Zevkli.ORG  


Geri Dön   Zevkli.ORG > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Dini Konular > Ramazan Özel


Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-29-2008, 01:30 PM   #1
harun9045
Üsteğmen
 
harun9045 - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2008
Bulunduğu Yer: MALATYA
Mesajlar: 404
Tecrübe Puanı: 807323
Rep Puanı : 161452602
Karizma Derecesi : harun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond reputeharun9045 has a reputation beyond repute
Party Smiley 017 Soru Sormanın usulü ve adabı nasıldır?

Soru soranla cevap verenin konumları açısından soru dört çeşittir:

1. Alimin alime sorusu: Bu dinleyenlere öğretmek, doğruluğunu test etmek, müzakere ve mübahase etmek için sorulur. Hz. Cebrail’in Hz. Peygamber’e sorduğu “İman nedir?”, “İslâm nedir?”, “İhsan nedir?” soruları bu türdendir.

2. Alimin cahile sorusu: Bu, soru yoluyla öğretme usulünün gereğidir. Muhataba ya bilmediğini öğretmek, ya yanlış bildiğini düzeltmek, ya da üçüncü şahıslara bir bilgiyi iletmek için kullanılan yöntemdir. Soruyu soran cevabı vermek için sorar. Rabbimizin vahiy yoluyla “Sizi kurtaracak kârlı bir ticaret önereyim mi?”, “Ona adaş birinin varlığını biliyor musun?” gibi sorular buna örnektir.

3. Cahilin cahile sorusu: Bu sorudan bir şey çıkmaz. Tıpkı “Üçayaklı hayvanın adı nedir?” gibi abes bir iştir. Cahilin muhatabı olan cahilde uyandıracağı bilme merakı ihtimali, bu tür bir soruyu nisbeten anlamlı kılabilir.

4. Cahilin alime sorusu: Asıl soru budur ve vahyin “Bilmiyorsanız bilgi sahibi (ehl-i zikr) olanlardan sorun!” emrinden anlaşılması gereken de bu tür sorudur.

Bu dördüncü maddeye giren sorularda yapılmaması gereken usul hataları şunlardır:

1. İlle de aklımızdakini onaylatmak için soru sormak: Yani: “Bana öyle bir cevap ver ki, mutlaka benim aklımdaki, ya da hoşlanacağım, ya da işime gelen bir cevap olsun”. alimlerimize yardım etsin. Bazıları, istedikleri cevabı alıncaya kadar ısrar eder. Bazıları bunun için cevap sahibini sıkıştıracak kadar gözünü karartır. Bazıları, istedikleri cevabı alamayınca muhatabını suçlayacak kadar saygısızlaşır. Bu yapılan en yaygın usul ve üslup hatalarından biridir. Bu, hem bilginin kendisine, hem sorulan kimseye saygısızlıktır.

2. Soru sormakla muhataba lutfettiğimizi sanmak: Bu tipler gerçekten gariptir. Asıl riski soru soranın değil cevap verenin aldığını düşünmez. Mesele dini bir meseleyse, cevap veren alimin ağır bir manevi sorumluluk altında ezildiğini, o baskıyı tüm hücrelerinde hissettiğini bilmez. Beyimizin soru sorması bir lütuftur. Soru sorduğu alime minnet etmek şöyle dursun, onu minnet altına almaya kalkar. “Cevap vermeye mecbursun” havasıyla sorar sorusunu. Bir de vereceği cevaba itibar ettiğini söylemesi yok mu, hepsine tüy diker. Sanki insanın itibar etmediği birine mesele sorması normalmiş gibi.

3. Alimin hiçbir işi gücü olmadığını, “Yar bana bir soru” diye sabahlara kadar ekranlara göz diktiğini zannetmek: Köroğlu “Delikli demir çıktı mertlik bozuldu” demiş ya, internet çıktı adab ve erkan daha da bozuldu. Ömründe bir kez bile karşılaşmamış, dahası kim olduğunu bilmiyor. (Kimliğini gizleyerek veya takma adla kimliğini saklayarak soru sorana zaten cevap verilmez.) Sorusu en basit nezaketten dahi yoksundur. Daha önce verdiği cevapları araştırmamış, bulma, okuma, dinleme, seyretme zahmetine dahi katlanmamışız. Bir de “Delil de isterim” diye tutturursak, üzerine tüy dikmiş olmaz mıyız? Alimin meşguliyeti başından aşkınmış, nefes alacak vakti yokmuş, iki ayağı bir pabuçtaymış… Bütün bunlar bizi ırgalamaz. Biz “ona soru soran tek kişiyiz” ve o da bize cevap vermekten başka işi olmayan bir “makine”. Bazen bir soru yetmiyor, bir tek mesajda 5 hatta 10 soru sıralıyoruz. Bu sorular içinde “evet-hayır” soruları hemen hiç yok. Bazıları kitaplık çapta cevap isteyen sorular. Muhatabımızın hal-i pür melalini bir düşünebiliyor muyuz? Hele bir de o konuda oturmuş yıllarını verip bir eser, günlerini verip bir ilmi makale üretmiş ve biz onu okuma zahmetine dahi katlanmadan bunu yapmışız… Vah ki vah!

4. Kırk akıllının kırk yıl cevaplayamayacağı soruyu bir delinin birkaç saniyede sorabileceği gerçeğini unutmak: Bizim kolayca sorduğumuz öyle sorular var ki, alim onu cevaplamak için bazen günlerce dirsek çürütür, bazen kök söker, bazen yürek ve zihin teri döker. Bazı sorularımız soru soran açısından netameli değildir, ama cevap veren açısından netamelidir. Bazı sorularımız çok özeldir. Çok özel soruların çok özel tanışıklık gerektirdiği unutulur veya göz ardı edilir. Mücadile suresinde geçtiği gibi, Rabbimiz Hz. Peygamber’den yerli yersiz özel görüşme talep ederek onu meşgul edenleri durdurmak için “Necva sadakası” mecburiyeti getirmişti. Bu aslında önder ve rehber konumundaki şahsiyetlerden “mesai çalma bedeli” idi. Bununla şu mesaj veriliyordu: O size rızası için zaman ayırıyor. Madem öyle, haydi o zaman siz de rızası için muhtaçlar için bir sadaka ödeyin! Fakat biz bazen muhatabımızı saatlerce meşgul edecek mesaisini alıyor da bir teşekkürü bile çok görüyoruz. Hatta bazılarımız sıkılmadan dönüp bir de beğenmediği cevaptan dolayı tariz ve sitem etmeye yelteniyor.

5. Alimlerimizin de etten ve kandan bir beşer olduğunu unutmak: Bir soruyoruz, cevap alıyoruz. Ardından aklımıza bir şey esiyor ona da cevap alıyoruz, ardından aklımıza esen tüm soruları hiçbir zahmete katlanmadan sıralıyoruz. Eğer cevap alamazsak sanki alimlerimizi çarçur etmek hakkımızmış gibi çıkışıyoruz. Bazen kızdırana kadar çabalıyor, kızınca da ona Peygamberimizi örnek göstererek güya haddini bildirmeye çalışıyoruz.
alimlerimize sabrı cemil ve ecri cezil lutfetsin, biz ilim taliplerine de kadir kıymet bilmeyi nasip etsin.



Mustafa İslamoğlu
__________________
bir tıklamayla destek verin

işte link







harun9045 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:57 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.0 Beta 3 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM
Forum SEO by Zoints
Zevkli.ORG
dizi izle film indir

ÜYELER İÇİN YASAL UYARI


Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, hukukiletisim@gmail.com  mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.