismini verdim.' Buharî, Büyû’: 5; Burhâneddin Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:346; Dârîmî, Mukaddime: 2; Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 1:17; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 2:326; Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 105, 135; el-Acurrî, eş-Şerî’a, 444, 452; Kastalânî, el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 6:192. Yani işin özü şu. Said-i Nursi'nin eline Tevrat geçmemiş demek ki. Ya da şu kitaplarda böyle yazıyo, yahu bir açıp bakayım, gerçekten de böyle bir ayet varmıymış diye düşünememiş. Bakmaya lüzum bile duymamış, oı duymayınca onun ipine sarılanlar niye baksın. Onlar da bakmıyorlar. Yalan sürüp gidiyor işte böyle. Yukardaki ayetlerin hepsi uydurmadır. Zaten o yüzden de Tevrat'tan ayet numarası verilmemiştir. Buna gerek yok çünkü müslümanlar Tevrat, Zebur falan okumazlar. Ama yine de ben yiğidim, bu ayetleri Tevrat'tan, Zebur'dan bulurum diyen varsa, aşağıdaki linkten Tevrat'a da Zebur'a da bakabilir. Tevrat ve Zebur'u yeterli bulmayan Said Nursi, efendisini biraz daha yüceltmek için, bu sefer de, İncil'e ayetler yerleştirmekten geri kalmıyor. İncil'de de şöyle bir ayet vardır, Onun demirden bir asası, yani kılıcı olacak ve onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak. İncil'in de hiç bir yerinde böyle bir ayet yoktur. Aynı kitabın gene 432. sayfasında, 'İncil'in ayeti: -Ben gidiyorum, ta ki size Faraklit gelsin- Yani Ahmed gelsin. İncil'in ikinci ayeti: -Ben Rabbimden, hakkı batıldan fark eden bir peygamber istiyorum ki, edediyete kadar beraberinizde bulunsun- Faraklit, el-fariku beyne'l-hakkı ve batıl manasında, Peygamberin o kitaplarda ismidir. Bu ayetin aslı ise aşağıdaki gibidir; Yuhanna Bap 14 15. Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. 16. Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. 17.Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. 18. Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim. Ayette Görüldüğü gibi İsa, bir peygamberden değil, inandığı kutsal ruhtan söz etmektedir. Ancak Said Nursi Efendi, burada da ufak tefek saptırmalarla Muhammed'i, Hristiyanların Kutsal Ruh tanımlamasına uydurma gayretleri içerisindedir. Ayrıca, Said Nursi'nin Faraklit dediği Parakletos'dur ve Yunanca, Tesellici anlamındadır. Dünyanın egemeni şeytan mı Muhammed mi? Said Nursi gene yarım yamalak okuyup, yalan yanlış anladıklarını Mektubat adlı kitabında şöyle sürdürmektedir; Yuhanna İncil'inin ondördüncü Bab ve yirminci ayeti şudur: -Artık sizinle çok söyleşmem, zira bu alemin reisi geliyor. Ve bende O'nun nesnesi asla yoktur! .- İşte 'Alemin Reisi tabiri Fahr-ı Alem demektir. Fahr-ı Alem ünvanı ise, Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselam'ın en meşhur ünvanıdır. Syf. 154 Öncelikle Yuhanna Bap 14 ayet 20 bu değildir. 20. Ayetin aslı aşağıdadır: O gün anlayacaksınız ki, ben Babamdayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim. Said Nursi'nin anlatmak istediği ayet, Yuhana Bap / 14'de 30. ayettir. Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. Said Nursi'nin dediği şekilde kabul edelim. İncil, bu dünyanın egemeni ya da reisi demekle Muhammed'i işaret ediyor diyelim. Bir başka ayette egemen olan dışarı atıldığı zaman ne olacaktır.? O zaman da Muhammed'in dışarı atılması Nurcular tarafından kabul görecek mi? Yuhanna Bap / 12 31. Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak. Ya da Muhamed'in işlediği suçlardan dolayı yargılanmış bulunduğu kabul edilecek mi? Yuhanna Bap / 16 11. Yargı konusunda - çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Bu ayetlerde anlatılmak istenen şeytandır. Dünyanın egemeni, ya da reisi geliyor ifadelerinden kast edilen, şeytanla birlikte geldiğine inanılan kötülüklerdir. Ama okuduğunu yarım yamalak anlayan, ya da bir çok İslamcı da görüldüğü gibi, okuduklarını arzu ettiği şekilde anlamak isteyen Said Nursi Efendi, hem kendisi çelişkiler içinde kalmış, hem de takipçilerini yanlış bilgilendirmekten öte bir şey yapmamıştır. Bütün bu karşılaştırmalar, Said Nursi'nin yalan ve saptırmalarını açıkça göstermektedir. Bu yazılanları araştırma zahmetine katlanmayan Nurcular'da (örneğin Soro) inandıkları efendileri Said Nursi'nin dediklerini aynen kabul etmektedirler. Burada açıkça karşılaştırılması yapılan yanlışlar ve doğrular, onları bu yanlış ve sabit inançlarından vaz geçirebilir mi sorusuna gelince ise, cevap hayır'dır. Hiçbir Said Nursi inanırı, hiç bir şekilde aklını kullanmak zahmetine katlanmayacak ve bu ispatı meydanda olan doğruları kabul etmeyecek, neye inanıyorsa ona inanmaya aynı şekilde devam edecektir. Said Nursi bilindiği gibi 1876-1960 yılları arasında yaşamıştır.. Kitaplarını da 1900 yılından sonra yazmaya başladığına göre, İncil ve Tevrat’dan yaptığını söylediği alıntıları da bu yıllar arasında yapmış olması gerekmektedir. Nurcu İslamiler, efendileri Said Nursi’nin, ayetlerinde Muhammed’den adıyla bahseden hakiki İncil’den alıntılar yaparak Muhammed’in geleceğinin İncil’de yazılı olduğunu gösterdiğini iddia etmektedirler. Gene bu iddialara göre, Muhammed’in gelişini bildiren ayetler güya İncil’in içinden çıkartılarak değiştirildiği için, bugün elimizde bulunan İncillerde Muhammed’le ilgili herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Bu durumda öyle görünmektedir ki, Said Nursi Efendi, İncil’in, M.S.200 yılından beri yazılan, ya da matbaanın icadından sonra çeşitli ülkelerde milyonlarca basılan orjinallerinden birini bulmuş ve alıntılarını bu orjinal İncillerden yapmıştır. Daha sonra, yüzyıllardır İtalya, Fransa, Almanya gibi, onlarca Hristiyan ülkede yüzyıllardır basılmakta olan milyonlarca İncil, hiçbir ülkede iz bırakmadan birdenbire dünyadan yok edilmiş ve yerlerine, içinden Muhammed’le ilgili ayetlerin çıkartıldığı sahteleri geçirilmiştir. Ve bu yüzden Nurcu İslamilerimiz bu iddialarını ispatlayamamanın sıkıntısını çekmektedirler. İşte, tipik İslam mantığına uygun bir hikayedir bu.. Bütün Müslümanlar’da bu hikayelerle büyür ve hiçbir araştırmaya gerek duymadan, kulaktan dolma yalan yanlış bilgilerle İncil’in değiştirilmiş olduğunu iddia ederler. Pek tabidir ki, buradaki asıl amaç, Muhammed’in varlığının İncil’de geçiyor olduğuna insanları inandırarak, buradan İslam’a ve peygamberine prim yapmaktır. Böylesi bir amaç uğruna her türlü yalan mübahtır onlar için.. Bugün, bir çok müze ve özel kolleksiyonlarda, İncil’in M.S.200 lü yıllara kadar dayanan eski Yunanca, el yazması nüshaları bulunmaktadır. Bu nüshaların en önemlilerinden biri, Sina Dağı’nın eteğindeki bir manastırda bulunan 4. yüzyıla ait, Kodeks Sinaitükus’tan alınan Eski Yunanca el yazması örneklerdir. Bütün bu eski İnciller’e de baktığımız zaman, içlerinde Muhammed’le ilgili herhangi bir ayet görememekteyiz. Zaten, dikkat edilecek olursa, Said Nursi’nin, Yuhanna 14. Bap / 30.ayetden başka ayet numarası vererek gösterebildiği bir ayet yoktur. Örnek olarak verdiği bu ayet’de, gerçekte şeytan’ın anlatıldığının farkında mıdır bilmiyoruz. Muhammed'i şeytan yerine koymuştur. Çünkü bu ayetle ilgili diğer iki ayet, Yuhanna 12. Bap / 31. ve Yuhanna 16.Bap / 11. ayetleri farklı bap'larda bulunmaktadır. Yuhanna 14. Bap / 30 ayeti örnek olarak vermesinin sebebi, insanları burada kullanılan 'alemin efendisi yada egemeni' ifadesi ile kandırabileceğini düşündüğündendir. Görüldüğü gibi, Said Nursi Efendi hazretleri, Muhammed’i tanımlamasına yardımcı olabileceğini düşündüğü benzer bir ifade bulduğunda, hemen bap ve ayet numaralarını vermektedir, ancak verdiği diğer örnekler için, Tevrat’ın bir ayeti, Zebur’un bir ayeti veya İncil’in bir ayeti diyerek, kaynak belirtmekten kaçınan anlatımlar kullanmaktadır. Çünkü bilmektedir ki, ayet numarası verirse insanlar verilen bu ayet numaralarına göre söylediklerini kontrol etmek isteyebilirler. Başka türlü, onca ayetin içinden bu ayetleri arayıp bulmaları zordur. Bu ucuz yaklaşımı açıkça göstermektedir ki, bu Said Nursi Efendi, iddialarını kuvvetlendirmek için inandırdığı insanları aptal yerine koyarak yalan söylemekten çekinmemektedir Örneğin başka bir kitaptan yaptığı alıntının farkına varılamayacağına inanır alıntı hırsızı. Öyle ümit eder. Ya da farkına varılana kadar istediğimi elde ederim diye hesaplar. Said de hoca takımının ve çevresindekilerin İncil ve Tevrat hakkındaki cehaletini görerek cesaretlenmiştir muhakkak. Onun döneminde ne bilgisayar var ne internet. Hangi bilgili kişi çıkacak da hem onun tüm yazdıklarını okuyacak hem de İncil ve Tevrat'ı araştıracak? Farzedelim ki 1-2 kişi çıktı farketti bu yalanı. Kime, nasıl anlatacak? Üstelik 'kafir' suçlamasıyla karşı karşıya kalacak. 'Kur'an'da dahi yazıyor inanmıyor musun? ' diyecekler. Bu, bugün dahi böyle.. Ayrıca inananlarını öyle bağlamışlardır ki gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunuzda dahi peşinden gitmeyi sürdürürler. Akıllarına düşen bir şüpheyi, çelişkiyi şeytandandır diye düşünüp kafalarından atmaya çalışır, ondan uzak dururlar. Sonuçta günü kurtarmayı da başarırlar. Emellerine ulaşamasalar da hala bu çağda kutsal-saygın biiymiş gibi anılır, haklarında kitaplar yazılır, günler düzenlenir, çizgi flimler yapılır. Said Nursi hazretleri diyor ki Hizmet Rehberi'nde; Risalelere itiraz edilemez. İtiraz eden peygamber bile olsa itibar edilmez. İspatı mı? İşte: 'Mekke-i Mükerremede dahi-farz-ı muhal olarak-Risâle-i Nur’un aleyhinde bir îtiraz kutb-u azamdan dahi gelse, Risâle-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u azamın îtirazını iltifat ve selâm sûretinde telakkî edip, teveccühünü de kazanmak için, medar-ı îtiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir.' Kutb-u azam: peygamber ya da zamanın dinde en yüce öğreticisi, rehberi Saff suresi ayet 6 6.Hani Meryem oğlu İsa da: 'Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi 'Ahmed' olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim' demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: 'Bu, açıkça bir büyüdür' dediler. Tevrat'ta Ahmet adında kimse geçmiyor. Muhammed, kendinin bir adının da Ahmet olduğunu iddia edip, işte ben oyum diyor. Ama ne eski ne yeni Ahit'te Ahmet yok. Birileri de Kuran'ı yalancı çıkartmamak için böyle bir ayet uydurup Tevrat'a sokmaya çalışıyorlar. Ancak ne yazık ki bu kitap dünyada en çok basılmış olan kitap. Öyle kolayca bir iki uydurmayla değişecek durumda değil. Uydurmacılar ekolünden farklı bir ekol de var tabii. Bunlar da kelimelerle ve fikirlerle oynayanlar ekolü. Elmalı'ya göre 'Âkıb, kendisinden sonra Peygamber gelmeyen 'son Peygamber' demektir'. Ama Ahmet 'hamd'dan geldiğine göre kolayca 'Akıb'a dönemez. Lafı evire çevire 'ihbar'a kadar getirir. Haber verici, müjdeci falan gibi bir son peygamber olayına çıkarır sonunda. Yani Ahmet, müjdecidir, bundan bahsediliyor der. Çünkü adam biliyor ki Tevrat'ta Ahmet diye biri yok. Ne yapsın, evirip çeviriyor. Olayın bence Muhammed'in de Tevrat'ı yarım yamalak bilmesinden kaynaklı. Bahsedildiği gibi birşey Yeşaya (yada eski çevirideki adıyla İşaya) kitabında geçiyor. Aslında peygamberlerin kitapları olarak geçen kitaplarda benzer başka ifadeler de vardır. Bunu daha önce İbrani tarihinde anlatmıştım. Yahuda ve İsrail devletlerinin Babil ve ardından Asur tarafından yıkılmasının ardından bu tür çokça peygamber/kahin çıkıp kurtarıcılık iddiasında bulunurlar. Bunlar gelecekten haber veren ve kurtarıcı bir peygamberi müjdeleyen kişilerdir. Bu müjdecilik halkın eziyet görmesinden, köle hale geti-rilmesinden kurtuluş olmanın da ötesinde ilahi anlamlar eşliğinde verilir. Sonraki yüzyıllarda bu kültür sürer ve hıristiyanlık da bunun üzerine kurulur zaten. İşte bunlardan Yeşaya kitabında geçen öyküler üzerine çokça tartışılmış. Bu bölümü aktarıyım size: Kulun Acı Çekmesi ve Yücelmesi 13 Bakın, kulum başarılı olacak; Üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek. 14 Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor; Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, İnsana benzer yanı kalmadı; 15 Pek çok ulus ona şaşacak, Onun önünde kralların ağızları kapanacak. Çünkü kendilerine anlatılmamış olanı görecek, Duymadıklarını anlayacaklar. 1 Verdiğimiz habere kim inandı? RABbin gücü kime açıklandı? 2 O RABbin önünde bir fidan gibi, Kurak yerdeki kök gibi büyüdü. Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. 3 İnsanlarca hor görüldü, Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik. 4 Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, Vurulup ezildiğini sandık. 5 Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. 6 Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. 7 O baskı görüp eziyet çektiyse de Ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, Kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi Açmadı ağzını. 8 Acımasızca yargılanıp ölüme götürüldü. Halkımın isyanı ve hak ettiği ceza yüzünden Yaşayanlar diyarından atıldı. Onun kuşağından bunu düşünen oldu mu? 9 Şiddete başvurmadığı, Ağzından hileli söz çıkmadığı halde, Ona kötülerin yanında bir mezar verildi, Ama öldüğünde zenginin yanındaydı. 10 Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, Acı çekmesini istedi. Canını suç sunusu* olarak sunarsa Soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak. RABbin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek. 11 Canını feda ettiği için Gördükleriyle*fu* hoşnut olacak. RABbin doğru kulu, kendisini kabul eden birçoklarını aklayacak. Çünkü onların suçlarını o üstlendi. 12 Bundan dolayı ona ünlüler arasında bir pay vereceğim, Ganimeti güçlülerle paylaşacak. Çünkü canını feda etti, başkaldıranlarla bir sayıldı. Pek çoklarının günahını o üzerine aldı, Başkaldıranlar için de yalvardı. Bu metin yüzyıllardır Hıristiyanlar tarafından İsa'nın gelişinin önden haber verilmesi olarak yorumlanmış. Halbuki İsa efsanesi de bu öykülerin üzerine kurulmuş durumda. Bir tür efsane olarak Ortadoğu'da anlatıla gelen bu hikayelerden Muhammed de kendisine bir pay çıkarmış. Zaten ondan önceki yüzlerce peygamber de işte gönderilecek olan biziz diyorlardı. Ancak bu bir Yahudi geleneği iken Muhammed olayı Arap'lara da taşımış. KAYNAKLAR: saidi nursi yeni asya tarafından1994 te yayınlanan saidi nursi külliyatı (toplu eserleri) http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp? Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=167 http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp? Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=167 http://www.kutsalkitap.com/kkitap/ http://www.suleymaniyevakfi.org/modules/...resail.doc http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp? Section=Kulliyat&Book=HizmetRehberi&Page=163
__________________
Ey Büyük Ata, Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır. Ey Türk'ün büyük Ata'sı ! İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz. Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız. Türk Gençliği
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Mustafa Kemal'in askeri
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.846
Tecrübe Puanı: 2091458
Rep Puanı : 418265515
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Konu din ve atılan yalanlar ve hiiiç kimse bundan rahatsız olmamış. Allah yalanı kabullenmenizi kabullenmez.
__________________
Ey Büyük Ata, Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır. Ey Türk'ün büyük Ata'sı ! İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz. Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız. Türk Gençliği
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Üsteğmen
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Sep 2008
Bulunduğu Yer: KOSTANTİNİYYE
Mesajlar: 486
Tecrübe Puanı: 515978
Rep Puanı : 103184016
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Said-i Nursi Hz.leri çok büyük bir ilim adamıydı ve herşeyden önce imanı çok kuvvetli bir Müslüman idi..onun eserinde tahrif edilmiş tevrat tan incil den alıntı yapmasını beklemek asıl aptallıktır bence..orada hazret Cenab ı Allah ın indirdiği gerçek kutsal kitaplardan bahsediyor her zaman..
Fethullah tan nefret ediyorum onun çok büyük bir düşmanıyım (manevi olarak) ancak bunları Said i Nursi ye mal etmiyorum..onun risalesinden maksatlıca hüküm çıkaranlardır bunun sorumluları.."gayri müslim de cennete gidebilir" yada "Muhammeden Rasulullah demeye gerek yoktur" gibi reform hareketleri hep bunların altından çıkıyor..dinini koruyacak olan Cenab ı Allah tır boşa uğraşıyorlar..
__________________
Hayallerde kaldı fanilik, ölse de herkes cennetlik... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Çavuş
![]() Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 38
Tecrübe Puanı: 18533
Rep Puanı : 3682333
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kardeş Sait i anladık onu boşverde İsa Aleysalamda daha Öncekilerde hepsi efsane üzerine Din Kurdular Hazreti Muhammette Yalancı demen yanlıştan dön din allahın dinidir islamdır. Sen yazdıklarını tart bidaha düşün öle yaz
6.Hani Meryem oğlu İsa da: 'Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi 'Ahmed' olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim' demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: 'Bu, açıkça bir büyüdür' dediler. Tevrat'ta Ahmet adında kimse geçmiyor. Muhammed, kendinin bir adının da Ahmet olduğunu iddia edip, işte ben oyum diyor. Ama ne eski ne yeni Ahit'te Ahmet yok. Birileri de Kuran'ı yalancı çıkartmamak için böyle bir ayet uydurup Tevrat'a sokmaya çalışıyorlar. Ancak ne yazık ki bu kitap dünyada en çok basılmış olan kitap. Öyle kolayca bir iki uydurmayla değişecek durumda değil. Uydurmacılar ekolünden farklı bir ekol de var tabii. Bunlar da kelimelerle ve fikirlerle oynayanlar ekolü. Elmalı'ya göre 'Âkıb, kendisinden sonra Peygamber gelmeyen 'son Peygamber' demektir'. Ama Ahmet 'hamd'dan geldiğine göre kolayca 'Akıb'a dönemez. Lafı evire çevire 'ihbar'a kadar getirir. Haber verici, müjdeci falan gibi bir son peygamber olayına çıkarır sonunda. Yani Ahmet, müjdecidir, bundan bahsediliyor der. Çünkü adam biliyor ki Tevrat'ta Ahmet diye biri yok. Ne yapsın, evirip çeviriyor. Olayın bence Muhammed'in de Tevrat'ı yarım yamalak bilmesinden kaynaklı. Bahsedildiği gibi birşey Yeşaya (yada eski çevirideki adıyla İşaya) kitabında geçiyor. Aslında peygamberlerin kitapları olarak geçen kitaplarda benzer başka ifadeler de vardır. Bunu daha önce İbrani tarihinde anlatmıştım. Yahuda ve İsrail devletlerinin Babil ve ardından Asur tarafından yıkılmasının ardından bu tür çokça peygamber/kahin çıkıp kurtarıcılık iddiasında bulunurlar. Bunlar gelecekten haber veren ve kurtarıcı bir peygamberi müjdeleyen kişilerdir. Bu müjdecilik halkın eziyet görmesinden, köle hale geti-rilmesinden kurtuluş olmanın da ötesinde ilahi anlamlar eşliğinde verilir. Sonraki yüzyıllarda bu kültür sürer ve hıristiyanlık da bunun üzerine kurulur zaten. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Mustafa Kemal'in askeri
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.846
Tecrübe Puanı: 2091458
Rep Puanı : 418265515
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Konu uzun zamandır burada ama fikir beyanı yok.
Kimse yalanlardan rahatsız olmadımı?
__________________
Ey Büyük Ata, Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır. Ey Türk'ün büyük Ata'sı ! İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz. Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız. Türk Gençliği
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Acemi Asker
Üyelik Tarihi: May 2008
Mesajlar: 5
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
Karizma Derecesi :
![]() |
pravokasyon
tartışmaya bile değmez kaos çıksında nasıl olursa olsun gladyonun sitelerinden alınmış milletin maneviyatına yönelik hareketler |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Astsubay Üstçavuş
![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 150
Tecrübe Puanı: 280580
Rep Puanı : 56091223
Karizma Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın kitabıdır. İncilde şu yazıyor bu yazıyor derken-bide Kur'an'ı okuyup düşünmenizi tavsiye ederim. Ayrıca bu yazdıklarınıza kesinlikle katılmıyorum. Allah'tan herkese hidayet diliyorum. (AMIN)
|
|
|
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
ÜYELER İÇİN YASAL UYARI
Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal
edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin
almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca
ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve
yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar
site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu
takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan
kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.
HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı
amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak
hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı
içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır”
prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir
biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri
veya meslek birlikleri,
hukukiletisim@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan
talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde
görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.
Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve
hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler
sağlanacaktır.